T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1169 - 2026/659 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1169 KARAR NO : 2026/659 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.07.2024 NUMARASI : 2018/494 Esas 2024/500 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 16.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1169 - 2026/659 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1169 KARAR NO : 2026/659 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.07.2024 NUMARASI : 2018/494 Esas 2024/500 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 16.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 17.04.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.10.2017 tarihinde meydana gelen yaralanmalı trafik kazasında davalı ... Sigorta AŞ tarafından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı davalı ...'nun sevk ve idaresinde bulunan ve maliki olduğu ... plakalı motosiklet ile banket üzerindeki yaya davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığını, kazanın oluşumunda davacının her hangi bir kusuru bulunmadığını, davacının olay nedeni ile geçici ve sürekli işgücü kaybına yol açacağını, bunun da ekonomik zarara sebebiyet vereceğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, dava dilekçesinde 4.999,00-TL sürekli iş göremezlik, 1,00 TL geçici iş göremezlik tazminat talebi olduğunu açıklamış, yargılama sırasında 05.04.2024 tarihli dilekçesi ile talebini 321.668,21-TL olacak şekilde artırmıştır. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacı tarafın davalıdan haksız çıkar sağlamak için kötüniyetli olarak iş bu davayı açtığını, davayı ve zararı kabul etmek manasına gelmemek kaydı ile söz konusu trafik kazasının mücbir etkenlerle davacının ihmal ve kusuru nedeniyle gerçekleşmiş olup davacının kusurunun davalı ile kaza arasındaki illiyeti kesecek kadar ağır olduğundan trafik kazasından davalının sorumlu tutulamayacağını, zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamındaki kaza neticesinde meydana gelen maddi zararları sigortalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen karşılamak zorunda olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta poliçesinde belirtilen rakamla sınırlı olup sigorta şirketi poliçede belirtilen rakamla sorumlu olacağını, sigorta şirketlerinin sorumluluğunun sadece maddi zararlar kapsamında olup manevi zararlardan herhangi bir sorumluluğu söz konusu olmayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre ; davalı ... sigorta şirketine sigortalı ... plakalı motosiklet sürücüsü davalı ...'nun % 100 oranında kusurlu davacı yaya ...'nın kusursuz olduğu, zarar gören ...'ın 10.10.2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre % 2,1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağını, Özürlülük Ölçütü... Yönetmeliğine göre engellilik oranının % 3 olduğunu, iş göremezlik-iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiğini, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği ile belirlenen % 3 maluliyet oranına göre hesaplama yapıldığını, davacının 18 yaşından küçük olduğundan üretici konumda bulunmadığı tespit edilmiş olup geçici iş göremezlik zararı hesaplanmadığı, ancak olay tarihi itibariyle sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığını, TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak, progresif rant yöntemine göre hesap yapılarak 321.668,21-TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı,10.10.2017 kaza tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi teminat limitinin 330.000,00-TL olduğunu, hesaplanan tazminatın poliçe limitinde kaldığı, davacı tarafça davalı sigorta şirketine yapılan başvuru evraklarının dosyada bulunduğunu, ancak başvurunun davalıya tebliğ edildiği tarihi gösterir bilgi bulunmadığından temerrüd tarihinin hesaplanamadığını belirtilerek, davanın kısmen kabulüne 321.667,21 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 19.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, geçici iş göremezlik tazminatına yönelik talebin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez 19.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda sürekli iş göremezlik tazminatının 321.667,21-TL olarak hesaplandığını, bilirkişi raporuna süresinde itiraz edildiğini, günümüz ekonomik şartları her geçen gün paranın alım gücünde azalmaya sebep olduğunu, dosyanın usul veya esas yönünden bozulma ihtimaline binaen asgari ücrette ki artış kamu düzeni ile ilgili olup her aşamada ve resen gözetilmek zorunda olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından düzenlenen 07.09.2023 tarihli rapor esas alınmışsa da hakkaniyete aykırı değerlendirme yapılan raporun esas alınmasının mümkün olmadığını, söz konusu oranların dava konusu olayla ilgisinin olmadığı daha önceden geçirilmiş ameliyat ve operasyonlara ilişkin olduğunu, davacının üretici konuma gelene kadar yaşamını devam ettirebilmek için başkalarına göre daha fazla efor sarf edeceğinin kabul edildiğini, kusur tespiti yapılırken Adli Tıp Kurumundan alınan 10.05.2019 tarihli raporun esas alındığını, rapor çok yüzeysel ve eksik olup raporun hükme esas alınması kabul edilebilir olmadığını, davacının bakiye ömrünün tespiti için TRH 2010 yaşam tablosu kullanıldığını, PMF 1931 cetvelinin kullanılması hukuka ve hakkaniyete uygun olacağını, söz konusu olay neticesinde davacının vücudunda sol ön kolda abrazyon tespit edildiğini, bu husus haricinde davacının vücudunda kalıcı etki bırakacak bir hasar olmayıp, kişinin yaralanmasının vücudunda geçici ve günlük hayatı aksatmayacak seviyede bir yaralanma olduğunu, davacının geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatlarına konu olacak şekilde bir maluliyeti olmamakla birlikte bu durum göz ardı edilerek yapılan değerlendirme sonucunda hesaplanan tazminat miktarı fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının maddi tazminat davasının sürekli iş göremezlik tazminatı istemi yönünden kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatına yönelik talebin reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. Maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu düzenlenmiştir. 1.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 E. 2022/9633 K. ) Mahkemece davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu Başkanlığından alınan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda davacının 10.10.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik, Alt ekstremite uzunluk farklılıkları dikkate alındığında kişinin tüm vücut engellilik oranının % 3 olduğu, Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği, iyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren üç aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, raporun kaza tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre davacının son durum raporunun alınarak, muayene edilerek ve tüm tedavi evrakları incelenerek düzenlendiği, anılan ilke, esaslara uygun, tedavi evrakları ile uyumlu ve maluliyetin tespiti hususunda yeterli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2. Tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın BAM Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine dair 30.05.2014 tarih ve 2024/3323 E. 2024/5474 K, 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. ( Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. ) Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 TBK 54. maddesinde özel olarak hükme bağlanarak tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar, bedensel zararlar kapsamında sayılmış, ZMSS Genel Şartlarında da sakatlık nedeniyle ayrı, tedavi giderleri nedeniyle ayrı teminatlar verilmiştir. Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Bu kapsamda dosyaya kazandırılan hesap bilirkişi raporu ile davacının kaza tarihinde 15 yaşında olup aktif çalışması bulunduğu iddia ve ispat edilemediğine göre davalıların yalnızca sürekli iş göremezlik zararından sorumlu tutularak geçici iş görmezlik zararından sorumluluğu cihetine gidilmemesi gerekir. Bu kapsamda, davacının geçici iş göremezlik tazminatı alacağı bulunmadığı belirtilip, sürekli iş göremezlik zararının hesaplanması yönünden TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak, bilinen / bilinmeyen dönem ayrımı yapılıp, bilinen dönemde kazadan sonra okula giderken, günlük işlerini yaparken vs.diğer yaşıtlarına göre daha fazla efor sarfedecek olması sebebiyle 18 yaşına kadar olan dönem içinde efor kaybı, 18 yaşından rapor tarihine kadar asgari ücret üzerinden, bilinmeyen dönem ise aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılarak, asgari ücreti üzerinden maluliyeti oranında yapılan hesaplama doğrultusunda tazminatın hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi gereğince tarafların istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00-TL istinaf harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, -Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 21.973,08-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 5.920,87-TL'nin mahsubu ile kalan 16.052,21-TL harcın davalı ... Sigorta AŞ'den tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 16.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.