8. Hukuk Dairesi 2023/2146 E. , 2025/637 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/6 E., 2023/6 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak…
**8. Hukuk Dairesi 2023/2146 E. , 2025/637 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/6 E., 2023/6 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; yeniden karar verilmesine yer olmadığına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... ve arkadaşı vekili, dahili davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında, Yıldırım İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 244 parsel sayılı 1.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 7294 ada 13 parsel numarasıyla ve 1.006,33 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 243 parsel sayılı 7.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 7294 ada 14 parsel numarasıyla ve 6.075,87 metrekare yüzölçümlü olarak ve tapuda ... ile ... adlarına kayıtlı bulunan eski 356 parsel sayılı 5.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 7294 ada 12 parsel numarası ile ve 5.438,04 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ..., uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalılara ait 7294 ada 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı ileri sürerek eski ... getirme istemiyle dava açmış; yargılama sırasında, bilirkişi raporunda davacının taşınmazındaki eksikliğinin tescil harici kısımdan da kaynaklandığının bildirilmesi üzerine, dava Hazine, ... ve Yıldırım Belediye Başkanlığına yöneltilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 7294 ada 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitleri gibi tesciline, 7294 ada 13 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon kararı ile kadastro tespitinin iptaline, teknik bilirkişilerin 02.02.2017 tarihli rapor ve ekindeki krokide ilk tesis kadastrosuna göre davacı parseli sınırında bulunan ancak uygulama kadastrosu sırasında yola terk edilen ve krokide (A) harfi ile gösterilen 40,47 metrekare yüzölçümündeki kısmın 7294 ada 13 parsele eklenmek suretiyle 1.046,80 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tesciline ilişkin hükme karşı, davacı ..., dahili davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş ve bu hüküm, davacı ... ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 15.12.2021 tarihli ve 2021/5924 Esas, 2021/12530 Karar sayılı ilamıyla; dahili davalı Hazine vekilinin tüm, davacı ...’nun sair temyiz itirazları reddedilmek suretiyle “Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede tesis kadastrosu 1980 yılında yapılmış olup, keşif sonucunda dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda, taşınmazlara ilişkin olarak 1984 tarihli hava fotoğrafının incelendiği ve buna göre bu tarihte 7294 ada 12 ve 13 parsellerin ara sınırında belirgin bir hattın bulunmadığı, bir diğer ifade ile sabit nitelikte bir sınırın bulunmadığı belirtildiği gibi, bu rapordan, teknik belgelerine göre oluşturulan tesis kadastro sınırının (raporda kırmızı kesik çizgi ile gösterilen hat) davacıya ait taşınmazın uygulama kadastrosu sınırından daha kuzeyden (7294 ada 12 parselin içerisinden) geçtiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar da, taşınmazların bulunduğu yerin tesis kadastrosundan sonra iki kez sele maruz kaldığını, arazinin taşla kaplandığını, ayrıca sözü edilen taşınmazların ara sınırında mevcut duvarın da tesis kadastrosundan sonra yapıldığını belirtmişlerdir. Ne var ki Mahkemece, bu çelişkiler üzerinde yöntemince durulmamış, uygulama kadastrosunda belirlenen sınırın, hangi nedenlerle sabit sınır olarak kabul edildiği karar yerinde denetime elverişli şekilde tartışılıp değerlendirilmemiştir. Hal böyle olunca; Mahkemece, açıklanan çelişki üzerinde önemle durularak, söz konusu çelişkileri ve tereddütleri ortadan kaldıracak şekilde bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, çekişmeli 7294 ada 13 ve 12 parsel sayılı taşınmazlar arasında sabit sayılabilecek sınır bulunmadığı, ilk tesis kadastrosunda tersim ya da ölçüm hatası yapılmadığı, bu durumda ilk tesis kadastrosuna ait paftaya değer verilmesi gerektiği gerekçesiyle çekişmeli 7294 ada 14 parsel malikleri ve kamu malı aleyhine açılan davanın reddine ilişkin önceki hüküm bozma dışı bırakılarak kesinleşmekle, bu yönlerden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, çekişmeli 7294 ada 12 parsel malikleri aleyhine açılan davanın kabulü ile ekli bilirkişi raporuna ekli krokide (B) ile gösterilen 51,68 metrekarelik alanın davalı taşınmazı 7294 ada 12 parselden alınarak davacı taşınmazı 7294 ada 13 parsele eklenmesi suretiyle, taşınmazların oluşan yeni alan ölçüsü ve sınırları ile birlikte diğer kayıtlar sabit kalmak üzere tespit ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve arkadaşı vekili, dahili davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Dahili davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 tarih ve 1/9 sayılı YİBK). Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak oluşabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu doğabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturmaktadır (4.2.1959 tarih ve 13/5 sayılı YİBK). Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı dahili davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, başvurunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince esastan reddedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz isteminde bulunan; dahili davalı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddedildiği, davacı vekilinin ise bir kısım temyiz itirazlarının kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının çekişmeli 7294 ada 12 parsel sayılı taşınmaz yönünden bozulduğu, İlk Derece Mahkemesinin bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda dava konusu yola ilişkin hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. Hükmü temyiz eden dahili davalı Hazinenin, yola ilişkin talep yönünden davada husumetinin bulunduğu ve yola yönelik davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükmün istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararına karşı yapılan temyiz başvurusunda, Dairemizce davalı Hazine vekilinin tüm temyiz talepleri reddilmekle İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükmün, dahili davalı Hazine yönünden kesinleştiği,davacılar yararına da usuli kazanılmış hak oluştuğu, dahili davalı Hazine vekilinin temyizde hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı dahili davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, başvurunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince esastan reddedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı dahili davalı ... vekilince temyiz isteminde bulunulmadığı, temyiz isteminde bulunan; dahili davalı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddedidiği, davacı vekilinin ise bir kısım temyiz itirazlarının kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının çekişmeli 7294 ada 12 parsel sayılı taşınmaz yönünden bozulduğu, İlk Derece Mahkemesinin bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda dava konusu yola ilişkin hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. Hükmü temyiz eden dahili davalı ... Başkanlığının, yola ilişkin talep yönünden davada husumetinin bulunduğu ve yola yönelik davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükmün istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının dahili davalı ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği,İlk Derece Mahkemesi kararının Dairemizce çekişmeli 7294 ada 12 parsel sayılı taşınmaza ilişkin bozulduğu, bozma üzerine dahili davalı ... Belediyesi aleyhine yeni hüküm kurulmadığı, dahili davalı ... vekilinin temyiz hakkı bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 3.Davalı ... ve arkadaşı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... ve arkadaşı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4.Davalı ... ve arkadaşı vekilinin hükmün infazına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde, "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine yer verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde her ne kadar "ekli bilirkişi raporuna ekli kroki" esas alındığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de hangi bilirkişi raporuna atıf yapıldığı açık, şüpheden uzak bir şekilde belirtilmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle ; 1. Yukarıda 1 ve 2 no.lu bentte yazılı nedenlerle dahili davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... Belediyesi vekilinin temyiz dilekçelerinin reddine 2. Yukarıda 3 no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve arkadaşları vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 3. Yukarıda 4 no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve arkadaşları vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan ilk “ekli” ibaresinin çıkartılarak yerine “Fen bilirkişileri ... ve ... tarafından düzenlenen 27.11.2022 tarihli” ibaresinin yine aynı bentte yer alan "TESPİT VE TESCİLLERİNE," ibaresinden sonra gelmek üzere "Fen bilirkişileri ... ve ... tarafından düzenlenen 27.11.2022 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.