11. Hukuk Dairesi 2022/1181 E. , 2023/5313 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/56 Esas, 2021/1265 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1790 E., 2019/709 K. Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine,
**11. Hukuk Dairesi 2022/1181 E. , 2023/5313 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/56 Esas, 2021/1265 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1790 E., 2019/709 K. Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin yaklaşık 20 yıldır davalılardan Houghton şirketi tarafından üretim ve ticareti yapılan makine ve motor yağları ile kimyasal temizleyicilerin Ankara bölgesi tek satıcısı olduğunu, 16 yıllık sürede oluşturduğu müşteri portföyüne satış ve satış sonrası hizmet verdiğini, müvekkilinin merkezinin Ankara'da, diğer davalı Delibay şirketinin merkezinin Konya’da olduğunu, 2014 yılında davalı şirketlerin işbirliği yaparak müvekkilini piyasadan silme gayesiyle müvekkilince oluşturulan müşteri portföyüne doğrudan satış yapma yoluna gittiklerini, bu kapsamda davalı Delibay şirketinin Ankara’da şube açtığını, müvekkilinin ürün taleplerinin davalı Houghton şirketi tarafından karşılanmadığını, gümrükten giriş yapılan ürünlerin kasten müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin bir çalışanına iş teklif edilerek davalı Delibay şirketinde işe başlatıldığını, müvekkilinin tüm müşterileri ziyaret edilerek mevcut fiyatın oldukça altında ürün temininin teklif olunduğunu, müvekkilinin hizmeti kötülenmeye çalışıldığı gibi gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlarda bulunulduğunu, müvekkilini piyasadan silmek ve oluşturduğu müşteri çevresine doğrudan satış yapmak için müvekkilinin ürün taleplerini sürekli olarak reddeden ve müvekkiline yapılan toptan satış fiyatının dahi altında perakende satış fiyatı oluşturarak piyasayı diğer davalı Delibay şirketine teslim etmeye çalışan davalı Houghton şirketinin müvekkili ile olan sözleşmesini sonlandırdığını, süregelen hizmet bedelinin de artık ödenmediğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, 10.000,00 TL maddi tazminatın avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.09.2019 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 21.698,37 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP 1.Davalı Houghton Kimya San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının uzun yıllardır müvekkili şirketin müşterisi olduğunu ancak ne bu firmayla ne de başka bir firmayla tek satıcılık sözleşmelerinin bulunmadığını, yıllardır süregelen ilişkileri devam ederken Ankara bölgesindeki başka müşterilerine de ürün satışlarının devam ettiğini, müvekkilinin kısa bir süre önce bölgelerde münhasır olmayan distribütörlük sistemine geçmek için bir çalışma başlattığını, cevap tarihi itibari ile distribütörlük sözleşmesinin de imzalanmadığını, Ankara bölgesi için davacı şirkete teklif götürüldüğünü ancak davacı şirketin imzadan kaçındığını, diğer davalı şirketin de müşterileri olduğunu, kendilerine satılan ürünlerin nasıl ve nerede pazarlandıklarını bilmediklerini, ortak karar alınarak Ankara’da şube açılmasının söz konusu olmadığını, bilgileri olmamakla birlikte personel transferi var ise bu konunun da müvekkili ile bir ilgisi olmadığını, ticari ilişki sone erdiğinden hizmet bedeli ödenmemesinin doğal olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Delibay Petrol Ürünleri Pazarlama ve San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın Ankara’da bulunma, şube açma gayesinin, davalı Houghton ürünlerini satmak değil, distribütörlüğünü üstlendiği dava dışı Shell firması ürünlerini satmak olduğunu, diğer davalı ile aralarında sözlü veya yazılı akdedilmiş herhangi bir tek satıcılık sözleşmesinin bulunmadığını, bunun en bariz örneğinin, davacının Konya iline yaptığı satışlar olduğunu, bunun yanında müvekkili firmanın tespit edilebildiği kadarı ile diğer davalı ürünlerinin Ankara ilinde Durucan, Pekol, Aytemiz gibi firmalar tarafından satıldığını, madeni yağ sektöründe tecrübeye sahip müvekkili firmaya göre, sektörde davacının iddiasının aksine bir müşteri kitlesi oluşturulmasının fiilen mümkün olmadığını, zira madeni yağ kullanıcısının, ağır veya hafif sanayinin her kolunda özellikle imalatçı olarak faaliyet gösteren firmalar olduğunu, davacı firmada çalışırken ayrılarak müvekkili firmada çalışan kimse olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya tek satıcılık sözleşmesi sunulmadığı, tek satıcılık sözleşmesi olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği, bunun dışında Houghton Şirketinin devamlı surette Ankara bölgesindeki birçok firmaya direkt satış yaptığı, 2012 yılı içerisinde Ankara bölgesi dahilinde davacı firma dışında birbirinden farklı 6 firmaya daha satış yapıldığı ve bu satış tutarının 153 tona ulaştığı, 2013 yılında aynı şekilde satışların devam ettiği, dava dışı firmalara 130 ton satış yapıldığı, davalı Delibay Ltd. Şti.'nin de 2012-2013-2014 yıllarında Ankara ilinde birçok firmaya satış yaptığı, davacının iddia ettiği gibi Ankara bölgesinde tek satıcı olmadığı, bu haliyle davacının tek satıcılık iddiasına dayanan sözleşmeye aykırılık iddiasının kanıtlanmadığı, davacının ikinci iddiasının kendi çalışanlarının davalı Delibay şirketine transferinin sağlanıp, bu çalışanlardan müşteri çevresinin öğrenilerek bu şirketlere ucuz ürün temin edilmesi olduğu, tanık beyanından anlaşıldığı üzere davalı çalışanının, davacı yanındaki çalışması sona erdikten sonra davalı yanında çalışmasının başladığı, davalı firma tarafından davacı çalışanlarının ayrılmaya ikna edilmediği, çalışanın iş akdi feshedildikten sonra davalı şirkette çalışmasının hukuka aykırı menfaat temininin tek başına göstergesi olmadığı, ayrıca davacının ticari sırlarının ele geçirilmesine yönelik bir çalışmanın varlığının ispatlanmadığı, davacı firmanın Ankara ilinde faaliyet gösteren müşterilerinden önemli bir kısmına zaten davalı firma tarafından 2014 yılı öncesinde, yani tanığın işe girdiği dönem öncesinde satışlar yapıldığı, 2014 yılında davacı ve davalı firmanın ortak satış yaptığı Ankara ilinde faaliyet gösteren firma sayısı 4 olup, 2013 yılında bu rakamın 26'ya, 2014 yılında da 27'ye ulaştığı, davalı Delibay şirketinin, davacı şirket çalışanını işe almadan önce Ankara ilinde davacının da ürün sattığı 26 firmaya ürün satttığı, 2014 yılında sadece bir firmanın daha satış yapılan firmalar arasına girdiği, davalı firmanın davacı çalışanlarından elde ettiği ticari sır niteliğindeki müşteri bilgilerini kullanmak suretiyle ve rekabet kurallarına aykırı davranarak davacı aleyhine ticari faaliyette bulunmadığı, davacının diğer bir iddiasının, davalı Houghton Şirketi tarafından kendisine sipariş ettiği ürünlerin kasten verilmediği yönünde olup alınan bilirkişi raporları ile belirlendiği üzere davacıya 2012 yılında 151.482 ton, 2013 yılında 172.774 ton ürün satıldığı, davacının 2014 yılında 09.07.2014 tarihine kadar aldığı ürünün 81.258 ton olduğu, ay üzerinden orantılama yapıldığında ve geçmiş yıllarla kıyaslandığında 2014 yılı içinde satış yapılan döneme kadar herhangi bir kısıtlama yapılmadığı, tüm bu hususlar bir arada gözetildiğinde davalıların haksız rekabet yaptıklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde sundukları 08.05.2014 ve 17.05.2014 tarihli e-postalardan davacı şirketin davalı Hoghton şirketinin Platinum Distribütörü olduğunun anlaşıldığını, müvekkili şirketin talebine rağmen davlı Houghton şirketi tarafından 09.07.2014 tarihinden itibaren kendilerine mal satılmadığını, bu dönemden sonra davalı Delibay şirketine satılan ürün miktarının 2013 yılı toplamına nazaran fazla olduğunu, böylelikle müvekkili şirketin devre dışı bırakılmasıyla davalı Houghyton şirketinin müvekkili şirkete satacağı 55.000 kg ürünün davalı Delibay şirketine sayıldığını, 22.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen rakamlara göre davalıların haksız rekabet eylemlerinin dikkate alınmadığını, 26.10.2015 tarihli celsede dinlenen tanık Recep Özhan Yüksel'in beyanında, müvekkili şirketteki işinden ayrıldıktan iki ay sonra davalı Delibay Şirketinin arayarak kendisini işe aldığını, müvekkili şirketin müşterilerinin kendisine sorulduğunu, kendisinin de müşteri bilgilerini Delibay şirketi yetkilisi ile paylaştığını, paylaşılan müşterilere satışlar yapıldığını bildiğini belirttiğini, buna rağmen mahkemece davanın reddedilmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkemece uyuşmazlığın hatalı değerlendirildiğini, müvekkili şirketin devre dışı bırakılmasıyla davalı Delibay şirketinin, müvekkilinin satacağı 55.000 kg ürünü sattığının basit bir matematik işlemi ile ortada olduğunu, mahkemece bu hususların yok sayılarak karar verildiğini, davalıların haksız rekabet oluşturan eylemler içerisine girdiklerini teyit eden satış rakamları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesinde isabet bulunmadığını, davalı Delibay şirketinin 2014 yılında satış yaptığı firmaların tamamına yakınının, 2014 yılı başına kadar müvekkilinin satış yaptığı firmalar olduklarını, 09.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin zararının hesaplandığını, sadece davacı defterlerini inceleyen bilirkişi raporuna göre karar verilemeyeceğini, davalıların birlikte hareket ederek haksız rekabete yol açtıklarını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça, davalı Houghton şirketinin Ankara ili tek satıcısı olduğu, davalıların 2014 yılında iş birliği yaparak kendilerince oluşturulan müşteri portföyüne doğrudan satış kararı aldıkları, bu nedenle davalı Delibay şirketinin Ankara'da şube açtığı, ürün isteklerinin kasten karşılanmadığı, çalışanlarının ayartıldığı hususlarının ileri sürüldüğü, ancak davacının davalı Houghton şirketinin Ankara ilindeki tek satıcısı olduğunu ispat edemediği, aksine dosya kapsamından, davacı ile davalı Houghton şirketinin ilişkisinin devam ettiği dönemde anılan davalının, davacı dışında Ankara ilindeki başka şirketlere de satış yaptığının anlaşıldığı, buna göre davacının, anılan davalının tek satıcısı olduğu iddiasının sübut bulmadığı, yine dosyada mevcut bilirkişi raporunda, davacıya önceki yıllarla uyumlu miktarda 2014 yılında da ürün verildiğinin açıklandığı, dolayısıyla davacının bu iddiasının da yerinde olmadığı, davacı çalışanının, davacı nezdindeki işinden ayrılmasında iki ay sonra davalı Delibay şirketinde işe başladığı, bunun dışında davacı işçilerinin davalı tarafça ayartıldığına dair başkaca da bir delil sunulmadığı, buna göre işçilerin ayartılması suretiyle haksız rekabette bulunulduğu iddiasının da yerinde olmadığı, davalı Delibay şirketinin, davacının ürün sattığı şirketlere ürün satmasının da tek başına haksız rekabetin varlığını göstermeyeceği, İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü, 55 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.