10. Hukuk Dairesi 2012/8325 E. , 2012/9495 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :280-402 Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri gereğince davalılardan teselsül hükümleri gereğince rücuan alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün; davacı Kurum
**10. Hukuk Dairesi 2012/8325 E. , 2012/9495 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :280-402 Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri gereğince davalılardan teselsül hükümleri gereğince rücuan alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün; davacı Kurum davalılardan ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... avukatları, davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, temyiz yoluna başvuran tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381’inci maddesinde, mahkemenin, hazır olan tarafın iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim edeceği (yüze karşı okuyacağı), kararın tefhiminin en az 388’inci maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olacağı belirtilmiş, 388’inci maddesinde kararın içereceği konular sıralanarak, yargılama sonunda kurulan hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz yinelenmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, kuşku ve duraksama uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu bildirilmiş, 389’uncu maddesinde, mahkeme kararı ile iki tarafa yüklenen ve verilen görev ve hakların kuşku ve duraksamayı gerektirmeyecek şekilde oldukça kolay anlaşılır ve açık yazılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294’üncü maddesinde, yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai kararın hüküm olduğu belirtildikten sonra 297’nci maddesinde hükmün kapsadığı hususlar sıralanarak, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz yinelenmeksizin, isteklerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, kuşku ve duraksama uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu bildirilmiştir. Anlaşılacağı üzere söz konusu düzenlemeler, yargıda netlik ve açıklık ilkesine uygun olarak kamu düzeni ve barışının sağlanmasını amaçlamaktadır. İnceleme konusu davada, taraflar arasında çekişme konusu yapılan rücu alacağı hüküm altına alınırken davalıların sorumlu oldukları tutarlar açıkça belirtilmeyerek yukarıda anılan düzenlemelere aykırı ve hükmün yerine getirilmesi aşamasında kuşku ve duraksamaya yol açıcı nitelikte karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunun geçici 1’inci maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. S O N U Ç : Hüküm fıkrasında yer alan sözcüklerin çıkartılarak yerine; “A-) Davalılar ... ve ... yönünden; 1-) 20.394,06 TL. gelirin peşin sermaye değeri, 37,27 TL. gider ve ödeme tutarı olmak üzere toplam 20.431,33 TL.nin yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı Kuruma verilmesine, 2-) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2.451,00 TL. avukatlık ücretinin davalılardan alınarak yargılamada vekil ile temsil olunan davacı Kuruma verilmesine, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri gereğince belirlenen 1.213,00 TL. karar ve ilam harcının davalılardan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, B-) Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden; anılan davalıların (A) bendinde hüküm altına alınanlardan davacı Kuruma karşı sorumlu olduklarının, ancak bu sorumluluklarının, gelirin peşin sermaye değeri için 5.208,00 TL., gider ve ödeme için 37,27 TL., avukatlık ücreti için 1.100,00 TL., karar ve ilam harcı için 312,00 TL. ile sınırlı olduğunun tespitine, C-) Davalı ... yönünden; anılan davalının da (A) bendinde hüküm altına alınanlardan davacı Kuruma karşı sorumlu olduğunun, ancak bu sorumluluğunun, gelirin peşin sermaye değeri için 5.497,00 TL., gider ve ödeme için 40,00 TL., avukatlık ücreti için 1.100,00 TL., karar ve ilam harcı için 329,00 TL. ile sınırlı olduğunun tespitine, D-) Faiz başlangıç tarihlerinin, gider ve ödemeler bakımından 20.09.1996, gelirin peşin sermaye değeri için 06.03.1999 olduğunun, hüküm altına alınan rücu alacağı, avukatlık ücreti, karar ve ilam harcından tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduklarının tespitine, E-) Yargılama sırasında davacı Kurumca karşılanan 108,57 TL. posta, 190,00 TL. Adli Tıp Kurumu, 375,00 TL. bilirkişi gideri olmak üzere toplam 673,57 TL. giderin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı Kuruma verilmesine,” sözcüklerinin yazılmasına ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.