Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2008 E. , 2024/2217 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/2008 Karar No:2024/2217 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2008 E. , 2024/2217 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/2008 Karar No:2024/2217 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) 27/05/2010 tarih ve 2577/38 sayılı kararı ile verilen 50.000,00-TL ve ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 240.000,00-TL idari para cezasının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen 50.000,00-TL tutarlı ... tarih ve ... sayılı ve 240.000,00-TL tutarlı ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:2018/98, K:2018/947 sayılı kararda; davacının kanuni temsilcisi olduğu ... Petrol İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye (...) ait akaryakıt istasyonunda 2008 yılında alınan numunelerin ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu ve teknik düzenlemelere aykırı olduğu gerekçesiyle ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla tesis edilen idari para cezalarının ödenmemesi üzerine, ödenmeyen amme alacaklarının tahsili amacıyla, adı geçen şirketin müdürü olduğundan bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emirlerinin düzenlendiği; Uyuşmazlıkta, adı geçen şirketçe 2008 yılında işlenen fiillere ilişkin amme borçlarından kanuni temsilci olarak sorumlu tutulan davacının, 17/06/2013 tarihli hisse devri ve müdür değişikliği kararları ile şirkete ortak olduğu ve şirket müdürü olarak şirketi temsil ve ilzam etmesine karar verildiği ve bu hususların 03/07/2013 tarih ve 8355 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığı, şirketin ortak ve yöneticileri ile ilgili yapılan sorgulama sonucunda bu tarihten önce davacının söz konusu şirkette herhangi bir kanuni temsilcilik sıfatı ya da ortaklığının bulunmadığı; Bu itibarla, kişinin belirsiz ve güvencesiz bir biçimde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle, başkalarının eylem ve ihmali sonucu oluşan sorumluluğa ortak olması adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmayacağından, 17/06/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin şirket borçlarından anılan dönemde kanuni temsilci olmayan davacının kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle adına, 2008 yılında işlenen fiillere ilişkin amme alacaklarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emirlerinin Kabahatler Kanunu'na göre kesinleşen ve kesinleştiği halde ödenmeyen idari para cezasının yine kanunda öngörülen şekilde tahsilinin sağlanması adına tesis edildiği, dava konusu ödeme emri tebliği işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, söz konusu ödeme emri cezayı uygulayan merci olan EPDK'nın talebi doğrultusunda amme alacağının tahsil edilmesine yönelik düzenlendiği, şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla şirket yöneticisi ve ortağı olduğu tespit edilen davacı adına mevzuat gereği ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun kanuni temsilcilerin ödevi başlıklı 10. maddesi ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi gereği amme alacağı öncelikle asıl borçlu şirketten tahsil edilmeye çalışıldığı ancak 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takip muameleleri sonucunda amme alacağının şirketten tahsili mümkün olmadığı, bu durumda kanuni temsilci hakkında takip yapılabilmesi için yeterli şartların oluştuğu takip işlemlerine kanuni temsilci adına 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesine göre düzenlenen ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanıldığı, dolayısıyla, yükümlünün kanuni temsilcisi olduğu şirketin kesinleşen borçlarından sorumlu olduğu, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali konusunda açılan davaların reddedildiği, haciz işlemlerinin tesis edildiği, asıl borçlu şirket hakkında merkezi sorgulamalar sonucu borcunu karşılamaya yetecek nitelikte aracının ve gayrimenkulünün bulunmadığından amme alacağının şirketten tahsil edilememesi sebebiyle uygulanan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve d...daki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacının kanuni temsilcisi olduğu ...'ya ait akaryakıt istasyonunda 20/03/2007 tarihinde yapılan denetimde alınan numunenin teknik düzenlemelere aykırı olduğunun tespit edildiğinden bahisle Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararıyla 50.000,00-TL idari para cezası verilmiş, anılan karara karşı açılan davada Dairemizin 07/06/2012 tarih ve E:2010/3141, K:2012/1609 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27/05/2013 tarih ve E:2013/303, K:2013/2076 sayılı kararıyla onanarak 03/03/2014 tarihinde kesinleşmiş, kesinleşen para cezasının tahsili amacıyla şirket adına ... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmiş, söz konusu ödeme emrine karşı açılan dava ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmiş, anılan karar Dairemizin 17/11/2020 tarih ve E:2015/3628, K:2020/3207 sayılı kararıyla onanmıştır. Osyo'ya ait akaryakıt istasyonunda 26/02/2008 ve 04/07/2008 tarihlerinde yapılan denetimlerde alınan numunenin ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu ve teknik düzenlemelere aykırı olduğunun tespit edildiğinden bahisle her bir fiil için ayrı ayrı olmak üzere Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararıyla toplam 240.000,00-TL idari para cezası verilmiş, anılan karara karşı açılan davada Dairemizin 14/05/2013 tarih ve E:2010/3138, K:2013/1361 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş söz konusu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 25/12/2013 tarih ve E:2013/3547, K:2013/4716 sayılı kararıyla onanarak 06/11/2014 tarihinde kesinleşmiş, kesinleşen para cezasının tahsili amacıyla şirket adına ... tarih ve ... takip no.lu ödeme emri düzenlenmiş, söz konusu ödeme emrine karşı açılan davada ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmiş, davanın reddine karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmiştir. Anılan şirket tarafından idari para cezalarının ödenmemesi üzerine, ödenmeyen amme alacaklarının davacıdan tahsili amacıyla 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca 50.000,00-TL tutarlı ... tarih ve ... sayılı ve 240.000,00-TL tutarlı ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri düzenlenmiş, bu ödeme emirlerinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ", 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. (...)"; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. (...)" kuralları yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Maddî bir varlığı bulunmayan ve hukuk düzenince tüzel kişilik vasfı tanınan ticarî şirketlerin hukukî iş ve işlemleri, bunlar adına bunların yönetim ve idaresinden sorumlu gerçek kişiler tarafından yapılır. Şirketin kanunî temsilcisi sayılan bu gerçek kişiler; temsil ettikleri tüzel kişiliğin hukukî işlemlerini yürütmek, personelini ve mal varlığını idare etmek, yatırım ve faaliyetlerinin yönünü tayin etmek, iktisadi ve mali durumunun gerektirdiği tedbirleri almak gibi imkân ve kudreti haizdirler. Bununla bağlantılı olarak, şirketin kamusal ödevlerini ifa etmek ve kamuya olan borçlarını kanunî süreleri içinde ödemek de kanunî temsilcinin temel ödevleri arasındadır. Kanunî temsilci, doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticarî şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan kanunî temsilcilerin şirketten tahsil imkânı bulunamayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu tutulmaları gerekmektedir. 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hâli kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanunî temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanunî temsilci olarak görev yapması, kanunî temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Ancak bu madde kapsamında kanunî temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçluya başvurulacak ve borcun asıl borçludan tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekecektir. Dolayısıyla henüz asıl borçlu şirket hakkında ödeme emri ile takip yapılmadan, kanunî temsilcinin sorumluluğuna evleviyet kuralı gereği gidilemeyecektir. Kamu alacağının tahsil edilebilir aşamaya geldiği zamanda kanunî temsilci olarak görev yapması, kanunî temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Dolayısıyla fiil tarihinde görevde olmayıp amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya geldiğinde görevde bulunan ve bu görevi devam eden kanunî temsilcinin sorumluluğuna gidilebilecektir. Uyuşmazlıkta, 50.000,00-TL tutarlı ödeme emrinin dayanağı idari para cezası, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla 20/03/2007 tarihli fiil sebebiyle tesis edilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan dava reddedilerek 03/03/2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından söz konusu idari para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili amacıyla asıl borçlu ... adına 16/10/2014 tarihli ödeme emri düzenlenmiş; 240.000,00-TL tutarlı ödeme emrinin dayanağı idari para cezası, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla 2008 tarihli fiiller sebebiyle tesis edilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan dava reddedilerek 06/11/2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından söz konusu idari para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili amacıyla asıl borçlu ... adına 06/05/2015 tarihli ödeme emri düzenlenmiştir. D...nın incelenmesinden, davacının ...'ya 17/06/2013 tarihli hisse devri ve müdür değişikliği kararları ile ortak olduğu ve şirket müdürü olarak şirketi temsil ve ilzam etmesine karar verildiği ve bu durumun 03/07/2013 tarih ve 8355 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanarak ilan edildiği anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının idari para cezalarına konu fiil işlenmesinden önce şirket müdürü olarak tayin edilmediği ancak amme alacağının tahsil edilebilir aşamaya geldiği dönemde şirkette görev yapan kanunî temsilci sıfatı bulunduğundan söz konusu borçtan sorumluluğu bulunan davacı hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, d...da, asıl borçlu şirket hakkında idarece yeterli malvarlığı araştırması yapıldığı ve şirketten tahsil kabiliyeti olmadığını ortaya koyan bilgi ve belgeler bulunmadığından Bölge İdare Mahkemesi'nce bu hususuna yönelik araştırma yapılarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 15/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.