8. Hukuk Dairesi 2008/4652 E., 2008/5296 K. 8. Hukuk Dairesi 2008/4652 E., 2008/5296 K. - İmar ve İhya - Tapu İptali ve Tescil - Taşlık ve Çalılık Arazi - Zilyetlikle Kazanma Hamdi ile Hazine ve G... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının Ireddine dair (Anamur Sulh Hukuk Hakimliği)'nden verilen 24.06.2008 gün | |ve 279/349 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde stenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü: Davacı, kazanmayı sağlay…
8. Hukuk Dairesi 2008/4652 E., 2008/5296 K. **8. Hukuk Dairesi 2008/4652 E., 2008/5296 K.** **- İmar ve İhya - Tapu İptali ve Tescil - Taşlık ve Çalılık Arazi - Zilyetlikle Kazanma** **"İçtihat Metni"** Hamdi ile Hazine ve G... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının Ireddine dair (Anamur Sulh Hukuk Hakimliği)'nden verilen 24.06.2008 gün | |ve 279/349 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde stenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü: Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastroca tespit dışı bırakılan, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın adına tapuya (tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın zilyetlik yoluyla kaza-namayacak yerlerden bulunduğunu belirterek davanın reddine, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur. Davalı köy temsilcisi yargılama oturumlarına katılmamıştır. Mahkemece, davanın reddine, 11.10.2007 günlü krokide A harfiyle [gösterilen 4857,50 m2 yerin taşlık vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar gerilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmaz, 1974 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında kalan yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmış, teknik bilirkişiler taşlık ve çalılık nitelikli yerlerden olduğunu bildirmişlerdir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının 1978 yılında taşınmazın çalılıklarını temizleyip üzerine ev yaptığını, bir süre hububat tarımı yaptıktan sonra çeşitli meyve ağaçları diktiğini ve sonraki yıllarda da sera olarak kullanmak suretiyle tasarrufta bulunduğunu ifade etmişlerdir. Ziraatçı uzman bilirkişi, orta malı yerlerle ilgisi bulunmayan %15 eğimli, killi, çakıllı, taşlık bir yapıya sahip olan dava konusu yerin teraslamasının yapılarak tarıma elverişli hale getirildiğini, üzerinde 20 yaşında 24 adet portakal ağacı, cins ve yaşları yazılı değişik meyve ağaçları ile seranın yer aldığını açıklamıştır. Mahkemece kanunun aradığı anlamda ihya olgusunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taşlık ve çalılık nitelikteki bir yer 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi hükmü uyarınca imar ve ihya edilmedikçe kazanılması mümkün olmaz. Görülmekte olan davada, davacının 1979 yılından itibaren ihya işlemlerini yaptığı ve üzerine ev inşa ettiği belirlenmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinin uygulanması bakımından bina yapmak ihya sayılmaz. Ancak, bir yerin teraslama yoluyla imar ve ihya edildikten sonra üzerine bina yapılmış olması kazanmayı önlemez. Diğer yönden, bir yerin meyve bahçesi haline getirilmesi, meyve ağaçlarının dikilip tasarruf edilmesi o yerin tarım arazisi haline getirildiği anlamına gelir. Tüm bu açıklamalara göre davacının dava konusu taşınmazı koşullarına uygun olarak ihya edip kültür arazisi haline getirdiği belirlenmiş bulunduğuna göre, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Davacının temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK'nın 428. maddesi uyarınca (BO-ZULMASINA), 27.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.