2. Hukuk Dairesi 2016/15267 E. , 2018/3120 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından, tamamı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 13.03.2018 günü temyiz eden davalı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davacı ... gelmedi. Davacı ...'e usulüne uygun tebliga
**2. Hukuk Dairesi 2016/15267 E. , 2018/3120 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından, tamamı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 13.03.2018 günü temyiz eden davalı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davacı ... gelmedi. Davacı ...'e usulüne uygun tebligat yapılamadığı görüldü. Davalı vekili Av. ...'dan soruldu: Biz murafaa istemimizden vazgeçiyoruz dedi. Beyanı okundu imzası alındı. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119/1-e maddesi uyarınca davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte, davalı da aynı Kanunun 129/1-d maddesi gereğince savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında açık özetleriyle birlikte cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar. Bunlar, dava ve cevap dilekçelerindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Ön inceleme aşaması tamamlanıncaya kadar usulüne uygun biçimde bildirilen vakıaların doğru olduğu yargılama sırasında ispat edilirse, tarafların talep sonuçları da bu duruma göre kabul veya reddedilecektir. Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında, hakim, iki tarafın birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m.25/l). O halde, mahkemece ancak tarafların dilekçelerinde dayandıkları vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir. 4721 sayılı TürkMedeni Kanununun 184. maddesinde "Boşanmada yargılama usulü" ayrıca düzenlenmiş; anılan maddenin ilk fıkrasında "Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakameleri Kanununa tabidir" hükmüne yer verilerek, maddede sayılan istisnalar dışında, boşanma davalarınım genel yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmiştir. Boşanmada genel yargılama usulünün uygulanmasına aykırı olan kurallar ve uygulanması gereken özel usuller, Türk Medeni Kanununun 184. maddesinde sınırlı olarak belirtilmiş olmasına karşın; bu sınırlamalar ve istisnalar içinde, tarafların dayan madiği vakıaların değerlendirmede esas alınacağına dair özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Somut olayda, mahkemece, gerekçeli kararda davalı kadına izafe edilen kusurlu davranışlardan; sinkaflı hakaretler ettiği ve cinsel birliktelikten kaçındığına ilişkin vakıalara davacı erkek tarafından dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında usulünce dayanılmamıştır. Mahkemece, davacı erkek tarafından usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıalar davalı kadına kusur olarak yüklenemez. Gerçekleşen bu durum karşısında, toplanan delillerden, davalı kadının evliliğin devamı sırasında davacı eşine haber dahi vermeksizin sürekli evden dışarı çıktığı, nereye gittiğini davacı eşine söylemediği, davacı erkeğin de temyize konu etmeyerek kesinleşen kusur durumuna göre çıkan tartışmalar sırasında davalı eşine sinkaflı hakaretlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyleyken, mahkemece davalı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü bozmayı gerektirmiştir. 3-Taraflar, cevaba cevap ve 2. cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafati ve ıslah dışında iddia ve savunma geniişletilemez yahut değiştirilemez (HMK m.141/1). Davalı kadına dava dilekçesi 20.04.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı kadın ise, cevap dilekçesini ise 2 haftalık cevap verme süresinden sonra 20.05.2015 tarihinde dosyaya sunmuş, süresinde sunulmayan cevap dilekçesiyle maddi ve manevi tazminat (TMK 174/1-2) ile yoksulluk nafakası (TMK m.175) taleplerinde bulunmuş, davacı tarafın ise bu taleplere muvafakati olmamıştır. İşbu talepler iddianın ve savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Davalı tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır. O halde, davalının maddi ve manevi tazminatlar (TMK m.174/1-2) ile yoksulluk nafakası (TMK m.175) talepleri hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilecek yerde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uyakırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13.03.2018 (Salı)