İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 16/03/2026 YAZIM TARİHİ : 17/03/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 18/12/2025 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında t…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/12/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... İSTİNAF EDEN DAVALI : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 16/03/2026 YAZIM TARİHİ : 17/03/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 18/12/2025 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu ve bu bağlamda müvekkili firma tarafından davalı şirkete satışı yapılan bir kısım malzemeler yönünden e-fatura düzenlenerek tebliğ edildiğini, davalı şirketin iş bu faturaya herhangi bir itirazının olmadığını ve iş bu faturaya dayalı borç nedeniyle de kısmi ödeme yaptığını, bakiye kalan alacağın ödenmemesi üzerine Konya ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından davalı/borçlu şirket hakkında ilamsız icra takibi başlatılmış ise de ödeme emrini alan davalı şirketin iş bu takibe itiraz etmesine karşın 05.04.2023 tarihinde de bakiye kalan 44.273,00 TL’yi ödediğini, ancak icra takibi başlatılması nedeniyle icra vekâlet ücreti ve masrafların ödenmediğini, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, yerleşik Yargıtay kararları gereğince icra takibi başlatıldıktan sonra yapılan ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davalı şirketin haksız itirazının iptaline ve takibin devamı ile inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiş, davalı vekili yargılama aşamasındaki beyanları ile özetle; dava konusu faturanın son ödeme tarihinin 17/03/2023 olduğunu, ancak davacının bu tarihten önce icra takibi başlattığını, bu nedenle takibe haklı olarak itiraz edildiğini, arabuluculuk aşamasında da kalan 44.273,00 TL'nin ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporları ile ve toplanan tüm delillere göre davacının takip yapmakta haklı olduğu, Dava dosyasına kazandırılan Ba ve Bs formlarının incelenmesi neticesinde davacının ve davalının Ba ve Bs formlarında uyuşmazlık konusu faturaya ilişkin bildirimlerin yapıldığı, incelemesi yapılan davalının 2023 yılı Yevmiye, Envanter ve Kebir defterlerinin yıl tamamlanmadığı gerekçesi ile henüz yazdırılmadığı, boş olduğu, bu nedenle tüm tespitlerin muhasebeci onaylı ticari defterlere ait muavin dökümünden yapılıp sunulduğu, sunulan 2023 yılı yevmiye defterinin yıl tamamlanmadığı için kapanış tasdikinin yapılamayacağı, davalının ticari defterlerinde uyuşmazlık konusu faturanın kayıtlı olduğu, ilgili faturanın cari hesap kaydının yapıldığı ve ........ nolu ........ A.Ş. yevmiye numaralı hesapta takip yapıldığı, davalı tarafından yerinde inceleme esnasında sunulan dekontlardan 25.01.2023 tarihinde ........ aracılığı ile 15.000,00 TL ve 05.04.2023 tarihinde ........ aracılığı ile 44.273,00 TL olmak üzere toplam 59.273,00 TL banka aracılığı ile davalı tarafından davacıya ödeme yapıldığı, davalının 2023 yılı ticari defterlere ait muavin dökümünden davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin 25.01.2023 tarihinde başladığı ve 05.04.2023 tarihinde sona erdiği, davacı tarafından davalıya 15.02.2023 tarihli uyuşmazlık konusu 59.273,76 TL'lik faturanın düzenlendiği, ilgili faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, başkaca herhangi bir faturaya ilişkin davalı ticari defterlerinde kayıt olmadığı, ayrıca davalının ticari defterlerinde düzenlenmiş iade faturasına ilişkin herhangi bir kayıt olmadığı, davalının davacıya rapor tarihi itibariyle 59.273,76-59.273,00= 0,76 TL borcu olduğu, 06.12.2023 tarihli davacı ticari defterlerine ilişkin hazırlanan bilirkişi raporu ile hazırladığı rapordaki düzenlenen fatura ve ödemelere ilişkin kayıtların birbirini teyit ettiği, davacı ticari defter kayıtlarına göre de davacının davalıdan dava ve rapor tarihi itibari ile 0,76 TL alacağı olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 44.273,76 TL asıl alacağı olduğu, 05.04.2023 tarihinde 44.273,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödeme miktarı ve ödeme tarihi dikkate alınarak hesap bilirkişisince yapılan hesaplamanın da kanuna ve hukuka uygun olduğu, ayrıca davalının, vekalet ücretinin tam alınmaması gerektiği yönündeki itirazının borcun tamamı ödenmediğinden yersiz olduğu..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 8.744,26TL asıl alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte devamına, kabul edilen asıl alacak miktarı olan 8.744,26 TL'nin %20'si olan 1.748,85TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarih itibarıyla davacının hukuki yararının bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından 25.01.2023 tarihinde 15.000,00 TL, 05.04.2023 tarihinde ise 44.273,00 TL olmak üzere toplam 59.273,00 TL ödeme yapıldığını, davacının, dava tarihinden önce yapılan bu ödemeleri bizzat icra dosyasına bildirdiğini, dosyada alınan iki ayrı bilirkişi raporunda da, dava tarihi itibarıyla davacının alacağının 0,76 TL olduğunun tespit edildiğini, borcun büyük kısmının dava öncesinde ödenmiş olması karşısında, 0,76 TL gibi cüzi bir miktardan kaynaklı olarak müvekkili şirkete haksız ve kötüniyetli borçlu sıfatı yüklenmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket borcun tamamını fiilen ödediğini, bu şartlar altında icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ayrıca yargılama giderlerinin, arabuluculuk ücretinin, vekâlet ücretinin tamamının müvekkili şirkete yüklenmesinin HMK 326. maddesine ve hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İstinaf Dilekçesinin Reddi" başlıklı 346/(1). maddesinde; istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemenin istinaf dilekçesinin reddine karar vereceği düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341.maddesinin 2 inci fıkrasında miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu düzenlenmiş, aynı kanunun "Parasal sınırların artırılması" kenar başlıklı 1. Ek Maddesinin 1. Fıkrasında 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 44 üncü Maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Parasal sınırların artırılması" kenar başlıklı 1 inci Ek Maddesinin 2 inci fıkrasında; "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" denilmiş, 14/11/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7531 sayılı kanunun 22 inci maddesi ile eklenen 3 üncü fıkrada, İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan sınırlar esas alınır denilmiş, 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı kanunun 20 inci maddesi ile de 1 inci ek maddenin 2. Fıkrası, "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır" şeklinde değiştirilmiş ve maddenin 3 üncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Davacının Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yaptığı takipte davalının yaptığı itirazın iptalini talep ettiği, ilk derece mahkemesince 18.12.2025 tarihinde davanın kısmen kabulü ile davalının takibin 8.744,26 TL'lik kısmına yaptığı itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına karar verildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.07.2025 tarih 2024/10-205 Esas 2025/410 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi karar tarihi itibariyle uygulanması gereken 7550 sayılı kanunun 20 inci maddesi ile de 1 inci ek maddenin 2. fıkrası ve HMK'nın 341/2. maddesi gereğince miktar veya değeri (dava tarihi itibariyle) 17.830,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf dilekçesi ilk derece mahkemesince reddedilebileceği gibi 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Dava dosyasının incelenmesinde; istinaf kanun yoluna başvuran davalının reddini talep ettiği miktar nazara alındığında davalı yönünden kararın kesin olduğu, istinaf kanun yolunun açık olmadığı, ilk derece mahkemesi hakiminin kanunla verilmeyen bir hakkı tanımak suretiyle hükme karşı istinaf kanun yolu açık olduğunu belirtmesinin, taraflara; yasayla verilmemiş bir hakkı bahşetmeyeceği sonuç ve kanaatiyle davalının istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin HMK 352/1-b maddesi gereğince reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalının istinaf kanun yoluna başvurma dilekçesinin REDDİNE, 2- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/03/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 352 ve 362/1.a maddeleri gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır .....