7. Ceza Dairesi 2021/22734 E. , 2024/4963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/724 E., 2016/419 K. SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, öğrenme üzerine yapılan temyiz isteğinin süresinde kabul edildiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön i
**7. Ceza Dairesi 2021/22734 E. , 2024/4963 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/724 E., 2016/419 K. SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, öğrenme üzerine yapılan temyiz isteğinin süresinde kabul edildiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; olay günü karakola gelen sivillerin ifadelerinin alınması ve temyize konu kararın lehine bozularak yeniden yargılanma talebine, katılanı bozulan disiplinin tesisi için göğsünden ittirdiğine, tanıklık yapan askerlerin hissi davrandığına, olay günü karakolda bulunan tüm personelin ifadesinin alınarak hizmet cetvellerinin incelenmesi ve beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 8 inci ve 95 inci maddeleri uyarınca; asker kişilerin askerî suçları ile bunların asker kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlar hakkında soruşturma yapılması, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askerî kurum amirinin iznine bağlı kılındığı, dolayısıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince basit yargılanma usulünün uygulanamayacağı anlaşıldığından Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır. Yapılan incelemede; sanık Uzm. J. Çvş. ... ve katılan J. Er ...'un Gümüşhane, Kelkit İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı Yeniyol J. Krk. K.lığı emrinde görevli oldukları, 04.10.2014 tarihinde sanığın nöbetçi astsubay ve katılanın da 22.00 - 24.00 saatleri arası gece nizamiye nöbetçisi olarak görev yaparken gece saatlerinde sivil vatandaşların bir ihbar için karakola gelmeleri üzerine sanığın nizamiye nöbetçisi olan katılanın vatandaşlara refakat etmemesine sinirlendiği ve katılanı yanına çağırarak tokatla yüzüne vurduğu ve vücudunu ittirerek duvara çarptığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında asta müessir fiil suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 117 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında özetle; katılanı darp etmediğini ve tokat atmadığını sadece disiplinsizliği sebebiyle iterek odadan dışarı çıkardığını, katılanın ertesi gün aldığı darp raporunu kabul etmediğini beyan etmiştir. Kelkit Devlet Hastanesinin, 05.10.2014 tarihli katılan adına düzenlemiş olduğu genel adli muayene raporu dava dosyasında mevcuttur. Katılan ... ve usulüne uygun olarak yeminli beyanlarına başvurulan tanıklar ..., ..., ... ve ...'un da ifadeleri maddi vakıayı destekler mahiyettedir. 1632 sayılı Kanun'un “Maduna müessir fiiller yapanların cezası” başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrasında “Madununu kasten itip kakan, döven veya sair suretlerle cismen verecek veya sıhhatini bozacak hâllerde bulunan veyahut tazip maksadiyle madun hizmetini lüzumsuz yere güçleştiren veya onun diğer askerler tarafından tazip edilmesine veya suimuamelede bulunulmasına müsamaha eden âmir veya mafevk iki seneye kadar hapsolunur.” hükmüne yer verilmiştir. Müessir fiil suçunda korunan hukukî menfaat, kişilerin vücut bütünlüğü ile bedeni, ruhi ve akli sıhhatlerini koruma hakları olduğu kabul edilmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; sanığın tüm yargılama boyunca tutarlı ve istikrarlı beyanlarda bulunan katılanın yüzüne tokat atmak ve vücudunu ittirerek duvara çarpmak şeklinde gerçekleştirdiği eylemlerinin asta müessir fiil suçunu oluşturduğu sabit görülerek, Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve adlî para cezasının ödenmemesi halinde tayin edilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği şeklinde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında adlî para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin paragrafta yer alan "taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve adli para cezasının ödenmemesi halinde tayin edilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği" ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerine gelmek üzere "taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ve ödenmeyen adlî para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına," ifadesinin eklenmesi ve diğer yönlerinin aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.05.2024 tarihinde karar verildi.