(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/2505 E. , 2010/6540 K. MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 187 ada 7 parsel sayılı 677.15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, köy konağı ve bahçesi niteliğinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/2505 E. , 2010/6540 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 187 ada 7 parsel sayılı 677.15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, köy konağı ve bahçesi niteliğinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/A maddesi uyarınca davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, yasal süresi içinde 753.88 m2 yüzölçümünde Hazine adına tapuda kayıtlı ve sağlıkevi yapılmak üzere Sağlık Bakanlığına tahsis edilmiş taşınmazın bir bölümünün çekişmeli taşınmazda tespit edildiği ve bir bölümünün de köy boşluğu olarak bırakıldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin uzman bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı Hazine adına, (B) harfi ile gösterilen bölümünün tespit gibi tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan uzman fen bilirkişi raporu yeterli bulunarak karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma ve uygulama ile dosyaya sunulan uzman fen bilirkişi raporu karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydı idari yoldan oluşmuş ve kadastro teknisyeni tarafından düzenlenmiş olup fenni sıhhati bulunan krokisi bulunmaktadır. Hükme esas alınan uzman fen bilirkişi raporunda, dayanak tapu kaydının krokisi yöntemince mahalline uygulanmamış; eski tuvalet yerinin mezarlık duvarı ile ilişkisi kesildiği gibi bu bölümde tescil krokisinde görülen 7.69 metrelik kırık da atlanmıştır. Yine, krokinin uygulanmasında okul duvarı ile olan mesafe farklı belirlenmiş; bu şekilde kroki hem kuzey ve kuzeydoğu yönlerden, hem de doğu ve kuzey doğu yönlerinden zemine tescil krokisinden farklı uygulanmış ve tescil krokisine yanılgılı olarak kapsam tayin edilmiştir. Ayrıca; davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydı idari yoldan oluştuğundan davalı Köy Tüzel Kişiliğini bağlamayacağı açıktır. Bu durumda, davacı Hazinenin tapu kaydının oluşturulduğu tarihe kadar davalı Köy Tüzel Kişiliği yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı da araştırılıp değerlendirilmemiştir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemeyeceğinden mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte öncelikle davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının krokisi uzman fen bilirkişi aracılığı ile yerel bilirkişi ve taraf tanıkları yardımı ./... ile yerine uygulanmalı; tapu kaydına yöntemince kapsam tayin edilmelidir. Bundan sonra; Köy Tüzel Kişiliğinin davada taraf olması nedeniyle komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan kişiler arasından belirlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinde ne olduğu, kim tarafından hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, davalı Köy Tüzel Kişiliğinin çekişmeli taşınmaz üzerinde tapu kaydının oluşumundan önce zilyetliğinin bulunup bulunmadığı, bulunmuşsa edinmeye yeterli nitelik ve sürede olup olmadığı gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmaya çalışılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli, tespit tutanağına aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra; toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Özellikle, kadastro tutanağı düzenlenmemiş yerler yönünden davaya bakma görevinin kadastro mahkemesinin görevine girmediği de gözetilerek yapılacak uygulama sonucu tescil krokisi kapsamında kalıp kadastro tutanağı düzenlenmemiş davaya konu bölüm yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gereği düşünülmelidir. Taraflarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.