Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/1554 E. , 2024/5295 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/1554 Karar No : 2024/5295 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten ...'ya velayeten ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ... MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar tarafından esas yönünden, davalı id
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/1554 E. , 2024/5295 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/1554 Karar No : 2024/5295 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten ...'ya velayeten ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ... MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar tarafından esas yönünden, davalı idarece vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'ya yapılan aşı sonucu yaşamsal fonksiyonlarını kaybettiği, gerekli ve doğru tedavi yapılmadığından bahisle oluştuğu ileri sürülen zararlarına karşılık 1.000,00 TL maddi ve 3.000.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olaya ilişkin olarak alınan Adli Tıp Kurumu raporunun karara esas alınabilir nitelikte bulunduğu, hizmetten yararlananın kişisel özelliklerine ve hizmetin yürütülmesine bağlı olarak önceden öngörülemeyen bazı riskleri bünyesinde taşıyan sağlık hizmetlerinden dolayı idareyi tazminat ödemekle yükümlü tutmanın, hizmet kusurunun ve zararla yürütülen sağlık hizmeti arasında nedensellik bağının bulunması halinde olanaklı olduğu, anılan Adli Tıp Kurumu raporunda davacılardan ...'ya uygulanan tedavi yöntemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu hususunun tespit edildiği, davacıların iddia ettiği gibi yapılan aşıların değil Herpes virüsünün hastalığa neden olduğu, küçükte mevcut klinik tablonun BOS’ta (beyin omurilik sıvısı) saptandığı bildirilen HSV’e bağlı olduğu, küçüğe 21/12/2017 tarihinde yapıIan aşılar ile illiyetinin bulunmadığı, küçüğün mevcut klinik tablosuna yönelik takip ve tedavisinin uygun olduğu, davalı idarelere yüklenebilecek herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, aşı öncesi herhangi bir sağlık probleminin bulunmadığı, uzun süre tedavi gördüğü ancak eski sağlığına kavuşmasının yapılan yanlış tedaviler nedeniyle mümkün olmadığı, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun eksik ve yanlış olduğu, raporda genel ifadelerin yer aldığı, yapılan işlemlerin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin olay bazında somutlaştırılmadığı, gerekçesiz, matbu ve taraflarca anlaşılamayan bir rapor düzenlendiği, açıklayıcı bir tespit yapılmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, temyize konu kararda, davacıların adli yardımdan yararlandığından bahisle yargılama giderini ödemekten muaf tutulmasına ve aynı madde uyarınca davalı idare lehine avukatlık ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; Bakanlık lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare ve müdahil tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Esasa İlişkin Kısmına Yönelik Olarak Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Dair Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın esasa ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının "davacıların yargılama giderini ödemekten muaf tutulmasına ve davalı idare lehine avukatlık ücreti hükmedilmesine yer olmadığına" İlişkin Kısmına Yönelik Olarak Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Dair Kısmının İncelenmesi: İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, adli yardım hallerinde yapılacak işlemler ile ilgili hususlarda uygulanacak kurallara ilişkin olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yollamada bulunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinde, “(1) Yargılama giderleri şunlardır: a) Başvurma, karar ve ilam harçları. b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri. c) Dosya ve sair evrak giderleri. ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler. d) Keşif giderleri. e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler. f) Resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler. g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri. ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti. h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.” hükmüne; "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326. maddesinin 1. fıkrasında, "Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. " kuralına; "Vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi" başlıklı 330. maddesinde ise, "Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Dolayısıyla, vekâlet ücretinin, HMK’nın 323. maddesinde düzenlenen yargılama giderleri kapsamında yer aldığında ve -kural olarak- davada haksız çıkan taraf aleyhine hükmedileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Anılan vekâlet ücretinin ise, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/05/2023 tarihli ve E:2022/3-918, K:2023/486 sayılı kararında da belirtildiği üzere, vekilin/avukatın, müvekkiline/iş sahibine sunduğu hukukî yardımının karşılığı olan ve vekil ile müvekkili arasındaki sözleşme ilişkisinden doğan "akdi vekâlet ücreti" değil, yargılama sonunda davada haksız çıkan tarafın, karşı tarafı vekil tutmak zorunda bırakmış olması nedeniyle ödemeye mahkum edildiği ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen "yasal vekâlet ücreti" olduğu açıktır. Diğer taraftan, yargılama giderlerini karşılamayacak oranda ekonomik güçlük içerisinde bulunan, ancak dava açma ihtiyacı olan kimseler için HMK’nın 334 ve devamındaki maddelerinde adli yardım müessesesi düzenlenmiştir. HMK’nın 334. maddesinin 1. fıkrası gereğince, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukukî korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilmektedirler. Aynı Kanun'un "Adli yardımın kapsamı" başlıklı 335. maddesinde de, “(1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar: a) Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet. b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet. c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi. ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini. (2) Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir. (3) Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” hükmü yer almaktadır. Buna göre adli yardım kapsamında sağlanan haklar, genel olarak, peşin ödenmesi gereken giderlerin ertelenmesi, bazı giderlerin Devlet tarafından avans olarak karşılanması olup ilgilinin bu hakları hükmün kesinleşmesine kadar devam etmektedir. HMK'nın 335. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde ifade edilen avukatlık ücretinin ise, davada haksız çıkan taraf aleyhine hükmedilecek yasal vekâlet ücreti ile ilgisi bulunmamaktadır. Öte yandan, HMK’nın "Adli yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili" başlıklı 339. maddesinde, “(1) Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir. (2) Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; adli yardım müessesesinin, yargılama ve icra takibi giderlerini ödeme gücünden yoksun bulunan kişilere hak arama özgürlüklerinin temini amacıyla tanınan bir hak olduğu da dikkate alındığında; HMK'nın 335. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca kişinin hüküm kesinleşinceye kadar (geçici olarak) muaf tutulduğu "tüm yargılama giderleri" ifadesinden kastın, yalnızca adli yardım kararından yararlanacak tarafın bizzat yapacağı giderler olduğu; daha açık bir anlatımla, dava açarken ya da davanın devamı sırasında ödemekle yükümlü olduğu, yargı ve posta hizmetinden yararlanmasının karşılığı olan yargı harçları, posta avansları, bilirkişi ücreti, keşif masrafı gibi gider kalemlerini kapsadığı, davanın sonucunda haksız çıkması halinde karşı (davayı kazanan) tarafa ödemekle yükümlü olacağı yasal vekâlet ücretini içermediği sonucuna varılmaktadır. Esasen, HMK'nın 326. ve 330. maddelerinde, yasal vekâlet ücretinin, davada haksız çıkan taraf aleyhine hükmedileceği ve davada haklı çıkan tarafa ait olacağı yolundaki kurala, adli yardım bakımından bir istisna getirilmemiş, böylelikle davayı kazanan tarafın yasal vekâlet ücretine ilişkin hakkı her durumda korunmuştur. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 29/12/2021 tarihli ve Başvuru No:2018/3222 sayılı kararında, davada haklı çıkan taraf lehine hükmedilen yasal vekâlet ücretinin, mülkiyet hakkının güvencelerinden yararlanacağını kabul etmiştir. Daha açık bir anlatımla, adli yardım müessesesi, yalnızca Devletin kendi alacağının tahsilini bir müddet ertelemesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle, davada haksız çıkan tarafın, karşı tarafı vekil tutmak zorunda bırakmış olması nedeniyle ödemeye mahkum edildiği ve davayı kazanan tarafa ait olan yasal vekâlet ücretinin, adli yardım kapsamında geçici muafiyet tanınan giderler arasında kabul edilmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, HMK'nın 339. maddesinin 2. fıkrasının metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, yasal vekâlet ücreti, anılan fıkrada kesin/süresiz muafiyet tanınan yargılama giderleri arasında da yer almamaktadır. Aksi kabulün, davayı kazanan tarafın mülkiyet hakkı ile hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28/04/2022 tarihli ve E:2020/11-123, K:2022/620 sayılı kararında da, bu husus aynen kabul edilerek şu gerekçelere yer verilmiştir. "Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinde, yargılamanın sonunda haksız çıkan taraftan tahsili gerektiği düzenlenen yargılama giderlerinden maksat, hükmün lafzından da anlaşıldığı üzere, Devlet tarafından avans olarak yargılamanın başında ödenip ilgili taraftan tahsili ertelenen giderler olup bu kapsama, yargılamanın sonucunda taraf vekilleri lehine mahkemece, haksız çıkan taraftan tahsil edilmek üzere kanunen takdir edilen vekâlet ücretleri girmez. Dolayısıyla yargılama sonunda vekille temsil edilen taraf lehine mahkemece hükmedilecek olan vekâlet ücretinden, HMK’nın 339/2. maddesinden faydalanılarak indirim yapılamaz. Zira aksinin kabulü hâlinde, yargılama sonucunda haksız çıkmasına rağmen haklı olan karşı tarafa ait olan vekâlet ücretine dair hakkın, HMK’nın 339/2. maddesiyle ihlâl edilmesi söz konusu olur. Ayrıca haklı çıkan ve vekil ile temsil edilen karşı tarafın lehine hükmedilecek vekâlet ücretinden HMK’nın 339/2. maddesi gereği indirim yapılabileceğine dair bir kabul, adli yardımdan yararlananın iddiasının yahut savunmasının açıkça dayanaktan yoksun olmamasına dair adli yardımdan yararlanma koşuluna aykırılık oluşturacak olup bu durum, kanun koyucunun adli yardım müessesesiyle ilgili amacına aykırı olarak adli yardımdan yararlanan ve dava sonucunda haksız çıkan tarafın korunması sonucunu doğurur." Bütün bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık incelendiğinde; her ne kadar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacıların yargılama giderini ödemekten muaf tutulmasına ve davalı idare lehine avukatlık ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; yukarıda detaylıca açıklandığı üzere, yasal vekâlet ücreti, bir yargılama gideri olmakla birlikte adli yardımla muafiyet tanınan yargılama giderleri arasına, dolayısıyla HMK’nın 339/2. maddesi kapsamına girmediğinden; İdare Mahkemesince, davanın reddine karar verilen kısmı yönünden davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının, ... İdare Mahkemesi kararının davacıların yargılama giderini ödemekten muaf tutulmasına ve davalı idare lehine avukatlık ücreti hükmedilmesine yer olmadığına ilişkin kısmına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, 2. Davalı idarenin vekalet ücretine ilişkin temyiz isteminin KABULÜNE, 3. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının esasa ilişkin kısmının ONANMASINA, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/11/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.