11. Hukuk Dairesi 2025/3593 E. , 2026/582 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/444 Esas, 2025/653 Karar HÜKÜM : Asıl davanın reddi, karşı davanın kısmen kabulü (Yeniden hüküm kurulmak suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/95 E., 2022/393 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön incel…
11. Hukuk Dairesi 2025/3593 E. , 2026/582 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/444 Esas, 2025/653 Karar HÜKÜM : Asıl davanın reddi, karşı davanın kısmen kabulü (Yeniden hüküm kurulmak suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/95 E., 2022/393 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına tescilli 2010/08677 sayılı markanın, davacı adına tescilli 2003/01411, 2009/53087 sayılı ve dava dışı kişiler adına tescilli 2005/050 33... /01951 sayılı markalar ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-ç hükmüne göre ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, nitekim 2010/08677 sayılı markanın tescil işlemleri esnasında bu markanın sayılan markalara benziyor olması nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 7/1-b hükmüne istinaden Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından reddedildiğini, davalının bu red kararına karşı açmış olduğu davanın Ankara 4. FSHHM’nin 2011/429 E. sayılı dosyasında yapılan yargılaması sonucunda 2013/21 K. sayılı ilamı ile karşılaştırılan markaların 556 sayılı KHK’nın 7/1-b hükmü kapsamında benzerliğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle kabul edildiğini ve bu kabul kararının Yargıtay tarafından da onandığını, davacının yokluğunda cereyan eden bu davadan sonradan haberdar olması nedeniyle yargılamanın iadesi talebinde bulunduğunu, bu talebin Ankara 4.FSHHM’nin 2021/362 E., 2022/1 K. sayılı ilamı ile reddedildiğini, davacının bu karar aleyhine istinaf yoluna başvurduğunu ve istinaf incelemesinin henüz yapılmadığını, taraflar arasında yargıya intikal eden altı ayrı uyuşmazlıkta, davacının 2003/01411 sayılı “...”lı markası ile davalının kendi adına 12, 37, 39... .sınıflara giren emtialar yönünden tescil ettirmek istediği 2007/48251, 2007/48252, 2007/482 55... /48256 sayılı “...”lı markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi hükmü anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olması nedeniyle davalının bahsi geçen markalarının reddi yönünde verilen TÜRKPATENT kararının ihtisas mahkemeleri tarafından yerinde ve doğru bulunduğunu ve kararların Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, bu sefer davalının davacının 2003/01411 sayılı markasının kullanmama nedeniyle iptali talebiyle açtığı davanın Ankara 4. FSHHM’nin 2013/83 E. sayılı dosyasında yürütülen yargılaması sonucunda 2013/160 K. sayılı karar ile; “Kara taşımacılığı hizmetleri, taşıma komisyonculuğu hizmetleri, özel şoförlük hizmetleri, kara taşıtlarının kiralanması hizmetleri... Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” hariç tüm emtialar bakımından kabul edildiğini ve bu kararın Yargıtay incelemesinden de geçerek 10.09.2013 tarihinde kesinleştiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun “davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı” yönündeki hükmü neticesinde Ankara 2. FSHHM’nin 2015/473 E., 2017/433 K. sayılı ilamı ile verilen karar ile de; davalının kara ve hava taşımacılığı hizmetlerinde “...” tanıtma vasıtasını kullanmasının davacının 2003/01411 sayılı tescilli markasından doğan haklara tecavüz sayılması gerektiğine ve davacı lehine tazminata hükmolunduğunu, davacının tazminat miktarı konusunda başvurduğu karar düzeltme kanun yolu nedeniyle bu kararın henüz kesinleşmediğini, bütün bu yargı süreçleri devam ederken davalının bu sefer sadece “...” ibaresini değil, tüm ticaret unvanını marka olarak tescil ettirmek üzere gerçekleştirdiği 2010/08677 sayılı dava konusu marka başvurusunun TÜRKPATENT tarafından reddedilmesi üzerine davalının açtığı davanın, davacının gıyabında Ankara 4. FSHHM’nin 2011/429 E. sayılı dosyasına kapsamında yürütülen yargılaması sonucunda 2013/21 K. sayılı ilamı ile kabul edildiğini, markanın davalı adına tescil edilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraflar arasında yargıya intikal etmiş uyuşmazlıklar sürerken davalının böyle bir marka başvurusunda bulunmasının ve bu markayla ilgili yargılamayı davacıya ihbar etmememesinin davalının kötüniyetinin açık bir tezahürü olduğunu, davacının davalının “...” ibareli markayı kara ve hava taşımacılığında kullanmasına hiçbir zaman sessiz kalmadığını ve tescilli markasından doğan hakları gerektiği gibi savunduğunu, “kötüniyetin bölünmezliği” ilkesi gereğince dava konusu edilen 2010/08677 sayılı markanın, kapsamına giren tüm emtialar yönünden hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı-karşı davacıya ait 2010/08677 sayılı markanın iddiaların aksine "tanınmış marka" olmadığını, davacının marka tescillerinin davalıdan önceki tarihli tesciller olduğunu, davalının 2004-2009 yılları arasında savunulduğunun aksine “...” markasını tanıtmak hususunda kayda değer hiçbir çaba göstermediğini, davalının asıl davada hükümsüzlüğü talep edilen markasını kötüniyetle tescil ettirdiğini ileri sürerek 2010/08677 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, daha sonra asıl davasını tamamen ıslah ederek, davalının davacının 39. sınıfta tescilli 2003/014 11... /53087 sayılı markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer 2010/08677 sayılı markayı aynı hizmetler yönünden tescil ettirmek ve kullanmak suretiyle davacının tescilli markalarından doğan haklarına da tecavüz ettiğini ileri sürerek tecavüzün durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına, davalının 2010/08677 sayılı markasının kötüniyetli tescil nedeniyle tüm sınıflar yönünden SMK'nın 5/1-ç maddesi hükmü uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2004 yılından bu yana ...’de ticari hava taksisi işletmeciliği, yurt içi ve yurt dışı lojistik işletmeciliği, kara ve deniz taşımacılığı alanlarında faaliyet gösterdiğini, “...” markasını 39.sınıfa giren hizmetlerde ilk olarak 2007 yılında kendi adına TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirdiğini, halihazırda “...” ibaresini ihtiva eden 2007/48251, 2007/48252, 2007/48255, 2007/48256, 2010/08677, 2019/93225 sayılı markalarının tescilli olduğunu ve 2004 yılından beri hava, deniz, kara ve demiryolu taşımacılığında kullandığı “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, bu markanın davalı-karşı davacı adına tüketiciler nezdinde ayırt edicilik kazandığını, www.sarplojistik.com uzantılı web sitesinin de bu faaliyetler çerçevesinde kullanıldığını, hazırlanan uzman görüşlerinde de “...” markası üzerinde davalı-karşı davacının öncelikli ve kazanılmış bir hakka sahip olduğunun tespit edildiğini, dava konusu edilen markanın davacı-karşı davalının iddialarına mesnet aldığı markalara benzemediği yolunda verilen Ankara 4.FSHHM’nin 2011/429 E., 2013/21 K. sayılı kesinleşmiş kararının somut uyuşmazlık açısından güçlü bir delil niteliğini haiz olduğunu, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 5/1-ç hükmünde ifadesini bulan yüksek derecedeki benzerlik şartının gerçekleşmediğini, davacı-karşı davalının kötüniyetli marka tescili iddialarının da somut delillerle ispat edilemediğini, davacı-karşı davalının ıslah ettiği haliyle asıl davada davacı-karşı davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, zira davacının davalının markasının 5 yıldır tescilli olduğunu bilmesine rağmen asıl davayı ancak şimdi ikame etmiş olmasının kötüniyetli bir davranış olduğunu ve hukuken himaye göremeyeceğini savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davasında ise; davalının sadece araç kiralama hizmeti verdiğini, 2003/014 11... /53087 sayılı markalarını 39... .sınıflarda kullanmadığını, taşımacılık faaliyetinde bulunmadığını ileri sürerek 2009/53087 sayılı “...” markasının 39. sınıfta yer alan “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri.” ve 43’üncü sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil)” şeklindeki mal ve hizmetler yönünden ve 2003/01411 sayılı “... S ŞEKİL” ibareli markanın “Kara taşımacılığı hizmetleri, Taşıma komisyonculuğu hizmetleri, özel şoförlük hizmetleri, Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” şeklindeki mal ve hizmetler yönünden kullanılmaması sebebiyle kullanılmama hallinin başladığı tarihten itibaren iptaline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın asıl dava yönünden davacının 2003/014 11... /53087 sayılı tescilli markalarına vâki tecavüzün durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına, davalının 2010/08677 sayılı markasının hükümsüzlüğüne, karşı dava yönünden, karşı davalının 2003/014 11... /53087 sayılı tescilli markalarının kullanmama nedeniyle kısmen iptaline karar verilmesi istemine ilişkin olduğu, asıl davada taraf markaları arasında SMK'nın 5/1-ç hükmü kapsamında aranan “herhangi bir takdir yetkisi ve şüpheye yer vermeyen bir biçimde aynı/ayırtedilemeyecek benzerlik” olmadığı, dolayısıyla davalı-karşı davacının 2010/08677 sayılı markasının bu madde hükmüne dayalı olarak hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceği, davalı-karşı davacının 2010/08677 sayılı markasının tescilinin kötüniyetli olmadığı, davalı-karşı davacının 2010/08677 sayılı markasını “kara taşımacılığı hizmetleri”nde kullanmasının, davacı-karşı davalının marka haklarına tecavüz olarak nitelendirilebileceği, karşı dava yönünden, davacı-karşı davalı adında tescilli 2003/01411 sayılı markanın; 39.sınıfa giren “Taşıma komisyonculuğu hizmetleri, taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” yönünden kullanılmama nedeniyle iptali koşullarının kısmen oluştuğu, davacı-karşı davalı adında tescilli 2009/53087 sayılı markanın; 39.sınıfa giren; “Deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” ve 43.sınıfa giren; “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil)” yönünden kullanmama nedeniyle iptali koşullarının kısmen oluştuğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davaya konu markanın SMK'nın 5/1-ç hükmü yönünden hükümsüzlüğü talebinin reddine, davaya konu markanın SMK'nın 6/9 hükmü gereğince kötüniyet nedeniyle hükümsüzlüğü talebinin reddine, davalının 2010/8677 sayılı markasının "kara taşımacılığı hizmetlerinde kullanmasının davacı karşı davalının marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, kaldırılmasına, karşı davanın kısmen kabulüne, karşı davalı adına tescilli 2003/1411 sayılı markanın 39.sınıf "taşıma komisyonculuğu hizmetleri, taşıt ve malları kurtarma hizmetleri yönünden" kullanmama nedeniyle iptaline, karşı davalı adına tescilli 2009/53087 sayılı markanın 39.sınıf "deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. 43. sınıf : yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı, (kreş) huzurevi hizmetleri dahil)" yönünden kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-karşı davacının 2010/08677 sayılı markasının tescilinin kötüniyetli olmadığı, davacı-karşı davalının, 2003/ 01411 sayılı markanın 39.sınıfa giren “Taşıma komisyonculuğu hizmetleri, taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” yönünden, 2009/ 53087 sayılı markanın ise 39.sınıfa giren; “Deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” ve 43.sınıfa giren “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil)” yönünden SMK'nın 9.maddesi anlamında kullanıldığını ispat edemediği, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı ... Ulaştırma Organizasyon Turz. Tic. Ltd. Şti. vekilinin asıl ve karşı davaya ilişkin tüm, davalı-karşı davacı ... Havacılık Lojistik Turz. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin karşı davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar verildiği, diğer yandan davacının gerek dava gerekse ıslah dilekçesindeki hükümsüzlük talebi kötüniyetli tescil iddiasına dayalı olduğu gibi ıslah dilekçesinde de hükümsüzlük yönünden iki ayrı talep sonucu bulunmadığı halde mahkemece asıl davadaki hükümsüzlük talebinin iki ayrı bent halinde reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca ıslahla kastedilenin dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesi olduğu, dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu hâline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı, somut olayda, davacının ilk kez ıslah dilekçesi ile öne sürülen "marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve kaldırılması" talepleri, dava dilekçesinde dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesi değil, dava konusu edilmeyen bir şeyin davaya ithali ve dava konusu haline getirilmesi mahiyetinde bulunduğu, bu durumda ıslah dilekçesinde yer alan "marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve kaldırılması" istemlerine ilişkin olarak, başlangıçta usulen açılmış bir dava bulunmadığı gibi ıslah ile dava konusu haline geldikleri de kabul edilemeyeceğinden, mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı-karşı davacı ... Havacılık Lojistik Turizm Sanayi Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak asıl dava yönünden; davanın reddine, asıl davada sunulan ıslah dilekçesinde yer alan "marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve kaldırılması ile hükmün ilanı" istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile davacı-karşı davalı adına tescilli 2003/1411 sayılı markanın 39. sınıf "taşıma komisyonculuğu hizmetleri, taşıt ve malları kurtarma hizmetleri yönünden " kullanmama nedeniyle iptaline, davacı- karşı davalı adına tescilli 2009/53087 sayılı markanın 39. sınıf "deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. 43. sınıf : yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı, (kreş) huzurevi hizmetleri dahil)" yönünden kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, davalının 2010/08677 sayılı markasının hükümsüzlüğü, karşı dava ise; davacı-karşı davalının 2003/014 11... /53087 sayılı markalarının kullanmama nedeniyle iptali istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 29.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.