TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/11/2021 NUMARASI : 2021/114 Esas, 2021/1063 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 19/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme so…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1575 KARAR NO : 2026/243 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/11/2021 NUMARASI : 2021/114 Esas, 2021/1063 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 19/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ticari yaşamını tekstil ürünleri sektöründe sürdürmekte olan müvekkilİ şirketin, yine tekstil alanında faaliyet gösteren davalı şirket ile ticari ilişkisi bulunduğunu, buna göre davalı firmanın, müteahhit sıfatıyla muhtelif tarihlerde imzalandığı fason sözleşmeleri ile iş sahibi müvekkili şirketin tekstil ürünlerine yönelik modellerine baskı, nakış, taş, elişi, ütü-paket vb. belirli bir kalitede uygulama işini üstlendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin işleyişi itibarıyla davalı firma tarafından sağlanan ürün ve hizmetler karşılığı avans ödemeleri yapılmakta olduğunu, alınan mal ve hizmet bedellerinin açık hesap alacak bakiyesinden düşüldüğünü, davalı firmanın yaptığı baskı ve sair işlerin sözleşme ile belirlenen kalite standartlarına uymadığı laboratuvar raporu ile saptandığını, durumun davalı firmaya 23.06.2020 tarihli elektronik posta ile bildirilmesine rağmen davalı firmanın ayıbı gidermediğini, bu şekilde davalı firma edimlerini yerine getirmediğini, avans bakiyesini geri ödemeye yanaşmadığını, davalı yana yapılan avans ödemelerine göre açık hesap bakiyesinde davalı firmadan 247.806,57-TL alacaklı olan müvekkili firmanın, alacağını sulh yoluyla tahsili mümkün olmayınca, Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası tahtında davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının taleplerinin konusuz ve haksız kazanç elde etmeye matuf olduğunu, davacı şirketin bir taraftan icra takibine girişmesine karşın diğer taraftan müvekkili şirketin ilgili birimleri sürekli iletişimde kaldığını, ürünlerin ayıplı olduğu iddia edilmesine karşın ürünlerin teslim alınmak istendiğinin bildirildiğini, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri teslim almak istediğini bildirdiği, ürünleri almak adına müvekkili şirkete çalışan gönderildiği ve davacı şirket çalışanı ... tarafından 43.416 adet ürün olmak üzere 230.538,96-TL'lik fatura altına imza atılmak suretiyle teslim alındığı, davacı şirketin eylemleri göz önüne alındığında açıkça müvekkili şirkete zarar verme kastı ile hareket edildiğinin ortada olduğu davanın reddine, davacı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatılması nedeniyle, davacı tarafın takip konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine her türlü yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılamada; davanın taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklandığı, TTK.'nın 23/c maddesi uyarınca malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde alıcı durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, şayet açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar ile yükümlü olduğu, iddia, savunma, itibar edilen bilirkişi raporuna göre, faturadaki malların davalı tarafça davacıya satıldığı ve teslim edildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafın itirazının malların "ayıplı olarak teslim edildiği ve ayıbın açık ayıp olmadığına" yönelik olduğuna ilişkin olduğu, alanında uzman bilirkişiden alınan ve hükme dayanak yapılan raporda belirtildiği üzere, davacı tarafından satın alınan malların açık ayıplı olduğu ve buna göre davacı alıcının 6102 sayılı TTK'nun 23/c maddesine göre belirtilen hak düşürücü sürede ve nihayet 2 gün içinde ayıp ihbarında bulunmasının kanuni zorunluluk olduğu, ancak davacı alıcı tarafından teslimden çok sonra ayıp ihbarında bulunulduğu, TBK 223 üncü maddesi gereğince davacı alıcı tarafından malların kabul edilmiş sayılacağı, artık davalı satıcının sattığı malları geri alma zorunluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davacının hak düşürücü süre içerisinde ihbarda bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava konusu alacağın ayıplı ifadan kaynaklanmadığı, davalıya verilen avansın iadesi konusunda olduğu, bu avans karşılığında herhangi bir üretimin olmadığı, davalı tarafın 230.538,96-TL'lik faturayı dava açıldıktan ve dava dilekçesini tebliğ aldıktan sonra tanzim ettiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. maddesinde açık ayıp ihbar süresinin 2 ay, gizli ayıp ihbar süresinin 3 ay olarak, ihraç edilen malların kullanılması ile ortaya çıkacak ayıplar için ihbar süresinin 5 ay olarak kararlaştırıldığı, yerel mahkemece sözleşme ile belirlenen bu ihbar sürelerini de gözden kaçırarak davanın reddine karar verildiği iddialarıyla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Davacı tarafın, davalı şirket ile imzaladığı sözleşmeye istinaden davalı tarafa avans olarak verdiğini iddia ettiği tutarın iadesi talebiyle başlattığı icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın iptalini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında fason işlere ilişkin süre gelen sözleşme ilişkisi bulunduğu ihtilafsızdır. İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında dosyanın mali müşavir ve tekstil mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporda; her iki tarafın ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 232.806,45-TL alacaklı olduğu, davacı tarafın deposunda yapılan incelemede bir takım ayıplı ürünlerin var olduğu ve ayıpların açık ayıp mahiyetinde olduğunun tespit edildiği yönünde görüş bildirildiği, ilk derece mahkemesince süresi içinde ayıp ihbarı yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, ilk derece mahkemesi kararı ve karara karşı ileri sürülen istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı, davalıya yaptırdığı önceki işlerin ayıplı olması nedeniyle parasını peşin ödediği ancak henüz yapılmayan sonraki işler için peşin (avans) ödediği bedelin iadesini istemiştir. Tarafların örtüşen ticari defterler kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olması, tarafların iddia ve savunmaları, işlerin olağan akışı, sözleşme içeriği birlikte değerlendirildiğinde mahkemece ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek karar verilmiş olması hatalı olduğundan, davalının aksi yöndeki savunması açıklattırılıp somutlaştırılarak buna dair yemin delili de dahil tüm delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/11/2021 tarih, 2021/114 Esas, 2021/1063 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.