Başvuru; hizmet sözleşmesinin feshine dayanak yapılan soruşturma raporunun iptali davasında esaslı bir delilin dosyaya celbedilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; hizmet sözleşmesinin feshine dayanak yapılan soruşturma raporunun iptali davasında esaslı bir delilin dosyaya celbedilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, bir kamu kurumunda 8/12/2004 tarihinden itibaren birer yıllık dönemler hâlinde, yedi hizmet sözleşmesi yapılmak suretiyle uzman olarak çalışmıştır. Başvurucu hakkında işveren tarafından 2010 yılında bir rapor hazırlanmıştır. Söz konusu raporda, başvurucunun davalı kurumda eş yürütücü olarak görev aldığı proje kapsamında alımı yapılan cihazları sürekli olarak projenin yürütüldüğü kurumun dışına çıkardığı, özel işlerinde kullandığı veya kullandırdığı, bu davranışlarının hizmet sözleşmesine aykırılık oluşturduğu ve hizmet sözleşmesinin feshi için haklı sebep olarak kabul edildiği tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idare söz konusu rapora dayanarak başvurucunun iş sözleşmesini 31/12/2010 tarihinde yenilememiştir. Başvurucu, işe iade davası açmıştır. Ankara İş Mahkemesinin 12/7/2011 tarihli kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Dairesinin 5/7/2012 tarihli kararıyla fesih tarihinde işyerinde otuz işçi bulunması koşulu araştırılmadan hüküm tesis edildiği belirtilerek karar bozulmuştur. Yeniden yapılan yargılama sonucunda 10/5/2013 tarihli kararla dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/11/2013 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu, davalı kurumun soruşturma raporunun iptali talebiyle 7/3/2012 tarihinde Ankara İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 16/11/2012 tarihli kararıyla yargı yolunun caiz olmaması, davanın idari yargı görevi alanına girmesi nedeniyle usulden davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 18/10/2016 tarihli kararıyla mahkeme kararını bozmuştur. Bozma kararında; iş sözleşmesinin feshinin haklı sebep olarak kabulü yönündeki soruşturma raporunun iptali talebinin 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında olduğu, iş mahkemelerinin görevli ve Mahkemece verilen usulden ret kararının hatalı olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun bu davayı açmakta hukuki menfaatinin olup olmadığı hususu değerlendirilip varsa toplanacak deliller dosya içeriğiyle yeniden ele alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılamada başvurucunun tanıklarının beyanları değerlendirilerek 15/6/2017 tarihli kararla davanın kabulüne, raporun geçersizliğine karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi5/7/2018 tarihli ilamıyla bozma kararı vermiştir. Bozma gerekçesinde; başvurucunun proje kapsamında ve davalı kurum içinde kullanması gereken dizüstü bilgisayarı, masaüstü bilgisayarı, yazıcı ve kamerayı kurumun dışına çıkardığını belirterek bunları kurum dışına çıkarma konusunda yetkililerden izin aldığını yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlayamadığını ifade etmiştir. Gerekçede; dinlenen tanıklardan birinin bu konuda iznin zorunlu olmadığını, bir başkasının da diğer eş yürütücüden izin alınması gerektiğini ifade ettiğini vurgulayarak beyanlarının çelişkili olduğunu ve Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yargıtayın bozma kararı sonrası başvurucu, Mahkemeye sunduğu 28/11/2018 tarihli dilekçesiyle iş akdinin bir kumpas sonucu feshedildiğine yönelik olarak 2018 yılı içinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER) şikâyette bulunduğunu ifade etmiştir. Ayrıca dilekçede; başvurusu üzerine Enerji Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından başlatılan soruşturma sonrasında, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) tarafından kurulan kumpasa maruz kaldığına, iş akdinin feshinin haksız olduğuna, iş akdinin feshine dayanak yapılan raporun gerçek olmadığına ilişkin olarak yeniden rapor düzenlendiğini ancak bu raporun tarafına verilmediğini belirterek Bakanlıktan istenmesini ve Yargıtay bozma ilamına karşı direnilmesini talep etmiştir. Yargıtayın bozma kararı sonrasında, 29/11/2018 tarihinde yapılan duruşmada başvurucu vekili dilekçedeki iddialarını ve taleplerini tekrarlamıştır. Başvurucu vekilinin Enerji Bakanlığı Teftiş Kurulunca hazırlanan raporun dosyaya getirtilmesine dair talebi hususunda Mahkeme bir karar vermemiştir. Mahkeme bozma kararına uyarak 29/11/2018 tarihli kararla davanın reddine karar vermiştir. Kararının ilgili kısmı şu şekildedir:"Kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi, 05/07/2018 gün ve2018/6921-17211 E ve K no'lu kararı ile "...Somut olayda, davacı eş yürütücü olarak görev aldığı proje kapsamında alımı yapılan cihazları sürekli olarak projenin yürütüldüğü kurumun dışına çıkardığı, özel işlerinde kullandığı veya kullandırdığı, bu davranışlarının hizmet sözleşmesine aykırılık oluşturduğu ve hizmet sözleşmesinin feshi için haklı sebep olarak kabul edildiği şeklindeki davalı kurumun soruşturma raporunun iptalini talep etmiştir. İş sözleşmesinin feshinin haklı sebep olarak kabul edildiği yönündeki soruşturma raporunun iptali talebinin İş Kanunu kapsamında olduğu nazara alındığında iş mahkemelerin görevli olduğu anlaşıldığından mahkemece verilen usulden ret kararı hatalıdır. Bu suretle öncelikle davacının bu davayı açmakta hukuki menfaatinin olup olmadığı değerlendirilerek, varsa toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre karar verilmelidir. Hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir."gerekçesiyle mahkememiz kararının bozulmasına karar vermiştir. Yeniden yapılan yargılama sırasında usul ve yasaya uygun görülen yargıtay bozma ilamına uyularak yargıtay bozma ilamı gereğince davanın reddine karar verilmiştir. " Yargıtay Hukuk Dairesi 7/2/2019 tarihinde hükmü onamış ve karar kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 5/3/2019 tarihinde öğrendikten sonra 2/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.