6. Hukuk Dairesi 2023/2665 E. , 2024/864 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/624 E., 2023/490 K. DAVA TARİHİ : 12.09.2017 HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/377 E., 2020/207 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölg
**6. Hukuk Dairesi 2023/2665 E. , 2024/864 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/624 E., 2023/490 K. DAVA TARİHİ : 12.09.2017 HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/377 E., 2020/207 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; : ... Bakanlığı ile dava dışı yüklenici arasında yapılan hizmet sözleşmesi kapsamında yüklenicinin sözleşmeden doğan alacağının bir kısmını dava dışı ...A.Ş'ye devrettiği ve firma tarafından yüklenicinin kestiği iki adet faturaya dayanarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, yüklenicinin beşinci ve altıncı hakedişlerinden gerekli kesintiler yapıldıktan sonra icra dosyasına kısmi ödeme yapıldığını, yüklenici'nin yedinci ve sekizinci hak ediş dönemine ait alacağı yönünden firmanın Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42. maddesinde belirtilen "düzenlenen hakediş raporunun işleme konulabilmesi için yüklenici veya iş başında bulunan vekili tarafından imzalanmış olması gerekir" hükmüne aykırı olarak hakedişleri imzalamaması nedeniyle ödenememiş olduğunu ve bu durumun temlik alacaklısı ...A.Ş. ye bildirildiğini ancak süreçte ...A.Ş'nin, Devir ve Temlik Sözleşmesi ile alacağını davalıya devrederek müvekkili idareye bu konuda herhangi bir tebligat yapmadığını, 6098 sayılı BK. nın 183 ve 188. maddeleri ile sözleşmenin 12.3 maddesi ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42. maddesine göre temliğin müvekkili idareye bildirilmemiş olması ve bildirilen hakediş raporlarının yüklenici veya vekili tarafından imzalanmamış olması nedeniyle hakediş raporlarının işleme konulamamış olması nedeniyle müvekkili idarenin takipte kesinleşen miktardan sorumlu olmakla birlikte işlemiş faizden sorumlu tutulamayacağını bu nedenle İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1992 Esas sayılı dosyasından gönderilen borç muhtırası ve kapak hesabındaki işlemiş faiz miktarı olan 1.049.413,02-TL (05.05.2017 tarihi itibariyle hesaplanan) borçlarının bulunmadığının tespitine karar verilmesini, telafisi mümkün olmayan zararın ortaya çıkmasının engellenmesi amacıyla icra takibinin durması için tedbir kararı verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 37.2.2 maddesine göre taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların Milletlerarası Tahkim Kanunu ile çözüleceğini, tahkim yerinin Ankara ve yetkili mahkemenin Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi olarak düzenlendiğini, ancak huzurdaki davanın İstanbul’da açıldığını, tahkim itirazında bulunduklarını, davanın usulden reddedilerek esasına girilmemesi gerektiğini, ... Bakanlığı ile dava dışı yüklenici arasında hizmet alımlarına ait hizmet sözleşmesi akdedildiğini, yüklenici'nin bu sözleşmeden doğan alacaklarının bir kısmını temlikname ile dava dışı ...A.Ş’ye temlik ettiğini, dava dışı ...A.Ş'nin, yüklenici tarafından kesilen iki adet ödenmemiş fatura dolayısıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, söz konusu alacağın 21.12.2016 tarihli devir ve temlik sözleşmesiyle müvekkili tarafından temlik alındığını, davacı taraf Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42. maddesi gereği ödeme yapılamadığını beyan etmekle birlikte, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’ne ulaşılamadığını, dava dilekçesi ekinde de bulunmadığından bu konuda cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, davacının takipte kesinleşen miktardan sorumlu olduklarını ikrar edildiğinden işlenmiş faizden de sorumlu olunacağını, davacının iddiaların gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle davanın öncelikle Milletlerarası Tahkim Kanunu gereği usulden reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise, esastan reddini ve vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üstüne bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulü ile, davacının İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1992 esas sayılı dosyasında davalı ...Ş.'ye borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından sadece icra dosyasındaki faiz alacağı yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi istenilmesine rağmen talep aşılarak icra dosyasındaki tüm alacak bakımından borçlu olunmadığının tespitine karar verildiğini, tahkim itirazları gözetilmeksizin karar verildiğini, davanın usulden reddi gerektiğini, yetkisiz olarak dosyaya bakılarak karar verildiğini, sözleşmenin 12.3 maddesinin yüklenicinin alacak devrini düzenlediğini, bu hükmün sadece yüklenicinin yaptığı devirleri kapsadığını, ...A.Ş.'ye yapılan ilk devrin sözleşmenin aradığı şartlarda yapıldığını, ancak, sonraki devirlerde artık bu şartın aranmayacağını, sözleşme hükmünün sadece yüklenici devrini kapsadığını, nitekim ...A.Ş yüklenicinin alacağını almakla yüklenici sıfatının kazanmayıp sadece alacaklı konumuna geçtiğini, ...A.Ş. nin devraldığı alacağı devrederken artık borçlunun rızasının veya izninin aranmayacağını, zaten artık sadece para borcunun alacaklısı olan temlik alacaklısının gerçekleştireceği devirlerin idarenin iznine tabi olmasında da idarenin korunabilir bir menfaatinin olmayacağını, sonraki temlikler için idarenin izninin gerektiği kanaatinde olunsa dahi idarenin yüklenicinin yaptığı ilk devre verdiği iznin o alacak için daha sonra yapılacak devirleri de kapsayacağını, nitekim yüklenicinin yaptığı devre onay verildikten sonra idare ile somut bir ilişki içinde bulunmayan alacaklıların gerçekleştireceği devirleri de kapsaması gerektiğini, müvekkilleri şirketin devraldığı alacağın devrinin idarenin iznine tabi olmadığını belirterek mahkemece sözleşme hükmünün lafzına, ruhuna ve amacına aykırı şekilde uygulanarak temliğin izine tabi olduğu gerekçesi ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması talep edilmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tahkime dair sözleşmenin 37/1. maddesinin yanlış değerlendirildiğini, uyuşmazlık tahkime tabi olmasa dahi Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının sadece faiz yönünden borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiş olmakla birlikte mahkemece talep aşılarak tüm icra dosyası yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmek suretiyle talep aşılarak karar verildiğini, taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, sözleşmenin 12.3. maddesinin yüklenicinin alacak temlikini düzenlediğini, yüklenicinin ... A.Ş. ye yaptığı devrin sözleşme hükümlerine uyularak yapıldığını sonraki devirler için bir düzenleme yapılmadığını, bu nedenle, sonra ki devirlerde sözleşmenin bu maddesinin uygulanamayacağını, nitekim devirden sonra sadece para alacaklısı olan yeni alacaklının alacağı devrinde idarenin izninin alınmasının hukuki bir menfaati bulunmadığını, sözleşmenin bu şekilde yorumlanması gerektiğini, istinaf mahkemesi tarafından bir diğer onama gerekçesi olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi m.42 hükmüne göre hak ediş raporunun yüklenici tarafından imzalanmaması halinde kontrol teşkilatının hesaplamaları tek başına yaparak hak ediş raporunu düzenleyeceğini, bu noktada hak ediş raporlarının yüklenici tarafından imzalanmamış olması ihtimalinin kabulü halinde dahi şartnamenin idareye görev yüklemediğini ve hak ediş raporunun düzenlenmesini gerekli kıldığını, bu anlamda, somut olay bakımından kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması ve bu icra takibine idare tarafından da ödemelerde bulunması durumu göz önüne alındığında TMK m.2 uyarınca ilgili şartın da gerçekleştiğinin kabulü gerekmediğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının ilgili icra dosyasında talep edilen faizden sorumlu olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, HMK md. 26 3. Değerlendirme Uyuşmazlık dava dışı yüklenici ile davacı arasında akdedilen hizmet sözleşmesi gereği, yüklenicinin sözleşme hükümlerine göre alacağını birinci kez temlik etmesinden sonra temlik edilen alacağın temlik alan tarafından ikinci kez temlik edilmesinde sözleşmenin 12.3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı, ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesi gereği davacının kesinleşen ve kısmi ödeme yapılan icra takibinde temlik alana karşı ödeme yapmaktan kaçınıp kaçınamayacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı ile dava dışı yüklenici arasında imzalanan hizmet sözleşmesindeki alacakların bir kısmı, davacıya da bildirilmek suretiyle hizmet sözleşmesinin 12.3. maddesi'ne uygun olarak dava dışı ...A.Ş’ye temlik edilmiş, temlik edilen alacağın ödenmemesi üzerine ilk temlik alan tarafından iki adet faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatılmış, davacı borçlu tarafından itiraz edilmeksizin icra takibi kesinleşmiş ve davacı tarafından icra dosyasına kısmi ödeme yapılımıştır. Davacı ve dava dışı yüklenici arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 12.3 maddesi "yüklenici yapılan işe ilişkin hak ediş ve alacaklarını idarenin yazılı izni olmaksızın başkalarına devir ve temlik edemez." hükmünü içermekte olup, sözleşmenin sadece yüklenicinin temliki halinde davalı borçluya bildirim koşulu yüklemiş olmasına rağmen, temlik alanın icra dosyasında kesinleşmiş alacak niteliğine dönüşmüş olan alacağı temlikinde de, sözleşmenin bu hükmünün uygulanarak temlikin davacı borçluya bildirilmemiş olması nedeniyle, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yine davacı borçlu taraf icra takibine itiraz etmeksizin takibin kesinleşmesini sağladıktan ve icra dosyasına kısmi ödeme yaptıktan sonra Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42. maddesinde belirtilen "düzenlenen hakediş raporunun işleme konulabilmesi için yüklenici veya iş başında bulunan vekili tarafından imzalanmış olması gerekir" hükmünü gerekçe göstererek faiz ödemekten kaçınması TMK'nın 2. maddesine aykırı olmakla, icra takibine konu faturalara esas hak edişlerin yüklenici tarafından imzalanarak davacıya tevdi edilmediği gerekçesiyle davacının borçlu olmayacağı yönündeki kabul de doğru görülmemiştir. Kabule göre de; menfi tespit talepli dosyada davacı tarafından sadece icra dosyasında hesaplanan faize yönelik dava açılarak borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş olmasına rağmen asıl alacağı da kapsayacak şekilde tüm icra dosyasından borçlu bulunmadığının tespitine şeklinde hüküm kurulması HMK'nın 26 ncı maddesine aykırıdır. Bu bağlamda davalıya icra dosyasındaki kesinleşmiş alacağa dair yapılan temlikte hizmet sözleşmesinin 12.3 maddesinin uygulanmayacağı ve davacının icra takibindeki kesinleşmiş alacak yönünden hizmet işleri genel şartnamesini 42. maddesini gerekçe göstermesi TMK, m. 2'ye aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.