(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/3779 E. , 2010/8175 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi, Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda hasar gören araç malikine maddi tazminat öde…
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/3779 E. , 2010/8175 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi, Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda hasar gören araç malikine maddi tazminat ödendiğini, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu ileri sürerek, ödenen tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik sigortasından kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Trafik Sigortası Genel şartların B.B.4.d maddesinde, herhangi bir sınırdan söz edilmeksizin sigortalı araç sürücüsünün alkollü içki almış olması nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olmasından dolayı meydana gelen kaza sonucunda, üçüncü kişiye ödenen tazminatın, sigortalıdan rücu edebileceği düzenlenmiştir. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınma- ya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, aynı sigortanın Genel Şartlarının A.5.5.maddesinde, "Teminat dışı kalan zararlar" kenar başlığı altında; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840 sayılı ilamı, 19.4.2000 gün ve 2000/11-806-801 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-273 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamı, Y.11.HD.nin 23.2.2004 gün ve 2004/7094-1654 sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu ileri sürülmüş olup, kaza tespit tutanağında, sürücünün olay yerinden kaçtığı belirtilmiştir. Diğer aracın sürücüsü tanık olarak dinlenmiş, sigortalı araç içinde bira şişeleri olduğunu, ancak sürücünün alkollü olup olmadığını fark edemediğini beyan etmiştir. Bu durumda öncelikle, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu davacı tarafından kesin olarak kanıtlanmamıştır. Kaldı ki, sürücünün tek başına alkollü olması tazminatın rücu edilebilmesi için yeterli olmayıp, kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelmiş olduğunun da, aralarında nöroloji uzmanı ve trafik alanında uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile belirlenmesi gerekir. Mahkemece, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 12.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.