DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3564 E. , 2024/2594 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3564 Karar No : 2024/2594 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/03/2022 tarih ve E:2016/41142, K:2022/1520 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanü…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3564 E. , 2024/2594 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3564 Karar No : 2024/2594 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/03/2022 tarih ve E:2016/41142, K:2022/1520 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve ...sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/03/2022 tarih ve E:2016/41142, K:2022/1520 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın itiraz edilmeyerek 08/11/2018 tarihinde kesinleştiği, Davacı hakkındaki tanık/müşteki beyanı yönünden, M.B.'e ait, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/08/2016 tarihli müşteki ifade tutanağı incelendiğinde, tanık olduğu belirtilen müşteki M.B. isimli şahsın yaptığı şikâyet hakkında davacının kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiği, daha sonra davacının FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu için tutuklandığı şeklinde ifadelere yer verildiği, bunun dışında davacının terör örgütü üyesi olduğuna dair somut herhangi bir bilgiye yer verilmediğinin anlaşıldığı, bunun yanında, anılan şikâyete ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve Dosya No:..., Karar No:... sayılı kararı ile şikâyetin işleme konulmaması kararı verildiğinin görüldüğü; netice itibarıyla, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısını ortaya koyacak nitelikte bulunmadığı anlaşılan müşteki beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesi yönünden, 2012-2013 yılı eğitim öğretim döneminde davacının eğitim saiki dışında örgütsel tavır ve destek amacıyla çocuğunu örgüte müzahir okula gönderdiği yönünde davalı idarece dosyaya sunulmuş bir tespitin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, HTS Raporu yönünden, davalı idarece, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 29/09/2017 tarihli rapordan bahsedilmiş ve bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu raporun davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığının görüldüğü; olayda, davacıya ait HTS kayıtları ile ilgili olarak belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında hakkında soruşturma yürütülen kişilerle telefon görüşmelerinin bulunduğu tespitinin, başka delillerle de desteklenmediğinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında HSK Müfettişliğince hazırlanan inceleme fezlekesi neticesinde; ''yazdığı soruşturma izni talep yazısında özetle, Komisyon Başkanlığı görevi yapan Bismil İlçesi Kaymakamları ... hakkında şüpheli çiftçiler hakkında verilen tedbir kararlarını kaldırarak destekleme priminden faydalanmalarını sağlamak suretiyle görevlerini kötüye kullandıklarından bahisle soruşturma izni istediği, hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinden adli ve idari soruşturma yürütülen önceki Kaymakam Y.T. Hakkında ise aynı şekilde tedbir kararlarını kaldırarak ödeme kararları veren Komisyona Başkanlık ettiği yazı ile bildirilmesine rağmen soruşturma izni istemediği, ... hususları yönünden 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 82, 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nun 6. 9 ve 17. maddeleri gereğince soruşturma izni verilmesi ...'' üzerine yapılan soruşturma sonucu Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yapılan işlemlerin yargı saiki dışında yapıldığına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle işlemden kaldırma kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından davacı hakkında soruşturma izni verildiği iddiasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Diğer taraftan, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen Hakimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... sayılı idari soruşturma dosyasının bulunduğu belirtilmiş ise de, yukarıda belirtilen disiplin soruşturmaları kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve HSK ... Dairesinin ... sayılı soruşturmasının Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görüldüğünden, söz konusu soruşturmaların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Dijital materyal inceleme raporu yönünden, davacının dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemede, FETÖ/PDY terör örgütünün propagandasının yapılmasına ilişkin video bulunduğu belirtilmiş ise de, bu videonun içeriğine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediğinin anlaşıldığı; öte yandan, davacının FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı haber sitelerine erişim sağladığı bilgisi dosyaya sunulmuş ise de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı; netice itibarıyla, dijital materyal bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı idarece bakılmakta olan dosyada, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 23/11/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Dava konusu işlemin iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin katı bir bakış açısıyla yapılamayacağı; meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Daire, kararlarında dava konusunun atipik özelliği ile disiplin işlemi olmadığı ve FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibat kavramları esas alarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtilmiş iken hatta bu bağlamda anılan örgüt ile "sosyal birliktelik" görüntüsü vermenin veya örgütün amaçlarına yardımcı olmanın söz konusu kavramları kapsayacağını kabul edilmiş iken bu davada, davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğu; Dairenin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı okul veya dershanede eğitim alınması hususunda, sadece davacının beyanını esas alarak ve bu beyanın aksini gösteren bir tespit bulunmadığı gerekçesiyle delil olarak kabul etmediği, ancak benzer dosyalarda davacıların bu tür savunmalarının aleyhlerine delil sayıldığı, ayrıca “saik” kavramının kişinin güdüsünü ifade etmesi sebebiyle Kurulun iç güdüyü ispatlamasının veya Dairenin bunu öngörmesinin mümkün olmadığı; davacının geçmişe dönük iletişim trafiği (HTS) kayıtlarının, FETÖ/PDY ile ilgili soruşturma yürütülen şahıslarla olan görüşmeleri bakımından belirli bir periyot ve yoğunluk ölçütü belirlenmeksizin delil olarak kabul edilmemesinin isabetli olmadığı, davalarda periyot belirlemesinin doğru bir yaklaşım olmayacağı ve görüşme yoğunluğunun tek başına veri oluşturmayacağı, re'sen araştırma ilkesi gereğince tüm verilere ulaşılabilme imkânı varken, HTS kayıtlarının dosyaya sunulmaması gerekçesiyle dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğu; davacıyla ilgili şikâyet bilgisi olarak sunulan dilekçelerin, bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmadığı, 2802 sayılı Kanun’un 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku çerçevesinde ihbar ve şikâyet dilekçelerinin değerlendirilmesi gerektiği, salt şikâyet dilekçesi üzerine Kurul tarafından verilen karar doğrultusunda hareket edilmesinin hatalı bir sonuca yol açacağı, ayrıca dilekçede yer alan isnatların ve dilekçenin iltisak ve irtibat açısından nasıl değerlendirildiğinin kararda tartışılmamasının isabetsiz olduğu; Dairenin “davacının dijital materyalleri üzerinde FETÖ/PDY propagandasına yönelik video bulunduğu belirtilmekle birlikte videonun içeriğine dair bilgi verilmediği” gerekçesiyle bu delili değerlendirmeye almamasının hukuka uygun olmadığı, idari yargılamada geçerli olan re'sen araştırma ilkesi çerçevesinde tüm veriler incelendikten sonra değerlendirme yapılması gerektiği, ayrıca, videonun örgütsel saikle oluşturulduğunun idarece bilgi veya belge ile ispatlanması talebinin hukuki dayanaktan yoksun ve yerine getirilmesi mümkün olmayan bir talep olduğu; davacının yoksun kaldığı mali haklarının faiziyle birlikte ödenmesi talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, 685 sayılı KHK kapsamında açılan tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 7075 sayılı Kanun'un 10/1. maddesi gereği maddi/manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, 685 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarih öncesi için hiçbir şekilde parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, söz konusu parasal/özlük hak ve faiz taleplerinin dava tarihinden itibaren dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin kabulünün mümkün olmadığı, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal hak ve faiz talebinin de reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Daire kararında davalının iddialarının gerekçesiz reddedildiği yönündeki iddianın yerinde olmadığı, mahkemenin delil olarak sunulan hususların delil niteliği taşımadığını açıkça belirttiği; Dairenin delil toplama yetkisini kullanmadığı iddiasının da doğru olmadığı; ilgili Dairenin tüm kurumlara yazı yazarak bilgi ve belge talep ettiği, iltisak ya da irtibatı bulunmadığına dair yanıtlar aldığı; davalının sunmadığı sosyal çevre raporunun gerçekliğinin belirsiz olduğu, Dairenin geçerli bir belge sunulmadığı sürece mevcut olmayan bir belgeyi esas alarak karar vermesinin mümkün olmadığı; davalının, başka dosyalarda verilen kararlar ile müvekkil hakkında verilen kararlar arasında çelişki olduğu iddiasının yerinde olmadığı, her dosyanın kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği, hakkında diğer dosyalardan örnek verilen durumların bulunmadığı; davalının sunduğu CD içeriğine yönelik olarak, HSK tarafından yapılan soruşturma sonucu FETÖ/PDY ile ilgisinin bulunmadığı ve işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, tanık M.B.'nin ifadesi üzerine ise hakkında soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği; çocuğunu sadece bir yıl müzahir okula göndermesinin iltisak ve irtibat oluşturmadığı; müzahir sitelere girerek spor haberlerini okumasının ve izlediği belirtilen videonun tek başına bir anlam ifade etmesinin mümkün olmadığı, ayrıca bu videonun ne adli ne de idari yargıda açıkça ortaya konulmadığı; adli yargılama sonucunda beraat ettiği ve sadece iddianame düzenlenmesinin irtibat veya iltisak göstermediği, davalı tarafın tam yargı davası konusundaki iddialarının hukuki olmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 13/07/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının, davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir. Daire kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin kısmına gelince; Faiz, en genel anlamıyla, konusu bir miktar paranının ödenmesinden ibaret olan borçlarda, alacaklının bu paradan yoksun kaldığı süre içinde oluşan zararına karşılık olarak ödenen ve alacağın türüne göre oranı değişen bir bedeldir. Hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararların ya da yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanması zaman içinde gecikebildiğinden, ilgililerin bu gecikmeden doğan zararının giderilmesi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekli bulunmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlara göre, hukuka aykırılığı saptanan idari işleme dayalı olarak hükmedilecek maddi ve manevi tazminata yürütülecek faizin başlangıç tarihinin, genel olarak idarenin temerrüde düştüğü tarih de olan işlem tarihi olduğu kabul edilmekle birlikte, davacı tarafından dava dilekçesinde yasal faizin başlangıç tarihinin belirtilmemesi hâlinde, iptal davasının açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde yoksun kaldığı parasal haklarına yasal faiz yürütülmesini istediği, ancak bunun başlangıç tarihini göstermediği, bu durumda dava açma tarihi olan 24/10/2016 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, Daire kararında meslekten çıkarıldığı tarihin yasal faizin başlangıcı olarak alındığı görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, temyize konu Daire kararının "İnceleme ve Gerekçe" kısmının "6) Sonuç olarak" bölümünün üçüncü paragrafındaki "davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten" ve hüküm fıkrasının ikinci sırasındaki "Yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekten çıkarıldığı tarihten" ifadelerinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "Davacının bu karar nedeniyle meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararın iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 25/03/2022 tarih ve E:2016/41142, K:2022/1520 sayılı kararının, davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden ONANMASINA, 3. Anılan Daire kararının "İnceleme ve Gerekçe" kısmının "6) Sonuç olarak" bölümünün üçüncü paragrafındaki "davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten" ve hüküm fıkrasının ikinci sırasındaki "Yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekten çıkarıldığı tarihten" ifadelerinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "Davacının bu karar nedeniyle meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, 4. Kesin olarak, 30/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.