6. Hukuk Dairesi 2011/14011 E. , 2012/2283 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve davacılar adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm daval…
**6. Hukuk Dairesi 2011/14011 E. , 2012/2283 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve davacılar adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.3.1957 gün ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır Olayımıza gelince;Davacılar vekili,dava dilekçesinde,114 ada 226 parselin hissedarı olduklarını,paydaşlardan ...'nin payını davalı ...'ye sattığını belirterek önalım davası açmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde,davalı ile temlik eden ...'nin baba-oğul olduklarını,temlik işleminin görünüşte satış olsa da gerçekte bağış olduğunu,aralarında para alışverişi bulunmadığını,önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Taraflar baba-oğul olup,duruşmada dinlenilen davalı tanığı Tahsin Merhametli yeminli beyanında, “payını davalıya temlik eden İbrahim'in davalının maddi durumunun zayıf olması nedeniyle zaman zaman taşınmazı davalıya bağışlayacağını söylediğini,her ne kadar tapuda satış gözüksede aile içinde bu işlemin bağış olduğunun konuşulduğunu beyan etmiştir. Bu durumda, Baba-oğul arasındaki satış işleminin gerçekte bağış olduğunun kabulü gerekir. Davalının, dava konusu taşınmazla ilgili ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyasındaki beyanı, bu davada davalının işlemin gerçekte bağış olduğunu savunmasına engel değildir. Mahkemece, İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca önalım hakkının cereyan etmeyeceğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.