Başvuru, prematüre olarak doğan çocuğun ve annesinin özel bir sağlık kuruluşunda tedavisinin yapılmasından kaynaklanan masrafların devlet tarafından karşılanması talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, prematüre olarak doğan çocuğun ve annesinin özel bir sağlık kuruluşunda tedavisinin yapılmasından kaynaklanan masrafların devlet tarafından karşılanması talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 7/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 26/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık görüşü 14/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 17/2/2015 tarihinde ibraz etmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: (Kapatılan) Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) sigortalısı olan başvurucu, beş buçuk aylık hamile eşinin rahatsızlanması üzerine Bakırköy Çocuk ve Doğum Devlet Hastanesinde ilgili servisin bulunmadığı gerekçesiyle 25/1/2001 tarihinde özel bir sağlık kuruluşuna müracaat etmiştir. Bunun üzerine başvurucunun eşi, özel sağlık kuruluşunda ameliyata alınmış ve prematüre bir bebek dünyaya getirmiştir. Ameliyattan sonra anne ve bebeğin tedavileri, 6/3/2001 tarihine kadar özel sağlık kuruluşunda devam etmiştir. Başvurucu, söz konusu tedavi hizmeti karşılığında özel sağlık kuruluşuna 193 TL ödeme yapmıştır. Başvurucu, SSK'ya başvurarak tedavi gideri olarak ödediği bu meblağın tarafına geri ödenmesini talep etmiştir. Başvurucunun bu talebi, SSK'nın anlaşmalı olduğu hastanelerde boş yataklar olmasına rağmen bunlardan yararlanılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, doğum olayının beklenenden çok önce gerçekleştiğini, acil bir durum olması nedeniyle zaman kaybetmeleri durumunda bebeğin ve annesinin hayati tehlikeyle karşı karşıya kalacağını, uzman doktor tarafından söz konusu özel hastaneye yönlendirildiğini, aynı olayda SSK'nın anlaşmalı olduğu özel hastaneler tarafından belirlenecek tedavi ücretinden fazlasını ödemekle yükümlü olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 000 TL tutarındaki tedavi masrafının SSK tarafından ödenmesi talebiyle 25/10/2004 tarihinde Tekirdağ İş Mahkemesinde (İş Mahkemesi) dava açmıştır. İş Mahkemesi, 18/6/2008 tarihli kararıyla davanın kabulüne karar vermiştir. SSK'nın devredildiği davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/2/2010 tarihli kararıyla bozularak Mahkemesine gönderilmiştir. Bozma gerekçesinde, tedavinin SGK'nın anlaşmalı olduğu özel sağlık kuruluşlarında yapıldığı takdirde ne kadar masraf oluşturacağı araştırılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir. Bozma üzerine İş Mahkemesi, tedavinin SGK sağlık kuruluşlarında yapılması hâlinde, olay tarihinde yürürlükte bulunan bütçe uygulama tebliği de dikkate alınarak ne kadar masraf oluşturacağının hesaplanması amacıyla eczacı, jinekolog ve mali müşavirden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti görevlendirmiştir. İş Mahkemesi, 29/5/2013 tarihli kararıyla bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulüne ve başvurucuya 069,53 TL ödenmesine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: ".. davacı sigortalı eşi Ü. Şen'in 25/01/2001 tarihinde 5,5 aylık hamile iken rahatsızlandığı, SSK Bakırköy çocuk ve doğum hastanesine kaldırıldığı, ilgili hastane tarafından ilgili servis bulunmadığı gerekçe gösterilerek hastanın özel .. hastanesine acil olarak gönderildiği, Ü. Şen'in orada bir çocuk doğurduğu, davacının bu doğum nedeni ile ilgili hastaneye 193,00 TL ödeme yaptığı, davalı kurumdan bu bedeli talep ettiği, davalı kurumun bu bedeli ödememesi üzerine eldeki davayı açtığı, dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve Yargıtay bozma ilamı gereğince davacının eşi ve çocuğuna yapılan tıbbi müdahalenin acil nitelikte olduğu, Sosyal Sigortalar Kanunu maddesi gereğince hastalık sigortası yardımlarından yararlanacak olanların kurumca tespit edilecek belgeler ile davalı kuruma bağlı sağlık müesseselerine veya kurum hekimlerine başvurarak muayene olmaları gerektiği, ilgili kurum hastanesinde yeterli donanımın bulunmaması nedeni ile özel bir kurumda yapılan tedavi giderleri ile ilgili olarak davalı kurumun söz konusu tedavinin Sosyal Sigortalar Kurumu sağlık tesisinde yapılması halinde bu tedavi için ne kadar bedel karşılığında sağlanacak ise ancak davalı kurumun bu bedeli ödemekle sorumlu olduğu, bilirkişi raporuna göre tedavinin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 2000 yılı bütçe uygulama tebliğine göre söz konusu tedavinin davalı kurum hastaneleri veya anlaşmalı hastanelerde yapılması halinde ödenmesi gereken tedavi tutarının 069,53 TL olduğu anlaşıldığından davacının talebi kısmen haklı ve yerinde görüldüğünden davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile 069,53 TL tedavi giderinin kurumdan tahsil talep tarihi olan 03/10/2001 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi cihetine gidilmiş ve .. hüküm kurulmuştur." Söz konusu karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay Hukuk Dairesinin 28/1/2014 tarihli ilamıyla onanmıştır. Nihai karar, 11/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İşlem tarihinde yürürlükte olan 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu’nun "Tedavinin nasıl yapılacağı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hastalık ve analık yardımlarından yararlanacak olanlar Kurumca tespit edilecek belgelerle Kurumca bildirilen sağlık müesseselerine veya hekimlere başvurarak muayene ve tedavi olurlar." İşlem tarihinde yürürlükte olan ve 16/1/2004 tarihli ve 25348 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigortalar Kurumu Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Kurumca Sevk Edilmeksizin Kurum Dışı Sağlık Tesislerinde Yapılan Tedaviler" kenar başlıklı maddesi şöyledir: ''Kurum sağlık yardımlarından yararlandırılanların ani ve acil hastalığı dolayısıyla Kurum sağlık tesisleri dışında bir sağlık tesisine yatırılması halinde, bu husus raporla tevsik edilmek ve Kurum tarafından kabul olunmak şartıyla; a) Resmi sağlık tesislerinde yapılan tedavi masrafları aynen, b) Tedavi özel sağlık tesislerinde yapılmış ise, Kurum sağlık kuruluşlarında ayakta veya yatırılarak yapılacak muayene ve tedavilerden alınacak ücret tarifesi üzerinden hesaplanmak suretiyle ödenir. Resmi sağlık tesislerinde özel nitelikte tedavi görmüş olanların masrafları, o sağlık tesisinin normal ücret tarifesi üzerinden, yatak ücretleri ise Kurumca belirlenecek yatak ücret tarifesi üzerinden ödenir. Kurumca olaya el konulabilmesi için durumun ilgililer tarafından mümkün olan en kısa zamanda Kuruma bildirilmesi şarttır. '' Anılan Yönetmelik'in "Doğum Sağlık Yardımlarının Sağlanması " kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Sigortalı kadın ile sigortalı erkeğin sigortalı olmayan eşinin, aylık ve/veya gelir alan sigortalı kadın ile aylık ve/veya gelir alan sigortalı erkeğin sigortalı olmayan eşinin, doğum sağlık yardımlarının Kurumca aynen sağlandığı yerlerde doğum için Kurum sağlık tesislerine veya sözleşme ya da protokol yapılan sağlık tesislerine başvurularında boş yatak olmaması veya doğumun sağlanamaması hallerinde, ilgililer Kurumca resmi bir sağlık tesisine, resmi sağlık tesisinde boş yatak bulunmadığı veya doğumun resmi sağlık tesisinde sağlanamayacağı raporla belgelendiği takdirde özel bir sağlık tesisine sevk edilmek suretiyle doğum yardımları Kurum tarafından sağlanır."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kişilerin bedensel ve ruhsal bütünlükleriyle ilgili konular, onlara sağlanan tıbbi tedavi seçimindeki katılımları ve bu tedavilere olan rızaları ile ilgili hususlar, Sözleşme’nin maddesinin sınırları içerisinde yer almaktadır (İclal Karakoca ve Hüseyin Karakoca/Türkiye (k.k.), B. No: 46156/11, 21/5/2013). AİHM'e göre kişilerin tedavi masraflarına yeterli ölçüde destek sunulmadığına ilişkin iddialar da Sözleşme’nin maddesinin kapsamındadır (Pentiaciova ve diğerleri/Moldova, B. No: 14462/03, 4/1/2005). AİHM, Sözleşme'nin ücretsiz tıbbi tedaviye ulaşma gibi bir hakkı garanti altına almamakla birlikte bazı davalarda engelli başvuranların hareketliliğini ve yaşam kalitesini kolaylaştırmanın kamusal finansmanı hakkındaki şikâyetleri madde kapsamında incelemektedir (Zehnalová and Zehnal/Çek Cumhuriyeti, B. No: 38621/97, 14/5/2002; Sentges/Hollanda (k.k.), B. No: 27677/02, 8/7/2003). AİHM'e göre kapsam, sınırlı devlet kaynaklarının tahsisi bağlamında önceliklerin değerlendirilmesini içerdiğinde, ulusal makamların takdir marjı daha geniştir. (Osman/Birleşik Krallık, B. No: 23452/94, 28/10/1998, § 116).