Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/8537 E. , 2024/7342 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/8537 Karar No : 2024/7342 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı -... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, ... Belde
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/8537 E. , 2024/7342 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/8537 Karar No : 2024/7342 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı -... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, ... Beldesinde birbirine komşu bulunan ... parsel (yeni ... ada ... parsel) sayılı taşınmaz ile ... parsel (yeni ... ada ... parsel) sayılı taşınmaza yönelik 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine ilişkin Filyos Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... kararda; dosyanın ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, taşınmazların 1986 yılından itibaren yapılan imar planlarında "yol, park ve otopark" kullanımlarına ayrıldığı, dava konusu imar planı değişiklikleri ile geçmişten gelen benzer kullanım kararlarının devam ettirilerek üst ölçekli planlarla uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu imar planı değişikliğinin parçacıl yapılarak geniş bir alana yayılmadan yapılması nedeniyle zaten taşınmaz özelinde yapıldığı, taşınmaz özelinde yapılan bu değişikliklerin daha önceki imar planlarından bu yana süregelen benzer kullanım kararlarının muhtelif mahkeme kararlarıyla iptaline hükmedilmesine rağmen yeniden aynı fonksiyonların kabul edilmesinin mahkeme kararlarının uygulanmamasına yol açması, üst ölçekli imar planı kararları, kamu yararı ile yasal mevzuata aykırı olması sebebiyle temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ :Uyuşmazlıkta, bilirkişi raporunda, taşınmazların 1986 yılından itibaren yapılan imar planlarında "yol, park ve otopark" kullanımlarına ayrıldığı, dava konusu imar planı değişiklikleri ile kıyı kesiminde geçmişten gelen benzer kullanım kararlarının devam ettirilerek üst ölçekli planlarla uyumlu olduğu görüşlerine yer verilmişse de, "yol" kullanım kararının ... (yeni ... ada, ... parsel) sayılı parsele cephe sağlamak amacıyla belirlendiği anlaşılmıştır. Bu parsele sağlanan yapılaşma haklarına yönelik olarak da komşu taşınmaz malikleri tarafından açılan davalardan birinde, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 25/02/2021 tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, bu karar Danıştay Altıncı Dairesinin 05/12/2024 tarih ve E: 2021/6894, K:2024/7339 sayılı kararıyla bozulmuştur. Diğer davalarda verilen davanın reddine yönelik mahkeme kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik kararlar ise yine Danıştay Altıncı Dairesinin 05/10/2024 tarihli, E: 2022/2026, K:2024/7340 sayılı ve 05/10/2024 tarihli, E: 2022/8535, K:2024/7341 sayılı kararlarıyla bozulmuştur. Bu durumda, davanın ... (yeni ... ada, ... parsel) parsel sayılı taşınmaz malikine de ihbarı akabinde İdari Dava Dairesince Dairemizin yukarıda yer verilen bozma kararı göz önünde bulundurularak uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında dava konusu Zonguldak ili, Çaycuma ilçesi, ... Beldesi, ... Mahallesi, ... parsel (yeni ... ada, ... parsel) sayılı taşınmaz ile ... parsel (yeni ... ada, ... parsel) sayılı taşınmaza verilen "park", "otopark" ve "yol" fonksiyonları verilmiştir. ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile Kıyı Kanunun Uygulamasına Dair Yönetmeliğin "Sahil Şeridinin Belirlenmesi" başlıklı 16.maddesinde tarih ölçütü olarak gösterilen 11 Temmuz 1992 tarihinden önce ... ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planına istinaden dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda kısmi yapılaşma tespiti yapılmıştır. Bu tespite göre, kıyı kenar çizgisinden itibaren ilk 100 metreyi kapsayan sahil şeridinde yapılaşmaya konu 19 adet imar adasından 11'inin dolu, 8'inin boş olduğu vurgulanarak alan büyüklüğü, cephe genişliği ve mevzuata göre %50'den fazla dolu olması nedeniyle, ... ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanan imar planındaki sahil şeridi mevcut haliyle kabul görmüştür. Kısmi yapılaşma tespiti ertesinde ise, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararıyla kesinleştirilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının belediyenin internet sitesinde yayınlanmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Yargılama devam ederken, ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında dava konusu taşınmaza bitişik ... parsel özelinde yapılaşma hakları bakımından kat artışına gidilerek 4 kat olan yapı nizamı değiştirilmiş ve 5 kata çıkartılmıştır. Ancak, kısmi yapılaşma tespiti yapılan alanda yapılaşma haklarının kazanılmış hak basamağı yapılarak daha da artırılmasının hukuka uyarlı olmadığı gerekçesiyle sözü geçen 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline dair ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı, Danıştay Altıncı Dairesinin 21/05/2024 tarih ve E: 2019/20157, K: 2024/3170 sayılı kararı ile onanmıştır. Kat artışının gerekçesi olarak, plan araştırma raporuna göre bölgedeki yapılaşmaların 4,3 kat ortalaması ile gerçekleşmesi ve bu fiili durumun imar planlarına işlenmesi ile daha önce alanda kabul edilen imar planlarının yargı yerince iptaline hükmedilmesi olarak gösterilmiştir. Bu doğrultuda, ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararıyla kesinleştirilen 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarındaki "konut" kullanımı kaldırılarak "bitişik nizam 5 katlı ticaret" ve "otopark" kullanımı kararı belirleyen dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonları ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilmiştir. Mezkur meclis kararının ise ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında 2025 yılı için 11.000; 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında 2030 yılı için 12.000 kişi olarak nüfus öngörüldüğü, dava konusu imar planlarına ait araştırma raporunda yer verilen bilgilere göre beldenin ortalama nüfusunun 7270 kişiyken nüfus kapasitesinin 47.432 kişi olarak öngörülmesinin projeksiyon nüfus yönünden üst ölçekli imar planlarıyla örtüşmediği, revizyonun teknik, bilimsel ve nesnel bir gerekçesinin bulunmadığı, gösterimlerin planlama teknikleriyle uyum göstermediği, kamusal alanlar hakkında ve ada içi teknik alt yapı projeleri uygulanmaksızın yapı ruhsatı düzenlenemeyeceği, gerekçeleriyle iptaline karar verilmiştir. Her ne kadar, mezkur karara karşı yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, bu karar Danıştay Altıncı Dairesinin 05/12/2024 tarih ve E: 2021/6894, K:2024/7339 sayılı kararıyla daha önce muhtelif yargı kararlarıyla iptaline karar verilen kat artışına yönelik yapılaşma haklarının dava konusu imar planları aracılığıyla sürdürülerek korunduğu, bu kullanımın sürdürülmesi ise yargı kararının göz ardı edilerek bunu ortadan kaldırır nitelik taşıyacağı, bu kat artışının devam ettirilmesi sonucunda, kazanılmış hak olan 4 kat yapı nizamının ötesine geçilerek "kazanılmış hak" kapsamının genişletileceği gerekçeleriyle bozulmuştur. Davacı tarafından, dava konusu imar planı değişikliklerinden önce benzer kullanım kararlarıyla kabul edilen imar planlarının muhtelif mahkeme kararlarıyla iptaline hükmedilmesine rağmen yeniden aynı fonksiyonların kabul edilmesinin mahkeme kararlarının uygulanmamasına yol açtığı, üst ölçekli imar planı kararları ile yasal mevzuata aykırı planlama yapıldığı, kıyıda yapılan bu değişiklik nedeniyle kamu yararının göz ardı edildiği iddialarıyla bakılan dava açılmıştır İLGİLİ MEVZUAT:1982 Anayasası'nda da 1961 Anayasasındaki gibi kıyılar, 'Tabii kaynaklar ve servetler' olarak kabul edilmiş; ayrıca kıyıların ülkemiz açısından giderek artan ekonomik ve sosyal değerleri gözönünde bulundurularak bu konuda özel düzenlemeye gidilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesinde: "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir." kuralı yer almıştır. Kıyı konusunda, 6785 sayılı İmar Yasası'nın Ek 7. ve Ek 8. maddelerine göre çıkarılan yönetmelik ile herkesin kıyılardan mutlak bir eşitlik ve serbestlikle yararlanmasını sağlamak, kıyıların doğal yapısının değiştirilmesini önlemek ve atıklarla kirletilmesini engellemek için kurallar getirilmiş ise de; anılan yönetmelik 6785 sayılı İmar Yasası ile birlikte yürürlükten kalkmış olup kıyılar yönünden 1982 Anayasası döneminde yapılan ilk düzenleme 01/12/1984 tarihinde yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan ve 18/05/1985 günlü, 18758 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliktir. 3086 sayılı Yasa'nın tümü Anayasa Mahkemesinin 25/02/1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararı ile iptal edilmiş; iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı 10/07/1986 tarihini izleyen altı ay sonra ise 3086 sayılı Yasa yürürlükten kalkmıştır. 3086 sayılı Yasa'nın yerini, 17 Nisan 1990 günü yayımlanarak yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu almış ve Anayasanın kıyıya ilişkin kuralları Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri de dikkate alınarak yaşama geçirilmiştir. 3621 sayılı Yasa'nın 4. maddesinde: "Sahil Şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde; a) Uygulama imar plânı yapılacak alanlarda yatay olarak en az 20 metre genişliğindeki alanı, b) Uygulama imar planı bulunmayan belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya dışındaki yerleşik alanlarda, çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın, yatay olarak en az 50 metre genişliğindeki alanı, c) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışındaki iskân dışı alanlarda çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanı" tanımına yer verilmiştir. Anayasanın Mahkemesinin 18/09/1991 günlü, E:1990/23, K:1991/29 sayılı kararı ile bu tanımlardan 4. maddenin 1. fıkrasının a) bendindeki tanım iptal edilmiştir. İptal kararından sonra yasa koyucu tarafından 4. maddenin sahil şeridine ilişkin kuralları 3830 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile: "Sahil şeridi kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan" olarak tanımlanmıştır. Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı görülmeyen 3086 sayılı Yasa'nın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki kuralın yerini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile getirilen Geçici Maddedeki "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir. Ancak, 8 inci maddenin ikinci fıkra hükümleri saklıdır." kuralı almıştır. 11 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3830 sayılı Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 03/08/1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesinde kısmi yapılaşma tanımlanmıştır. Buna göre: "Kısmi Yapılaşma: 17 Nisan 1990 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parseller ile üzerine birden fazla yapı yapılması mümkün olan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az su basman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumudur." Anılan Yönetmelikteki kısmi yapılaşma tanımında, 30/03/1994 günlü, 21890 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Yönetmelikle değişikliğe gidilmiştir. Bu değişikliğe göre: "Kısmi Yapılaşma: a) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında; 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzii imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam taban alanının yüzde ellisinden fazla olması durumudur. Üzerinde birden fazla yapı yapılması mümkün olan parseller, en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış olmak kaydı ile taban alanı veya yapı sayısı itibariyle bu kapsamda değerlendirilir. b) Kentsel ve kırsal yerleşmelerde; meskun ve gelişme alanlarını kapsamak yerleşmenin mevcut ve projeksiyon nüfusuna dayalı gerekli tüm kullanım ve fonksiyonları içermek üzere hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir. c) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; bu Kanun kapsamında 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış turizm amaçlı uygulama imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesimindeki imar adalarının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir. d) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; turizm dışı kullanımlara yönelik olarak hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının ilgi ve kapsamına göre (a) veya (b) bentlerindeki tanımlara uygun yapılaşmış olması durumudur." kuralına yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Yasasının işlem tarihinde yürürlükteki şekliyle 5. maddesinde; nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan, olarak tanımlanmış, 8. maddesinde, planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasıyla ilgili hükümlere yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde ise bu kanunda hüküm bulunmayan haller arasında sayılan davanın ihbarı konusunda Hukuk Usulü Muhakemeleri kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, anılan maddeye 3622 sayılı Kanunun 11. maddesi ile eklenen ve 4001 sayılı Kanunun 14. maddesi ile değiştirilen cümle ile davanın ihbarının Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılacağı hususu düzenlenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 61. maddesinde, "Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Dava kendisine ihbar edilen kişinin de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunması mümkündür ve bu şekilde ihbar tevali ettirilebilir." hükmü, 63. maddesinde ise; ''Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir.'' hükmü düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, her ne kadar bilirkişi raporunda, taşınmazların 1986 yılından itibaren yapılan imar planlarında "yol, park ve otopark" kullanımlarına ayrıldığı, dava konusu imar planı değişiklikleri ile kıyı kesiminde geçmişten gelen benzer kullanım kararlarının devam ettirilerek üst ölçekli planlarla uyumlu olduğu görüşlerine yer verilmişse de, "yol" kullanım kararının ... (yeni ... ada, ... parsel) sayılı parsele cephe sağlamak amacıyla belirlendiği anlaşılmıştır. Bu parsele sağlanan yapılaşma haklarına yönelik olarak da komşu taşınmaz malikleri tarafından açılan davalardan birinde, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, bu karar Danıştay Altıncı Dairesinin 05/12/2024 tarih ve E: 2021/6894, K:2024/7339 sayılı kararıyla bozulmuştur. Diğer davalarda verilen davanın reddine yönelik mahkeme kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik kararlar ise yine Danıştay Altıncı Dairesinin 05/10/2024 tarihli, E: 2022/2026, K:2024/7340 sayılı ve 05/10/2024 tarihli, E: 2022/8535, K:2024/7341 sayılı kararlarıyla bozulmuştur. Diğer yandan, dava konusu edilen işlemin iptali istemi ile açılan davada verilecek kararın sonucundan etkilenebilecek olan uyuşmazlık konusu Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, ... Beldesi, ... Mahallesi, ... (... ada, ... parsel) parsel sayılı taşınmazın maliki olan ... İnşaat Nakliye Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Kuyumculuk Sanayi Ticaret Ltd. Şti yönünden yukarıda belirtilen yasa hükümlerinde öngörülen davanın ihbarı için geçerli koşulların oluştuğu anlaşıldığından İdare Mahkemesince, davanın anılan şahsa ihbarına karar verilmesi gerektiği neticesine varılmıştır. Bu durumda, davanın ... (... ada, ... parsel) parsel sayılı taşınmaz malikine ihbarı akabinde İdari Dava Dairesince Dairemizin yukarıda yer verilen bozma kararı göz önünde bulundurularak uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.