12. Ceza Dairesi 2012/32302 E. , 2013/22504 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme Hüküm : Beraat Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunun oluşabilmesi için, belirli veya belirlenebilir bir …
**12. Ceza Dairesi 2012/32302 E. , 2013/22504 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme Hüküm : Beraat Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunun oluşabilmesi için, belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekmekte olup, suçun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (TC kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiği; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgilerin, TCK'nın 136. maddesi kapsamında “kişisel veri” olarak değerlendirilemeyeceği, aksinin kabulünün; maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğuracağı, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerektiği; Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; sanığın ... merkezde, herhangi bir kamu kurumuna bağlı olmaksızın serbest çalışan psikiyatrist doktor olduğu, katılan ... Dağ'ın, bipolar afektif bozukluk olarak tanısı konulan rahatsızlığı nedeniyle, sanığın yaklaşık 5 yıldan bu yana hastası olduğu, sanığın tedavi süresince katılan ile ilgili kişisel nitelikte bir kısım bilgileri edindiği, katılanın 28/06/2010 tarihinde eşi olan Bayram Dağ'a, tedbir ve nafaka talepli boşanma davası açtığı, katılanın eşinin ise boşanmak istemediği ve katılanın boşanmak istemesinin nedenini hastalığı olarak gördüğü, bu nedenle boşanma davasının yargılaması sırasında, katılanın doktoru olan sanığa giderek eşinin hasta olduğuna ilişkin belge düzenlemesini istediği, sanığın da 07.07.2010 tarihli el yazısı ile yarım kağıda "Zara Dağ'ı bipolar affektif bozukluk teşhisiyle 5 yıldır tedavi ve takip etmekteyim, hasta tedaviye uyum göstermedi, manik ve depresif nöbetler devam etti, kocasından aldığım bilgiye göre gıyabında muhtemelen manik depresif içinde olduğu kanaatini veriyor." şeklinde yazı yazarak katılanın eşine verdiği, katılanın eşinin de bu bilgileri katılan ile arasında devam eden boşanma davasına sunduğu, katılanın bu durumu, boşanma davasının 20/07/2010 tarihli duruşması sırasında öğrenmesi üzerine, sanık hakkında adli ve idari merciilere şikayette bulunması şeklinde gelişen olayda; Sanığın aksi ispat edilemeyen, katılanın hastalığının niteliği gereği, hastanın kendisine zarar vermesini önlemek için hastalığı ile ilgili bilgilerin yakınlarına verilmesi gerektiği, bu tür hastaların manik depresif dönemlerinde, rahatsızlıklarını kabul etmedikleri ve verdikleri kararların serbest irade ürünü olamayabileceği, bu nedenle, amacının boşanma kararı verilmesini önleme ve aileyi koruma olduğu, hastalık ile ilgili bilgileri, katılanın yasal kocası ve birinci derecede yakınına verdiği şeklindeki savunması, katılanın, daha önce de, sanık doktora eşi ile birlikte gittiklerine ilişkin beyanları, sanığın, kişisel veri niteliğindeki katılanın hastalığı ile ilgili kendi el yazısını içeren belgeyi, suç işleme kastıyla hareket ederek üçüncü kişi ya da kişilere verdiğine dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge de bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, eksik incelemeye, sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğuna ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.