7. Hukuk Dairesi 2011/3903 E. , 2012/2217 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 232 ada 37 parsel sayılı 4651,56 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka, dav
**7. Hukuk Dairesi 2011/3903 E. , 2012/2217 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 232 ada 37 parsel sayılı 4651,56 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka, davacı ... ile davacılar ... ve ... ise farklı tapu kayıtlarına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece davacıların davalarının reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir. Somut olayda, kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, mahkeme heyetine verilecek ücretler kalem kalem ve ayrıntılı olarak gösterilmediği gibi, yerel bilirkişiler için davetiye gideri belirlenmemiş, kesin süre ile keşif günü arasında davetiyelerin tebliği için makul bir süre bırakılmamıştır. Öte yandan; keşif avansından her bir davacının kendi davası ile sınırlı olarak avansın tümünden sorumlu olması gerektiği halde, mahkemece her bir davacının avansın 1/2 payından sorumlu tutulması dahi yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Bu olgular gözetildiğinde mahkemece oluşturulan ara kararın kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılar ... ve ...'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 28.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.