8. Hukuk Dairesi 2022/4812 E. , 2025/191 K. MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Maçka Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/84 E., 2021/285 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, i…
**8. Hukuk Dairesi 2022/4812 E. , 2025/191 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Maçka Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/84 E., 2021/285 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro çalışmaları sonucunda, Trabzon ili Maçka ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan Dere İçi mevkii 135 ada 138 parsel sayılı 2.055,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz çayır vasfıyla Hazine adına 11.09.2007 tarihinde tespit ve tescil edildikten sonra 18.05.2017 tarihli Kadastro Müdürlüğü yazısına binaen cins değişikliği yapılarak orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Trabzon ili Maçka ilçesi ... köyü 135 ada 138 parsel sayılı taşınmazın 11.09.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında çayır olarak Hazine adına tescil edildiğini, 08.06.2017 tarihinde ise vasıf değişikliği ile ormana dönüştürüldüğünü, taşınmazın müvekkili olan davacının dedesinden amcasına intikal ettiğini ve davacının da amcasından satın aldığını, uzun yıllar murisi evvelleri tarafından kullanıldığını, taşınmazın orman ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... 04.08.2021 tarihli orman bilirkişi heyeti raporunda; dava konusu taşınmazın 3116 sayılı orman sayılmayan yerlerden olduğu, 1945 tarih ve 4785 sayılı kanunla devletleştirilen yerlerden olmadığı, 1956 tarih ve 5658 sayılı Kanunun göre iadeye tabi alanlardan olmadığı, halen yürürlükte bulunan 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca devlet ormanı sayılmayan yerlerden olduğu, 19.08.2021 havale tarihli ziraat bilirkişisi raporunda da taşınmazın üzerinde 25 yıl ve üzeri tarım yapıldığının, taşınmazın kadim tarım arazisi vasfında olduğunun belirtildiği, yine 06.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde orman varlığının gözlemlenmediğinin açıklandığı, keşif mahallinde alınan beyanlardan taşınmazın, kadastro tespiti öncesinden 20 yıldan fazla süredir davacı ile ondan önceki malikler tarafından kesintisiz olarak ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığı sonucunun çıktığı gelen yazı cevapları, bilirkişi raporları ve mahalli bilirkişiler ile tanık beyanlarına itibar edilerek devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden sayılmayan çayır vasfındaki dava konusu taşınmazın zilyetlik sebebiyle davacı adına kazanım koşullarının gerçekleştiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne ve Trabzon ili Maçka ilçesi ... Mahallesi 135 ada 138 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nce; "... incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olmasına, ziraat bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmaz üzerinde yer fesleğeni, bahçe sütleğeni ve ballıbaba gibi güneşlenmeyi ve bol ışığı seven bitki türlerinden olup işlenen ve gübrelenen tarım arazilerinde görülen kadim türlerden olduğunun, arazi üzerinde yetişen bu türler biçilerek hayvan yemi olarak değerlendirildiğinin, nizalı parsel üzerinde uzun yıllardır çayır tarımı yapıldığının, komşu parseller olan 135 ada 37, 44, 47, 50, 51, 52 ve 54 nolu çayır vasıflı tarım parselleri ile toprak yapısı ve bitki örtüsü itibari ile aynı karakteristik özellikleri göstermekte olup, bu parselin devamı niteliğinde olduğunun belirlenmesine, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre davacının çekişmeli taşınmazı ot biçmek suretiyle ekonomik amaca uygun şekilde kullandığının anlaşılmasına göre, davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davalı Hazine vekili ile Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 inci maddesi gereği ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasından önce yapılan yargılama sırasında mahallinde bir kadastro, bir orman ve bir ziraat bilirkişisinin katılımıyla yapılan keşif sonrasında sunulan orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın eğiminin % 50 - 60 civarında olduğu, genel olarak çayır otları ile kaplı olduğu, üzerinde 3 adet erik ağacı ile bir kaç öbek kuşburnu bitkisinin bulunduğu, en eski tarihli 1955 ve 1973 yılı hava fotoğraflarında ve 1960 yılı memleket haritasında taşınmazın tamamının açıklık olup arazinin orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de, hava fotoğrafı ve memleket haritası üzerinde bir gösterim yapılmamış, daha sonra İlk Derece Mahkemesince talimat yoluyla bir harita yüksek mühendisi bilirkişisinden 1955, 1973, 1982 ve 2014 yılı hava fotoğrafları ile 1960 ve 1984 yılı memleket haritaları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan raporda, hava fotoğraflarında taşınmazın üzerinde orman varlığının gözlemlenmediği, yine memleket haritalarında da taşınmazın orman rumuzu olmayan bölgede kaldığı açıklanmış; ziraat bilirkişi raporunda ise, taşınmazın çayır vasfında olduğu, üzerinde tipik kadim tarım arazilerinde yetişen bitki türlerinin bulunduğu, uzun yıllardır 25 yıl ve üzerinde çayır tarımı yapıldığı, eğiminin % 50 olmasına rağmen çok yıllık otsu bitkiler ve emekle dikilmiş 25 - 30 yaşlarında 3 adet erik ağacı olması nedeniyle erozyon riski azaltılarak toprak koruma özelliği taşıdığı ve kadim tarım arazisi olduğu tespit edilmiş ve bu tespitler doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince eksik araştırma ile karar verildiği, taşınmazın bulunduğu yerde yapılmış ve kesinleşmiş bir orman tahdit çalışmasının mevcut olup olmadığı ve böyle bir çalışma varsa taşınmazın tahdit kapsamı içinde kalıp kalmadığının araştırılmadığı, kullanımın belirlenmesi için kadastro tespitinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait veya yakın tarihli hava fotoğrafları üzerinde streoskopik inceleme yapılmadığı, yine jeolog bilirkişi vasıtasıyla taşınmazın taban suyu ile jeolojik özellikleri dikkate alınarak çayır vasfında olup olmadığının araştırılmadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonra İlk Derece Mahkemesince bu defa, üç orman mühendisi, bir harita mühendisi, bir jeolog mühendisi ve bir ziraat mühendisi bilirkişisinin refakatinde keşfe gidilmiş olup, keşif sonrası sunulan ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazın % 50 - 60 eğime sahip olduğu, çevresindeki çayır vasıflı tarım arazileri ile bütünlük arz ettiği, çayır vasfında olup 25 yıl ve üzerinde çayır tarımı yapıldığı ve kadim tarım arazisi olduğu; orman bilirkişilerinin raporunda, taşınmazın 1955 yılı hava fotoğrafı ve 1960 yılı memleket haritalarında açık olduğu ve orman sayılan yerlerden olmadığı, taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kanun kapsamında orman Kadastro çalışması yapıldığı, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu; jeoloji bilirkişi raporunda ise, dava konusu parselin bulunduğu bölgenin jeolojik olarak üst kretase çatak formasyonuna ait bazalt andezit lav ve piroklastik birimlerden oluştuğu, tabanda yer alan bu kayaçlar üzerinde kuvarterner yaşlı güncel oluşuklardan yamaç molozu birimleri ve en üstte 3 - 5 cm civarında bitkisel toprak geldiği, kaynak suyu çıkış noktasında yapılan incelemelerde kaynağın kuru olduğu, inceleme alanında morfolojik olarak masif kaya yapısı, yüksek eğimli ve engebeli topografik yapısı bakımından dava konusu parselin çayır olarak kullanılmasının arazinin morfolojik yapısı itibariyle uygun olmadığı tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere, dava konusu taşınmazın niteliği (çayır vasfında olup olmadığı) hususunda, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı öncesi yapılan yargılama sırasında alınan raporlar ile sonrasında alınan jeoloji bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu ve yine önceki raporlara eklenen taşınmaza ait çeşitli yönlerden çekilen fotoğraflarda taşınmaz çayır vasfına haiz göründüğü halde sonra alınan raporlara eklenen taşınmaza ait fotoğraflarda taşınmazın çayır vasfıyla ilgisi olmayan bir yapıda, taşlık ve kayalık niteliğinde göründüğü ve böylelikle taşınmaza ait fotoğraflar arasında da taşınmazın niteliği hususunda çelişki mevcut olduğu tespit edildiği gibi, özellikle jeoloji bilirkişi raporunda taşınmazın çayır olarak kullanılmasının morfolojik yapısı itibariyle uygun olmadığı belirtildiği halde bu bilirkişi raporuna neden itibar edilmediği de İlk Derece Mahkemesince açıklanmamış; istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından jeoloji bilirkişisinden, taban suyu seviyesi hususunda alınan ek raporda, taşınmazın bulunduğu yerde aktif su kaynağına rastlanmadığı, kuru su kaynağı olduğunun belirlendiği, taşınmazın çok dik ve engebeli olduğundan dolayı taban suyunun taşınmazın alt kotlarından geçen dere güzergahına paralel seviyelerde olmasının muhtemel olduğu açıklanıp, taşınmazdaki taban suyu seviyesine ve niteliğine ilişkin net bir belirleme yapılmamış olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince bu husus kesin olarak açıklığa kavuşturulmaksızın, İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçeye ve diğer bilirkişi raporlarına itibar edilerek, dosya kapsamındaki rapor ve fotoğraflar arasındaki çelişkiler yöntemince giderilmeksizin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye davayı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporları ve bu raporlara ekli fotoğraflar arasında az yukarıda belirtilen çelişkiler giderildikten ve "Çayır" niteliğindeki taşınmazların, "genellikle düzlük ve taban suyunun yüksek bulunduğu veya sulanabilen yerlerde biçilmeye elverişli, yem üretilen ve genellikle kuru ot üretimi için kullanılan yerler" oldukları dikkate alınarak, çekişmeli taşınmazın çayır niteliğinde olup olmadığının tereddütsüz olarak belirlenmesi ve bundan sonra, taşınmaz üzerinde davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373 ncü maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.