T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1332 KARAR NO : 2026/18 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2024 NUMARASI : 2023/243 Esas - 2024/217 Karar DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... - ... VEKİLİ : Av…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1332 KARAR NO : 2026/18 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2024 NUMARASI : 2023/243 Esas - 2024/217 Karar DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 03/10/2022 KARAR TARİHİ : 09/01/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 09/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının oğlu ile arkadaşının mala zarar verme eylemini gerçekleştirdiğini, bu eylem sebebiyle zarara uğrayanın davacının deneyimsizliğinden faydalanarak ayrı ayrı 40.000 TL'lik senetler imzalaması halinde şikayetçi olmayacağının söylediğini, davacının senetleri imzaladığını, senedin davalı adına düzenlendiğini, senedin karşılıklarının fazlasıyla ödendiğini ancak senetlerin ödenmeyerek icra tehdidi altında bırakıldığını iddia ederek bono sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ve dava dışı şahsın davacının ödeme yapması şartıyla şikayetinden vazgeçtiğini, davacının önce ödemeyi kabul ettiğini ancak şikayetten vazgeçildiğinde ödeme yapmadığını, davacının ceza dosyasından kurtulduğu gibi bu davayı açtığını, davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; "...Açılan Davanın Reddine, Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine..." karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senet oğlunun şikayet edileceği yönünde korkutulması suretiyle müvekkilinden alındığını, müvekkili bu süreçte davalının zararını gidererek aynı zamanda oğlunun adli makamlara şikayet edilmesini önlemeye gayret ettiğinden, davalıya mala zarar verme eylemini gerçekleştiren diğer iştirakçi ile birlikte toplamda 100.000 TL ödeme yapılmış ancak müvekkilinden alınan senet geri iade edilmediğini, müvekkil ödeme yaptıktan sonra davalının gerçek zararının 51.500 TL olduğunu, davalının 48.500 TL fazla tahsilat yaptığını, eldeki senedi geri vermeyerek daha da fazlasını tahsil etmeye uğraştığını anlamış, bu sebeple de eldeki menfi tespit davası açmak zorunda kaldığını, müvekkil ile davalı arasında herhangi bir ticaret yapılmamış, mal alış verişi olmamış, müvekkilin davalıya borç senedi vermesini gerektirecek herhangi bir durum yaşanmadığını, davalının 51.500TL'lik beyan ettiği zararına karşılık, 48.500TL fazlası ile toplamda 100.000TL'lik ödeme aldığı, orantısız ve aşırı şekilde zararın giderildiği, ödemeye rağmen iade edilmeyen senet bedelinin talep edilmesinin hiçbir haklı dayanağının bulunmadığı, müvekkilin bu konuda cebri icra ile tehdit edilmesinin hukuken kabul edilmeyeceği, bu olayda müvekkilin alenen sömürülmeye çalışıldığı, davanın reddi yolundaki kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verildiğini beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 17/04/2024 Tarih - 2023/243 Esas - 2024/217 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit talebinden ibarettir. İlk derece mahkemesince Açılan Davanın Reddine, Davalının Kötüniyet Tazminatı Talebinin Reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının 40.000,00 TL'lik senedin bedelsiz kaldığı, senedin karşılıklarının fazlasıyla ödendiği, davalının zararının giderildiği iddiasıyla eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar). İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nin 189/3. maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir. Yine Aynı Kanunun 200-(1) maddesinde; “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır. Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir. Davacı tarafından, oğlu ... ile arkadaşı ... tarafından dava dışı üçüncü şahıs olan ...a ait Burger King ... Şubesinde mala zarar verme eylemi gerçekleştirilmesi üzerine, dava dışı üçüncü şahıs olan ...'ın bu olaydan sebep 51.500,00 TL olan zararının şikayetten vazgeçmesi için 50.000,00'er TL ödediği, bu nedenle zararın giderilmesine rağmen dava konusu bono ile birlikte diğer şüpheliden de alınan 40.000,00 TL'lik bonoları da işleme koyabileceğinden, bu bonoların bedelsiz kaldığı iddia edilmektedir. Dava dışı ...'ın zararını 51.500,00 TL olarak bildirmesinin ve davacı ve diğer şüpheli tarafından bu zararın giderilmesinin dava konusu bonoyu bedelsiz hale getirdiğinin davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir. İspat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından davacının şikayetten vazgeçmesi yanında, hukuk mahkemelerindeki haklarından da vazgeçtiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Davacı ile mağdur arasında bu yönde yapılmış bir anlaşma yahut protokol ise dosyaya sunulmamıştır. Ceza yargılamasında hazırlık aşamasında şikâyetten vazgeçme, hukuk mahkemesinde tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Vazgeçmenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, hem kamu davası açıldıktan sonra hakim önünde gerçekleşmesi ve hem de bu vazgeçmeyle kamu davası düşmelidir. Kamu davasının açılmasından sonra ve hakim önünde gerçekleşmeyen vazgeçme hukuk davası açılmasına engel değildir. Bu durumda davacının yapmış olduğu ödeme haricinde, mağdurun tüm sonuçları itibariyle şikayetinden vazgeçtiğini kanıtlaması gerektiğinden, davacının yapmış olduğu ödeme bononun tahsiline engel değildir. Bu durumda dava konusu yönünden Mahkemenin bu aşamaya kadar yaptığı değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davacı tarafından dilekçeler aşamasında yemin deliline dayanıldığı da görülmektedir. Yemin delili, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. İddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline dayanılmış olması da gerekir. Somut olayda; ispat yükü üzerinde olduğu belirlenen davacının dava dilekçesi ile açıkça yemin deliline de dayandığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece davacı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve yemin teklifi sonucunda süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/04/2024 tarih, 2023/243 Esas ve 2024/217 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.09/01/2026 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*