11. Hukuk Dairesi 2010/6810 E. , 2012/6882 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2007 tarih ve 2005/336-2007/43 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı TMSF vekili Av. .... ile davalılardan ..., ... vekili Av. ... ve yine dav
**11. Hukuk Dairesi 2010/6810 E. , 2012/6882 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2007 tarih ve 2005/336-2007/43 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı TMSF vekili Av. .... ile davalılardan ..., ... vekili Av. ... ve yine davalılardan ... vekili Av...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 19.06.2003-13.02.2004 tarihleri arasında şirketin yönetim kurulu üyeleri ile denetçileri olarak görev yapan davalıların ortaklardan tahsil edilmesi gereken ilk apel ödemelerini ilgililerden tahsil etmemeleri nedeniyle şirketin uğradığı 125.000,00 TL zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, sözkonusu miktarın davalılardan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkiline karşı yönetim kurulu üyesi sıfatıyla açılan işbu davada ortaktan talepte bulunulmadan yönetim kurulu üyesinden sermaye borcunun zarar temelinde istenmesinin hukuka uygun olmadığını, henüz bir zarar doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, apel ödemesi için yönetim kurulunun sorumluluğuna dayanılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... İşgördü vekili, ödenmeyen sermaye borcunun denetçiden istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davacı şirket ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, ortağı, yönetim kurulu üyesi ve denetçisi olmadığını, sehven davalı olarak gösterilmiş olduğunu savunarak, hakkındaki davanın husumetten reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yönetim kurulu üyeleri olduğu sırada ¼ sermaye payının TTK’nun 406 ve 407. maddeleri uyarınca tahsilini sağlama cihetinde bulunmadıkları, bu durumda TTK’nun 309 ve 336. maddeleri uyarınca sorumlu oldukları gerekçesiyle 125.000,00 TL’nin 19.09.2003 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar... ve ... vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar ..., ... ve ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalılardan ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin ortaklardan tahsili gereken sermaye borcunun ilk taksitlerini tahsil etmemiş olmalarından kaynaklanan sorumluluklarına ilişkin olup, davalılardan ...’nun davacı şirketin ortağı, yönetim kurulu üyesi ve denetçisi olmadığı gibi davaya konu zamanında tahsil edilmeyen sermaye borcundan dolayı sorumlu tutulmasını gerektirecek şahsi bir kefalet ve yükümlülüğünün de bulunmadığının dosya kapsamından anlaşılmasına göre anılan davalı hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde anılan davalının da sorumlu tutulması doğru görülmemiş, davalı ... hakkında verilen hüküm yönünden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ... ve ... vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan davalılar hakkında verilen kararın ONANMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan ... ve ...'den alınarak davalı TMSF'ye verilmesine, 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin de davacı taraftan alınarak davalı ...'na verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'na iadesine, aşağıda yazılı bakiye 2.762,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ... ve ...'den alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 3.667,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'ndan alınmasına, 26.04.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, sermaye taahhüdünü vadesinde yerine getirmeyen ortaklar ile ilgili iş ve işlemlerin yerine getirilmemesi nedeniyle davacı şirketin yönetim kurulu üyeleri ile deneticisi hakkındaki sorumluluk (tazminat) davası niteliğindedir. Dosyaya mübrez belgeler uyarınca, davacı şirket ortaklarının sermaye taahhütlerini en geç 19.9.2003 tarihinde yerine getirmeleri gerekmekte olup, bu tarihten önce davalı yönetim kurulu üyelerinin şirket varlığı üzerindeki hak ve tasarruf yetkileri, Şişli Sulh Ceza Mahke-mesi’nin 26.8.2003 tarihli kararı ile kaldırılmıştır. Bu durumda, davalı yönetim kurulu üyelerinin söz konusu sermaye borcunun ödenmemesi nedeniyle, şirket adına hareket etmelerinin söz konusu olamayacağı gibi, hemen akabinde ise davacı şirketin yönetimine TMSF tarafından el konulmuş olması da gözetildiğinde, varlığı ileri sürülen zarardan sorumlu tutulmaları yerinde değildir. Bir an için, söz konusu tedbir kararının davalıların yönetim ve denetim yetkilerini kısıtlar niteliği bulunmadığı kabul olunsa dahi, apel gününün belirgin olması nedeniyle sermaye taahhüdünde bulunan ortakların doğrudan temerrüde düşmüş sayılmaları gereği ve sermaye borçlarının kendilerinden faiziyle birlikte tahsil edilebilmesi olanağı söz konusu iken davacı şirketin henüz oluşmuş bir zararından da söz edilemeyecektir. Keza, TTK’nun 407/2. maddesinin emredici bir hüküm olmadığı da nazara alındığında, bu yolda bir önleme başvurulmaması davalılar için bir sorumluluk nedeni olarak ortaya konulamaz. Ayrıca, davalı denetçiler bakımından henüz hesap döneminin sonuna gelinmeden TMSF tarafından görevden el çektirilmiş oldukları dosya kapsamı ile belirgin olmakla, yukarıda sayılan nedenlere ek olarak, TTK’nun 353 ve 354. maddesinde sayılan görevler ve bu görevlerin ifa zamanı gözetildiğinde anılan denetçiler bakımından da bir sorumluluk söz konusu olamayacağı düşüncesinde olduğumdan, davalı ... dışındaki diğer davalılar bakımından verilen bozma kararına iştirak edemiyorum.