T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1170 KARAR NO : 2025/1862 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 19.04.2022 NUMARASI : 2021/478 Esas - 2022/352 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair veril…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1170 KARAR NO : 2025/1862 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 19.04.2022 NUMARASI : 2021/478 Esas - 2022/352 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözlü şekilde satım sözleşmesi kurulduğunu, davalı şirketin cari hesaptan kalan 8.560,19 USD borcunu ödememesi üzerine Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazının haksız olduğunu, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında devam eden ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaların ve ödemelerin karşılıklı olarak cari hesaba işlendiğini, düzenlenen faturalardan davalının yaptığı ödemelerin mahsubu ve Türk Lirası olarak alınan ödemelerin döviz hesaplarından düşüldüğünü, düzenlenen faturaların yanı sıra müvekkiline gönderilen BA mutabakatnamesi ve imza bulunan sevk irsaliyeleri ile emtianın tesliminin kanıtlandığını, borca itiraz dilekçesinde müvekkiline USD üzerinden değil Türk Lirası üzerinden borçlu olduğun ve borcu 29.04.2021 tarihinde icra dosyasında yatırarak borcunu ifa edildiğinin belirtildiğini, ancak bu davanın borçlunun icra dosyasına yaptığı ödeme düşülerek açıldığını, müvekkili şirketin takip tarihi olan 21.04.2021 itibarıyla cari hesap bakiye alacağının 8.560,19 USD olduğu, kısmi ödemenin 29.04.2021 tarihinde yapıldığını, 29.04.2021 tarihi itbarıyla TCMB Efektif Döviz Satış Kurunun 8,20 TL olduğu, kısmi ödeme tarihi itibarıyla 8.560,19 USD alacaktan 29.920,52 23.920,52/8,20= 2.917,13 USD şeklinde yapılan hesaplamaya göre bu tutarın düşülmesi sonucu 5.643,06 USD üzerinden dava açıldığını, davalı adına düzenlenen faturalarda bu faturaların kaç USD üzerinden düzenlendiği ve kur bilgisinin yer aldığını, fatura bedelinin öncelikle yabancı para cinsinden gösterildiği, ancak VUK'da yer alan zorunluluk nedeniyle Türk Lirası üzerinden düzenlendiği durumlarda, bu fatura münderecatına itiraz edilmemesi halinde, akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğunun Yargıtay kararlarında benimsendiğini, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarından da ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğunun anlaşılacağını, bu nedenle davalının doğacak kur farkından sorumlu olduğunu, taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda müvekkilinin alacaklı olduğunun anlaşılacağını, icra takibinin başlatılması davalının temerrüde düşmesi nedeniyle takip öncesi döneme ilişkin işlemiş faiz alacağı talep edilmediğini ileri sürerek, itirazın iptali ile alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında USD üzerinden bir ticari ilişki, sözleşme veya fiili bir uygulama bulunmadığını, ödemelerin Türk Lirası üzerinden yapılacağının davacı şirket yetkilisi ...'un telefonuna gönderilen mesajlarla bildirildiğini, ödemelerin Türk Lirası olarak yapıldığının tespiti bakımından müvekkil şirketin hesap hareketlerinin incelenmesi gerektiğini, bu şekilde ödeme yapıldığının müvekkilinin ticari defterlerinden de anlaşılacağını, davacı şirketin Türk Lirası ödemeleri ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul ettiğini, döviz üzerinden ticari ilişki kurulduğuna ilişkin e-maillerin kendilerine tebliğ edilmediğini, müvekkilinin kayıtlarında görülen borcun ödenerek fazlasına itiraz edildiğini, davacının kötü niyetli olarak Türk Lirası olarak düzenlenen cari ekstre alacağını USD olarak düzenleyerek icra takibine koyduğunu, USD bazlı cari ekstre olmadığı gibi fatura da bulunmadığını, USD üzerinden alacak talep edilebileceğine ilişkin sözleşme veya teamül bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Uyuşmazlık, davacının aralarındaki cari hesap nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı ve davalının icra takibine itirazının yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.Bu kapsamda, taraf defterleri üzerine bilirkişi incelemesi yapılmış, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, tasdiklerinin yapıldığı dolayısıyla her iki taraf defterlerinin de lehlerine delil teşkil ettiği ile dava ve takibe konu 12.728,67-USD bedelli (67.540,04-TL karşılığı) 2 faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturaların BA-BS bildirimlerinin taraflarca yapıldığı, taraf cari hesapları arasındaki uyuşmazlığın,09.02.2019 tarihli 21.354,54-TL bedelli ve 'ATL 2019-054 no’lu faturaya istinaden' düzenlendiği belirtilen iade faturasına ilişkin olduğu belirlenmiştir.Taraf defterlerinde yer alan hesaplamalar arasında farklılığa sebebiyet veren 09.02.2019 tarihli ve ATL 2019-054 sayılı 6.717,98-USD bedelli faturaya ilişkin malların davalıya teslim edildiği her iki tarafın kabulünde olmakla, itiraza uğramayan sevk irsaliyesi ile de ispatlanmıştır. Bununla birlikte davalının, söz konusu faturaya ilişkin bir kısım malın iade edildiği iddiası ispata muhtaçtır. Şirketler arasındaki e-posta yazışmalarından davacının, iade faturasını kabul etmediği, herhangi bir malında iade edilmediğini iddia ettiği görülmekle, e-fatura sistemi üzerinden de bu faturanın davacı tarafça reddedildiğinin tespit edildiği görülmekle, davalı tarafça söz konusu iade malların davacıya teslim edildiğinin yazılı delille ispat edilmesi gerekmektedir.Bu kapsamda; Yargıtay 19.HD.nin 2015/853E. 2015/12740 K. Sayılı kararının '..Kur farkı alacağının doğması için satışın yabancı para cinsinden yapılması ya da sözleşmenin bulunması gereklidir. Davalının da kabulünde olan mal satış faturalarında birim fiyatının euro cinsinden, ödeme vadesinin de 90 gün olduğu belirlenmiştir. Davalının bu tarihten sonraki ödemeleri nedeniyle davacı satıcının kur farkından doğan alacağının gerçekleştiğinin kabulü gerekir.' şeklindeki gerekçesi kapsamında, dava konusu faturaların döviz cinsinden düzenlenmiş olması, bu faturaların davalı defterlerine itirazsız kaydedilmiş olması, davalının 4.038,66-USD bedelli ve uyuşmazlığa sebebiyet veren iade faturasını da döviz üzerinden düzenlendiği dikkate alınarak, taraflar arasında döviz cinsinden bir ticari alım satım ilişkisinin kurulduğu ve ödenmeyen borç için kur farkı alacağının talep edilebileceği kabul edilmiştir. Davalıca dosyaya sunulan, davacı yetkilisine gönderildiği iddia edilen ve davacı itirazına uğramayan, 04.09.2018 tarihli '5,50USD-kg 4 ay vadeli tl çeki olarak anlaştık' şeklindeki mesajın, taraflar arasındaki anlaşmanın TL bazında yapıldığını gösterir nitelikte olduğu iddia edilmiş, yazılı delil başlangıcının bulunduğu iddia edilerek tanık dinletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Söz konusu mesajın, davalıya ait olduğu, davacının herhangi bir beyanını içermediği görülmekle, delil başlangıcı niteliğinde olmadığı değerlendirildiğinden tanık dinlenmesi yönündeki talebin reddine karar verilmekle, ilgili mesaj içeriğin de de kg bazında mal bedelinin USD cinsinden belirtildiği, üstelik tahsilat makbuzu ile teslim edilen 2 adet çek bedelinin 22.264,68-TL olduğu, oysa davaya konu ve 5.50 USD/kg üzerinden hesaplanan 03.01.2019 tarihli fatura bedelinin 32.104,30-TL olduğu, fatura bedelini karşılar nitelikte çek ile ödeme gerçekleştirilmediği, dolayısıyla borcun sona ermediği, bu halde bakiye borç için davacının alacağını döviz üzerinden talep etmesinin mümkün olduğu anlaşılmıştır.Bu halde davalı çeklerinin davacı defterlerine kaydedildiği 08.03.2019 tarihindeki efektif alış kuru olan 5,4505-TL üzerinden yapılan hesaplama sonucunda çeklerin döviz karşılığı 4.084,88-USD bulunmakla, çeklerin davacı ticari defterlerinde davalı lehine 4.168,48-USD olarak kayıtlı bulunduğu dikkate alınarak bilirkişice yapılan hesaplamaya itibar edilmiştir. Davalı, 09.02.2019 tarih ve 4.386,60-TL bedelli iade faturasına konu malları davacıya teslim ettiğine ilişkin yazılı bir delili dosyaya sunmadığından, işbu fatura hesaplamada dikkate alınmamıştır. Bu kapsamda, taraflar arasındaki cari hesap kapsamında davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 8.560,19-USD alacaklı olduğu, davalıca ödenen ödeme tarihi kuru ile 2.917,13-USD (23.920,52-TL)’nin mahsubu ile davacının davalıdan 5.643,06-USD alacaklı olduğu..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 5.643,06 USD asıl alacak üzerinden iptaline, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak takibin devamına, alacağın likit olması sebebiyle 5.643,06 USD (45.920,96 TL) alacağın % 20'si üzerinden hesaplanan 9.184,19 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sentetik örme kumaş satımına ilişkin fatura borçlarının ödenmemesi üzerine başlatılan takibe itiraz edildiğini, müvekkilince açılan itirazın iptali davasında davanın kabulüne karar verilmesine rağmen vekalet ücretinin düşük hesaplandığını, hükmün düzeltilmesi veya tamamlanması isteminin mahkemece kabul edilmediğini, davanın para alacağına ilişkin olması nedeniyle karar tarihi olan 19.04.2022 tarihindeki TCMB Dolar efektif satış kuru olan 14.6827 TL üzerinden dava değerinin 82.855,35 TL olduğunu ve 11.571,19 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen miktarın hüküm tarihindeki maktu vekalet ücreti olan 5.100,00 TL'nin de altında olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bu yönden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesi ile bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtildiği üzere, davacı şirket yetkilisine gönderilen mesajlarda ticari ilişkinin Türk lirası üzerinden kurulduğunun bildirilmesine karşın bu mesajların dikkate alınmadığını, mesajların delil başlangıcı olarak kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, davacının bu mesajlara itiraz etmeyerek varlığını kabul ettiğini, 19.10.2018 tarihli mesajda, 5,50 USD/kg ay vadeli TL çek üzerinden anlaşıldığının belirtildiğini, Dikkate alınmayan bu telefon mesajlarının aynı zamanda delil başlangıç vasfına sahip olduğunu, mesajların davacı tarafça inkâr edilmediğini, bu nedenle mesajlara göre rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin defterlerine göre borç bulunmadığını, bilirkişi raporunda belirtilen şekilde inceleme yapılmadan karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı arasında sentetik örme kumaş satımına ilişkin bir ticari ilişki bulunduğu ve bu ticari ilişkide davacının iki adet fatura içeriği emtiayı davalıya teslim ettiği sabittir. Takip ve dava konusu edilen 03.01.2019 tarihli 35.521,99 TL bedelli ve ATL ... nolu fatura ile 03.01.2019 tarihli... nolu ve 32.104,30 TL bedelli faturalara konu emtianın davalıya teslimi kanıtlanmış ve teslimin davalının da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taraflar arasındaki satım sözleşmesinin döviz üzerinden kurulup kurulmadığı, davalının 08.03.2019 tarihinde iki adet çekle yaptığı 22.264,68 TL ödemenin ve davalı tarafından döviz cinsinden düzenlediği ancak mal tesliminin kanıtlanmadığı 09.02.2019 tarihli 4.038,66 USD ( 21.354,82 TL) bedelli faturanın sözleşmedeki para birimine etkisine ilişkindir.Davalı, döviz üzerinden ödeme yapılacağına ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, ödemelerin Türk Lirası üzerinden yapıldığını, bu konuda davalı şirket yetkilisince davacı şirket yetkilisine gönderilen bir mesaj da bulunduğunu, bu mesaja cevap verilmemesinin de esasında bir kabul olduğunu savunmuştur. Bakırköy 5. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından, davalı aleyhine 8.590,19 USD asıl alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığını, borçlunun süresi içerisinde davalının 23.920,52 TL borcu bulunduğu, bu miktarın takip dosyasına yatırıldığı, taraflar arasında TL üzerinden ticari ilişki kurulduğu, bakiye borcun bulunmadığı belirterek bakiye borca itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın İİK'nın 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. tespit edilmiştir.Mahkemece alının bilirkişi raporunun incelenmesinde, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlendiği, takibe konu 12.728,67 USD bedelli (67.540,04 TL karşılığı) 2 faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, uyuşmazlığın sözleşmenin hangi para birimi üzerinden kurulduğu ile davalı tarafından düzenlenen 09.02.2019 tarihli 21.354,54 TL bedelli ve “ATL 2019-054 no’lu faturaya istinaden” düzenlendiği belirtilen iade faturasına ilişkin olduğu, iade faturasına konu malın davacıya teslim edilmediği ve bu faturanın elektronik sistem üzerinden iade edildiği, taraflar arasında döviz üzerinden kurulan bir ticari ilişki bulunduğu, çekle yapılan ödemenin alacağın tamamını kapatmadığı, ödeme tarihi ile takip ve takip sonrası kısmi ödemenin yapıldığı tarihteki kura göre davacının talep kadar bakiye alacağı bulunduğu anlaşılmıştır.Kur farkı alacağının doğması için satışın yabancı para cinsinden yapılması ya da bu yönde bir sözleşmenin bulunması gereklidir. Davalının kabulünde olan mal satış faturalarında birim fiyatının USD cinsinden gösterildiği ve faturanın alt kısmında uygulanan kurun ve faturanın döviz cinsi karşılığının da gösterildiği anlaşılmaktadır. Davacının bir kısım fatura bedeli Türk lirası cinsinden düzenlenen fatura ile tahsil etmesi ve döviz cinsi çek kabul etmemesi nedeniyle taraflar arasındaki ticari ilişkinin Türk lirası üzerinden kurulduğu savunulmakta ise de davalının düzenlediği iade faturasında döviz cinsinden olması karşısında, artık taraflar arasındaki ticari ilişkinin Türk lirası üzerinden kurulduğunun savunulması dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacaktır. Diğer yandan, davalı vekili davalı şirket yetkilisinin davacı şirket yetkilisine gönderdiği SMS mesajında ticari ilişkinin TL üzerinden kurulduğunu belirtmektedir. İstinaf başvurusunda sunulan mesaj içeriğinde, "Yarın bize gelsin Mahmut Bey 180 ve 220 den - her birinden 200 kg olsun tek lot lütfen 5,50 usd/kg ay vadeli TL çeki olarak anlaştık, hayırlı olsun" ibarelerinin bulunduğu, esasında mesaj içeriğinde birim fiyatın USD cinsi olarak belirlendiğinin ifade edildiği, bu mesaj ile davalının düzenlediği iade faturasının birlikte değerlendirilmesinde, ticari ilişkinin USD cinsinden kurulduğunun davalının kabulünde olduğu, bu nedenle Türk lirası cinsinden yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki USD kur karşılığının borçtan düşülerek bakiye borcun hesaplanmasının yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince delillerin usulüne uygun olarak toplanarak tartışıldığı ve tarafların iddia ve savunmalarının hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde değerlendirildiği, likit olan satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak üzerinden icra inkâr tazminatına karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davanın kabule dilmesi nedeniyle davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması ve davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir. Davanın konusunun para alacağı olması nedeniyle mahkemece hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 3. Kısmına göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Nispi vekalet ücretinin hesaplanmasında, davanın açıldığı tarihteki kur üzerinden harçlandırılan dava değeri olan 48.756,03 TL'nin esas alınması gerekmektedir. Yani, vekalet ücretinin hesabında davanın dava tarihinde harcı ödenerek belirlenen değeri esas alınarak, hüküm tarihindeki tarifeye göre hesaplama yapılmalıdır. Dövizin hüküm tarihindeki TL karşılığının esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün değildir. Zira her dava, açıldığı tarihteki koşullara göre karara bağlanır. Belirtilen bu esaslara göre yapılan hesaplamada; davacı yararına 7.138,28 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, eksik vekalet ücreti takdiri nedeniyle davacı vekilinin bu konudaki istinaf sebebinin kabulü ile hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile davalının Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız takibine yönelik itirazının iptaline, 5.643,06 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca USD cinsi para alacağına uygulanacak yasal döviz faizi ile birlikte tahsili için takibin devamına, 2-Davalının itirazında haksız ve alacağın likit olması nedeniyle 5.643,06 USD alacağın TL karşılığı olan 45.920,96 TL'nin takdiren % 20'si oranında hesaplanan 9.184,19 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.366,20 TL karar ilam harcından, dava açılırken peşin yatırılan 341,55 TL harcın ve icra veznesine yatırılan 100,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 924,65 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 25,20 TL başvurma harcı ve 341,55 TL peşin harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından harcanan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 135,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.635,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 7.138,28 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,8-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştiğinde, HMK'nın 333. maddesi uyarınca iadesine,9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf nispi karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından sarf edilen kanun yolu giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,c-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, d-Davacı tarafından sarf edilen 220,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.11.2025 KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.