Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına bağlı işyerinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışmaktayken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) hükümlerine göre 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi için başvuruda bulunmasına rağmen talebinin reddedildiğini, bunun üzerine idare mahkemesinde redde ilişkin işlemin iptali için dava açtığını, dava neticesinde idari işlemin iptaline dair karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bunun üz
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına bağlı işyerinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışmaktayken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) hükümlerine göre 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi için başvuruda bulunmasına rağmen talebinin reddedildiğini, bunun üzerine idare mahkemesinde redde ilişkin işlemin iptali için dava açtığını, dava neticesinde idari işlemin iptaline dair karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bunun üzerine kadroya geçen davacının kadroya geçirilme talebinin reddedildiği tarih ile idari işlemin iptali sonrasında kadroya geçirildiği tarih arasında kadroya geçirilen işçilerin almış olduğu ancak müvekkiline eksik ödenen ya da hiç ödenmeyen ücret, ilave tediye, ikramiye, çocuk yardımı, yemek yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı, bulaşıcı hastalık ve risk primi, öğrenim yardımı, bayram yardımı, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, gece çalışma ücreti ile fazla çalışma ücreti alacakları bulunduğunu ileri sürerek davacıya ödenmeyen söz konusu alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, görevli yargı yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğu noktasındadır. Somut olayda, davacı tarafça 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna atanma talebinin reddine ilişkin işlemin iptali talebi ile dava açıldığı, İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 31.12.2018 tarihli ve 2018/717 Esas, 2018/2326 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesinin 31.10.2019 tarihli ve 2019/709 Esas, 2019/1287 Karar sayılı kararı ile dava konusu işlemin kesin olarak iptaline karar verildiği, davacının 10.09.2020 tarihinde sürekli işçi kadrosuna atandığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının kadroya geçirilme talebinin reddedildiği tarih ile idari işlemin iptali sonrasında kadroya geçirildiği tarih arasında, kadroya geçirilen işçilerin almış olduğu ancak müvekkiline eksik ödenen ya da hiç ödenmeyen ücret, ilave tediye, ikramiye, çocuk yardımı, yemek yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı, bulaşıcı hastalık ve risk primi, öğrenim yardımı, bayram yardımı, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, gece çalışma ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının idari işlemin iptali ile kadroya alındığı tarih arasındaki ücretlere hak kazanacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların esasa yönelik istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Ne var ki Mahkemelerce varılan sonuç 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) ile 6100 sayılı Kanun'un açık hükümlerine aykırıdır. Dosya içeriğine göre davacı davalı işyerinde, 2018-2020 yılları arasında kadrolu personel statüsünde çalışmamıştır. Bu durumda iş görme edimini, kadrolu olarak değil kadrosuz statüde yerine getirdiği kabul edilmelidir. Davacı daha sonra idari yargı kararı ile başından beri kadrolu sayılmış olup hukuka aykırılık iddiasının kaynağı; iş sözleşmesinden kaynaklı eşitsizlik ve/veya muvazaa değil, idari işlemin geç tesis edilmesidir. Bu itibarla konunun, iş sözleşmesi ve iş görme edimi kurallarına göre değil de idari yargı/statü hukuku kurallarına göre çözülmesi gerekmektedir. Zira davacının, idari bir karar ile kadroya alınmadığı işine, idare mahkemesi kararı ile iade edilmesi neticesinde, kadrolu statüde çalışamadığı döneme ilişkin eksik aldığını iddia ettiği dava konusu haklarının; 7036 sayılı Kanun'a göre iş sözleşmesinden (iş görme borcundan) kaynaklanan bir talep değil de idari işlemin geç veya eksik tesis edilmesinden kaynaklanan bir talep olduğu anlaşılmaktadır. Davacı talebi de kadrolu işçi statüsünde çalışamadığı döneme ilişkin eksik aldığını iddia ettiği haklara ilişkin olup söz konusu talebin dayanağını iş sözleşmesi değil, idari işlemin kendisi oluşturmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi gereğince idare mahkemeleri tarafından karara bağlanması gerekmekte olup somut uyuşmazlığın çözümü, idari yargının görev alanına girdiğinden Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 114/1-(b) hükmü gereğince davanın yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı gerekçeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.