11. Ceza Dairesi 2013/3682 E. , 2013/14502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel sağlık kuruluşunda çalışan doktorun gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi HÜKÜM : Ortadan kaldırma Şikayetçi kurum adına vekilinin katılma talebinde bulunduğu 01.10.2009 tarihli celsede olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devamla zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına hükmolunması suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 238. maddesine aykırı davranılmış ise de; katılma
**11. Ceza Dairesi 2013/3682 E. , 2013/14502 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel sağlık kuruluşunda çalışan doktorun gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi HÜKÜM : Ortadan kaldırma Şikayetçi kurum adına vekilinin katılma talebinde bulunduğu 01.10.2009 tarihli celsede olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devamla zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına hükmolunması suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 238. maddesine aykırı davranılmış ise de; katılma talebinin CMK'nun 237 ve devamı maddelerine uygun olması nedeniyle, aynı Yasa ve maddesinin 2. fıkrasının verdiği yetkiye istinaden suçtan zarar gören şikayetçinin müdahale talebinin kabulüyle katılan vekilinin temyiz dilekçesi gereğince yapılan incelemede; 5271 sayılı CMK’nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2009 tarihli iddianamesinde sahte reçete düzenlediğinin iddia olunması ve katılan kuruma bu reçetelerin ibraz edildiğine ilişkin bir anlatımında bulunmadığı cihetle tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; yüklenen “özel sağlık kuruluşunda çalışan doktorun gerçeğe aykırı reçete düzenlemesi” suçunun cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 17.04.2002 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin zamanaşımının gerçekleşmediğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 07.10.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ İncelenen dosyada sayın çoğunlukla aramızdaki görüş farklılığı, sanığın eyleminin "gerçek kişinin resmi belgede sahteciliği" suçunu oluşturacağı gerekçesi ile bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... hakkında; Özel İstanbul Kızılay Bosna Tıp Merkezi'nde hekim olarak görev yapmakta iken,... Eczanesi sahibi ve mesul müdürü olan eczası ... ile ilaç mümessilleri tarafından kendisine getirilen üç adet değişik kişiye ait sağlık karnelerine muayeneye dayanmayan yüksek meblağlı reçete yazarak bu reçeteler üzerine Dr....'ün kaşesini basıp poliklinik kayıtlarının da sağlanması suretiyle gerçeğe aykırı rapor düzenlendiğinden bahisle hakkında 5237 sayılı TCK'nun 210/2. delaletiyle 204/1, 43/1. maddelerinde cezalandırılması talebi ile dava açılmış, mahkemece yapılan yargılama neticesinde eyleminin 765 sayılı TCK'nun 354/1, 350/1-3. maddeleri kapsamında kaldığı ve aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddelerindeki zamanaşımı süreleri gerçekleştiğinden bahisle kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde ise sayın çoğunluk tarafından mahkemece yapılan suçun nitelendirilmesi isabetli kabul edilerek onama kararı verilmiştir. Bu karar aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı yasaya ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına aykırıdır: 1- Öncelikle mahkemece ve sayın çoğunluk tarafından sanık doktorun eyleminin vasıflandırılmasında hata bulunmaktadır. Şöyle ki; mahkemece sanık dokturun özel bir sağlık polikliniğinde çalışması nedeniyle üç ayrı hasta adına "resmi belge" olduğunda bir tereddüt bulunmayan suç tarihi itibariyle Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü'nce bastırılarak verilen sağlık karnelerindeki reçetelere karne sahiplerinin bilgisi dışında, muayene etmeden, yüksek meblağlı ve karne sahipleri tarafından alınıp kullanılmayan ilaçlar yazmak şeklindeki eylemi, hatalı olarak vasıflandırılarak 765 sayılı TCK'nun 354. maddesi kapsamında kabul edilmiştir. Halbuki 765 sayılı TCK'nun 354. maddesi "Sahte rapor vermek ve kullanmak" başlıklı olup maddede "hekim, eczacı ve sıhhiye memurunun hatıra binaen rapor düzenlemesi, bu kimseler tarafından verilmiş olan bu şekildeki bir sahte raporun kullanılması bu kimseler tarafından, bu şekilde bir sahte raporun verilmesi için para veya çıkar vaad ve sağlanması halleri düzenlenmiştir." Somut olayımızda; sahte rapor düzenlenmesi söz konusu olmayıp üç adet sahte reçetedir. Halbuki 354. madde "gerçeğe aykırı rapor düzenlenmesi" ile ilgili olup, dosyadaki eylemlere uymamaktadır. Ayrıca suça konu reçeteler TCK'nun 350. maddesi kapsamında kalan belgelerden de değildir. Çünkü somut olayımızda sağlık karnesinde bulunan reçetelere muayene etmeden, gerçeğe aykırı ve yüksek meblağlı ilaçlar yazılıp poliklinik kayıtlarında resmileştirmek suretiyle, suça azmettirdiği iler sürülen eczacı sanık tarafından Emekli Sandığı Kurumu'ndan tahsil edilmiştir. Bu tür eylemlerin tamamı bir bütün olarak bugüne kadar Dairemizce "resmi belgede sahtecilik" suçu olarak tavsif edilmektedir. Örneğin; Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/1425 - 2008/2321 sayılı kararında "Emekli Sandığına tabi hastalardan değişik bahanelerle alarak gönderdiği sağlık karnelerine, 21.08.2000-13.11.2000 tarihleri arasında hasta muayene etmeden toplam 33 adet reçeteyi düzenleyip, poliklinik defterinde reçete tarihleri ile protokol numaralarının birbirini izleyen tarih ve protokol numarası şeklinde olması gerektiği halde bu hususa da riayet etmeden tenakuzlu şekilde suça konu reçetelerle ilgili bilgileri poliklinik defterine bizzat kaydedip reçete prosedürünü tamamlayarak resmileştirmek suretiyle yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçlarını işlediği gözetilmeden, isabetsiz gerekçe ile yazılı şekilde görevi kötüye kullanmak suçundan mahkumiyetine karar verilmesi," şeklindeki ve benzer bir çok kararında sağlık karnelerindeki reçetelere muayene etmeden ilaç yazılması eylemlerini "resmi belgede sahtecilik" suçu olarak kabul edilmiştir. Nitekim Somut olayımızda da; özel bir klinikte doktor olarak görev yapan sanığımıza isnat olunan eylem "usulsüz bir rapor vermek" değil "muayene etmeden gerçeğe aykırı reçete düzenlemek" olup bu eylemi de 765 sayılı TCK'nun 350 veya 354. maddesindeki suçu değil resmi kurumda görevli doktor olmadığından aynı Yasanın 342/1. maddesindeki (5237 sayılı TCK'nun 210/2. madde delaletiyle 204/1.) suçu oluşturmaktadır. Zaten artık 5237 sayılı TCK döneminde işlenen suçlarda artık 210. maddenin 2. fıkrasının son cümlesi uyarınca resmi bir kurumda çalışmayan sağlık görevlilerince düzenlenen belge ile haksız bir yarar sağlanması veya kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç gerçekleşmiş olması hallerinde "resmi belgede sahtecilik" hükümlerine göre cezaya hükmolunacağı hüküm altına alınmıştır. 2- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.04.2010 gün ve 2009/11-174 Esas, 2010/92 sayılı kararında da açıklandığı ve Dairemizce de istikrarlı bir şekilde uygulandığı üzere, karne sahiplerini özel muayenehanesinde ve başka bir yerde muayene ettikten sonra reçete düzenlenmesi ve bu reçetenin poliklinik kayıtlarına intikali sağlanması şeklinde gerçekleşen eylemlerin "görevi kötüye kullanma" suçunu, ancak hiçbir şekilde karne sahibi görüp muayene etmeden reçete düzenlenmesi eylemlerinin ise her ne kadar reçete gerçek olup üzerinde silinti, kazıntı veya karalama gibi tahrifat yapılmadan düzenlenmiş olsa bile içerik itibariyle sahte olduğundan yani "fikri sahtecilik" gerçekleşmiş olduğundan "resmi belgede sahtecilik" suçunu oluşturacağı kabul edilmektedir. Bu gerekçelerle; sanık olan doktorun üç ayrı karne sahibini muayene etmeden ve hastalıkları hakkında bilgi sahibi olmadan suça konu reçeteleri düzenlemesi şeklindeki eyleminin; sağlık karnesi sahiplerinin müfettiş huzurundaki; reçetelerde yazılı ilaçları almadıkları ve böyle bir hastalıklarının da bulunmadığına dair beyanları ile suça konu reçetelerdeki yazıların kendisi tarafından yazıldığına sanığın dair ikrarı da dikkati alınmak suretiyle "memur olmayan gerçek kişinin resmi belgede sahteciliği" suçunu oluşturduğunun kabulü ve bağlantılı olan sanık eczacı ...'nın da yargılandığı Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/120 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi gerektiğinden yerel mahkemenin kararının bozulması gerekirken, sanığın fiilinin, olayımızda uygulama yeri bulunmayan 765 sayılı TCK'nun 354/1. maddesi kapsamında kaldığının kabulü ile düşme kararının onanmasına dair Yasaya ve Dairemiz uygulamalarına da aykırı olan görüşüne katılmıyorum.