3. Ceza Dairesi 2015/35186 E. , 2016/14377 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü; O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu, kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik bir temyiz isteminin bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede; 1) Sanık
**3. Ceza Dairesi 2015/35186 E. , 2016/14377 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü; O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu, kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik bir temyiz isteminin bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede; 1) Sanık hakkında müşteki ....'ü kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; a) Müşteki ....hakkında,..... Hastanesi ortopedi uzmanı tarafından düzenlenen 21.12.2012 tarihli raporda, müştekinin yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu bildirilmiş ise de, müşteki hakkında ..... Hastanesi tarafından düzenlenen 08.09.2012 tarihli raporda, müştekinin sol ayak altında 3 adet yaklaşık 1'er cm'lik kesiler mevcut olduğunun, çekilen grafide ayak içinde muhtemel 2-3 adet saçma tanesi tespit edildiğinin kayıtlı olduğu, adli tıp kriterleri gözetildiğinde müştekide tespit edilen yaralanma bulgularına göre 21.12.2012 tarihli raporun hükme esas alınacak yeterlilikte olmadığı, bu nedenle müştekinin mevcut raporlarının, tıbbi evrakının ve varsa grafilerinin en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, yaralanmanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olup olmadığı hususunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, b) Kabule göre de, sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilirken, 5237 sayılı TCK'nin 53/1-c maddesinde belirtilen hakları kendi altsoyu üzerinde koşullu salıverilme tarihine kadar, kendi altsoyu dışındakiler bakımından hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamayacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, yine Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2) Sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarih ve 2006/4-227 esas, 2006/228 karar sayılı ictihadında da belirtildiği üzere, esasen olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş ve hesap hatalarının "maddi yanılgı" veya "yazım hatası" olarak değerlendirilebileceği ve bu yanılgıların herhangi bir yöntem ve zaman sınırlamasına bağlı olmadan, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından, kendiliğinden veya bir kanun yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebileceği, yargılama araçlarının belirli biçimde takdir edilmelerinden kaynaklanan değerlendirme hatalarının ise hukuki yanılgı olup, hukuki yanılgıların ancak başka bir mercii tarafından ve kanun yolu başvurusu ile düzeltilebileceği, somut olayda mahkemece 22.01.2014 tarihli kısa kararda 6136 sayılı Kanunun 15/4. maddesi uyarınca alt sınırdan ceza tayin edildiği belirtilmesine rağmen maddede öngörülen hapis cezasının alt sınırının 1 ay hapis cezası olduğu gözetilmeden 3 ay hapis cezasına hükmedildiği, 5237 sayılı TCK'nin 62. maddesinin tatbiki ile de sonuç olarak 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmolunduğu, gerekçeli kararın yazımı sırasında da mahkemenin kısa kararda yaptığı hatanın farkına vardığı ve cezanın alt sınırdan takdir edilirken maddi hata ile 1 ay hapis cezası yerine 3 ay olarak belirlendiği gerekçesiyle 30.01.2014 tarihli tavzih kararı ile hükmü düzeltmeye çalıştığı anlaşılmış ise de, mahkemece 22.01.2014 tarihli kısa kararda yukarıda ayrıntıları belirtilen hatanın yapıldığı, bu hata “maddi yanılgı” ya da “yazım hatası” olarak değerlendirilip tavzih yoluyla düzeltilemeyeceğinden, 30.01.2014 tarihli tavzih kararının yok hükmünde olduğu ve hukuki değerinin bulunmadığı kabul edilerek 22.01.2014 tarihli hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a) Sanığın üzerine atılı suçun önödemelik suçlardan olmasına rağmen Cumhuriyet savcılığınca önödeme prosedürü işletilmeden kamu davası açıldığının anlaşılmasına göre, 5237 sayılı TCK'nin 75. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca sanığa 5237 sayılı TCK'nin 75. maddesinin 1. fıkrası hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödemesi halinde kamu davasının düşeceği hususunda bildirim yapılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken sanığa önödeme teklifi yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, b) Kabule göre de; b1) 6136 sayılı Kanunun 15/4. maddesindeki seçenekli cezalardan hapis cezası seçildikten sonra hapis cezasının alt sınırdan tayin edildiği belirtilmesine, rağmen, mezkur maddeki hapis cezasının alt sınırının 1 ay hapis cezası olduğu gözetilmeden 3 ay hapis cezasına hükmolunmak suretiyle kısa kararda çelişkiye yol açılması, b2) Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilirken, 5237 sayılı TCK'nin 53/1-c maddesinde belirtilen hakları kendi altsoyu üzerinde koşullu salıverilme tarihine kadar, kendi altsoyu dışındakiler bakımından hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamayacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.