4. Hukuk Dairesi 2022/12780 E. , 2023/12612 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/291 E., 2020/184 K. Hastane Cih. Tes. San. Tic. A.Ş. adına temsilen) vekili Avukat ... Avukat ... DAVA TARİHİ : 12.03.2013 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın k
**4. Hukuk Dairesi 2022/12780 E. , 2023/12612 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/291 E., 2020/184 K. Hastane Cih. Tes. San. Tic. A.Ş. adına temsilen) vekili Avukat ... Avukat ... DAVA TARİHİ : 12.03.2013 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı firmanın 15201/23.12.1998 sayılı Gümrük Giriş Beyannamesi ile ithal etmek istediği 12 kalem tıbbi cihazların yapılan incelemede 10 yaşından büyük olduğu, ithalinin mümkün olmadığı gerekçesiyle müvekkili aleyhine Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açıldığı, mahkemenin 2001/310 E ve 2002/347 K sayılı kararıyla cihazların müsaderesine karar verildiğini, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 7.Ceza Dairesinin 2012/4957 E ve 2012/16431 sayılı kararı ile bozulduğunu, yerel mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda, suçta ele geçirilen ve gümrük kaçağı olmadığı anlaşılan 12 kalem tıbbi cihazın davacıya iadesine karar verildiğini, ancak süresi içinde herhangi bir iade veya ödeme yapılmadığını belirterek 61.096 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu, Tasfiye Yönetmeliğinin "Mali Hükümler" başlıklı 26.maddesinin 8.fıkrasında "Bedelsiz verilen veya imha edilen eşya sahiplerine herhangi bir ödemede bulunulmaz" şeklinde yer alan hüküm doğrultusunda, tasfiye yollarından birisinin kullanılarak kamu kuruluşlarına bedelsiz tahsis edilen eşyanın iadesinin mümkün olmayacağını, davacıya iadesine karar verilen eşya hakkında eşya sahiplerine ödeme yapılacağına ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığını, mahkeme kararında da eşya bedelinin tespitine yönelik herhangi bir hüküm yer almadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.03.2013 tarihli ve 2013/98 Esas, 2013/76 Karar sayılı ilamıyla, davaya konu uyuşmazlığın çözümünde mahkemenin görevli olmayıp yargı yolu caiz bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 09.09.2013 tarihli ve 2013/10507 Esas, 2013/13798 Karar sayılı ilamıyla, "...Diğer yandan, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141 ve devamı maddelerinde; "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat" başlığı altında: Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında uğranılan her türlü maddi ve manevi zararın Devlet'ten istenileceği düzenlenmiştir. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesinde ise; Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ile 144. maddeleri hükümlerinin, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılacak işlemler hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. Dava konusu eşyalara el koyma tarihi itibariyle, Ağır Ceza Mahkemesi görevli bulunmamaktadır. Şu durumda, mahkemece uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerekir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 04.11.2015 tarihli ve 2014/154 Esas, 2015/495 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulü ile 61.096 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde belirtilen USD'ye uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 22.01.2018 tarihli ve 2016/1018 Esas, 2018/249 Karar sayılı ilamıyla, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "...davacının, yurt dışından ithal ettiği malların denetim ve kontrolünü gereği gibi yaparak evrak üzerindeki nitelik ve model yılının fiziki durumu ile uyuşup uyuşmadığını tam olarak tespit ettikten sonra yurda girişini yapması gerekirken, ithalatçı firma olarak üzerine düşen denetimleri yapmaması zararın oluşmasında davacının müterafik (bölüşük) kusurunu oluşturmaktadır. Mahkemece, hesaplanacak tazminattan olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43. maddesi gereğince uygun bir indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, Dairenin 21.05.2019 tarihli ve 2018/3120 Esas, 2019/2967 Karar sayılı ilamıyla davalının karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; davacının, yurt dışından ithal ettiği malların denetim ve kontrolünü gereği gibi yaparak evrak üzerindeki nitelik ve model yılının fiziki durumu ile uyuşup uyuşmadığını tam olarak tespit ettikten sonra yurda girişini yapması gerekirken ithalatçı firma olarak üzerine düşen denetimleri yapmadığı, malların yaşının tebliğde belirtilenden fazla olduğu ve tebliğde yer almayan malların ithalatının yapıldığı, davacı ithalatçı firma ile anlaştığı alman firması arasındaki iç ilişki gereği Alman firması iade talep etmiş ise de, gümrük birimlerinin bu iade talebini, yerli resmi makamlardan gelmediğinden karşılamadığı, 61.096 USD tutarındaki zararın oluşmasında davacının müterafik kusurunun olduğu anlaşılmakla takdiren belirlenen yüzde otuz oranındaki zarar bedeli indirildikten sonra, bakiye bedelin davalıdan tahsil edilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 42.768 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'a göre uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının gelen malları kontrol etme imkânı olmadığını, bu nedenle tazminattan indirim yapılmasının hatalı olduğunu verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; olayda davalıya atfedilebilir bir kusur bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, yapılan indirim oranının çok az olduğunu ve hükümde davalı lehine verilen vekalet bendinin hatalı kurulduğunu ve kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıya ait tıbbi cihazlara kaçak oldukları iddiasıyla el konulması ve ceza yargılaması sonucunda iadesine karar verilmesine rağmen iadenin gerçekleşmemesi nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427, 428, 429 ile 439 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci maddesi, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (mülga) 20 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle ceza dosyası kapsamına göre hesaplanan tazminattan müterafik kusuru indirim yapılmasının olayın oluşuna uygun olması, taraflar yönünden hesaplanan vekalet ücretinin dosya kapsamı ile uyumlu olmasına ve kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler mahkeme gerekçeli kararının hüküm kısmının (5). bendinde kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına hesaplanan vekalet ücretinin "davacıdan alınıp davalıya verilmesine" şeklinde yazılması gerekirken "davalıdan alınıp davacıya verilmesine" şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmekle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.