Başvuru, ulusal yayın yapan bir gazetede yer alan haber dolayısıyla ilgili gazeteye gönderilen cevap ve düzeltme yazısının yayımlanmaması üzerine sulh ceza hâkimliğine yapılan başvurunun usul yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ulusal yayın yapan bir gazetede yer alan haber dolayısıyla ilgili gazeteye gönderilen cevap ve düzeltme yazısının yayımlanmaması üzerine sulh ceza hâkimliğine yapılan başvurunun usul yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/11/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Yeni Şafak gazetesinin 19/7/2017 tarihli nüshasında "Okul Parasını Böyle Çalmış" başlığıyla yayımlanan haberin şeref ve haysiyetlerini ihlal ettiği iddiasıyla 8/9/2017 tarihinde noter vasıtasıyla anılan gazeteye cevap ve düzeltme metni göndermiştir. Cevap ve düzeltme metninin ilgili gazete tarafından yayımlanmaması üzerine başvurucular 20/9/2017 tarihinde sulh ceza hâkimliğine başvurarak cevap ve düzeltme yazısının yayımlanmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Başvuruya konu haberin yayımlandığı 19/7/2017 tarihli gazete kupürünün avukat olan vekil tarafından 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrası uyarınca aslı gibidir olarak onaylanmış sureti de başvuru ekinde sunulmuştur. Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/9/2017 tarihli kararı ile başvurucuların talebinin usul yönünden reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucular tarafından dosyaya ibraz edilen noterlik ihtarnamesinin muhatabına 11/9/2017 tarihinde tebliğ edildiği ancak 19/7/2017 tarihli gazete aslının talep dilekçesine eklenmediğinin görüldüğü, Hâkimlikçe talep konusunda üç gün içinde karar verme zorunluluğu da bulunduğu gözönüne alındığında vaki talebin usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular tarafından, bahsi geçen eksikliğin işin esasına girilmesini engelleyecek nitelikte bulunmadığı belirtilerek ve bu yöndeki Yargıtay kararları emsal gösterilerek anılan karara karşı acele itiraz yoluna başvurulmuş; söz konusu gazetenin ilgili kupürlerinin Millî Kütüphane tarafından onaylanmış suretleri de itiraz dilekçesine eklenmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/10/2017 tarihli kararı ile itiraz konusu kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Nihai karar 20/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucular 17/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun "Düzeltme ve cevap" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.... Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirlenen süreler içinde yayımlanmaması halinde yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması halinde ise yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişi, bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın, karara bağlar.Sulh ceza hâkiminin kararına karşı acele itiraz yoluna gidilebilir. Yetkili makam üç gün içinde itirazı inceleyerek karar verir. Yetkili makamın kararı kesindir." Yargıtay İçtihatları Yargıtay Ceza Dairesinin 6/12/2006 tarihli ve E.2005/15204, K.2006/18587 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Dosya kapsamına göre, düzeltme istemine konu yazının hangi nüshada yayımlandığı husususun tekzip dilekçesinde belirtildiği ve yazının fotokopisinin eklendiğinin anlaşılması karşısında, yazının yer aldığı gazetenin nüshasının, tekzip talebine ilişkin dilekçeye eklenmemiş olmasının, tekzip isteminin reddini gerektirmeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde verilen karara vaki itirazın kabulü yerine reddine karar isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden ...[kararın] CMK.nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA..." Yargıtay Ceza Dairesinin 8/3/2011 tarihli ve E.2007/17012, K.2011/2329 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Dosya kapsamına göre; mahkemesince, düzeltme ve cevap hakkı ile ilgili olarak gerekli olan denetimin ve incelemenin yapılmasını temin anlamında mahkemeye sunulması gerekli olan üç günlük gazete nüshalarının sunulmadığından bahisle talebin reddine, keza itirazın da reddine karar verilmiş ise de, üç günlük gazete nüshalarının temini hususunda tekzip talebinde bulunan tarafa süre verilebileceği gibi, mahkemece de bu eksikliğin giderilebileceği ve sonucunda esas hakkında bir karar verilebileceği gözetilmeden, İtirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;Cevap yazısının hiç yayımlanmadığı savıyla tekzip istenmesi üzerine 'üç günlük gazete nüshasının eklenmediği' gerekçesiyle verilen red kararı; tekzip isteyenin böyle bir yasal zorunluluğu bulunmaması nedeniyle yasaya aykırı olduğu gibi itiraz dilekçesine sözü edilen gazete nüshalarının eklenmiş olduğu da gözetilerek, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, ...[kararın] CMK.nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA..." Yargıtay Ceza Dairesinin 10/12/2018 tarihli ve E.2018/4635, K.2018/13082 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yargıtay Ceza Dairesinin 08/03/2011 tarihli, 2007/17012 E.-2011/2329 K. sayılı kararında ve Dairemizin 2018 tarihli, 2018/2526 E. - 2018/6275 K. belirtildiği üzere; '...Cevap yazısının hiç yayımlanmadığı savıyla tekzip istenmesi üzerine "üç günlük gazete nüshasının eklenmediği" gerekçesiyle verilen red kararı; tekzip isteyenin böyle bir yasal zorunluluğu bulunmaması nedeniyle yasaya aykırı olduğu gibi...' demek suretiyle böyle bir zorunluluğun olmadığını belirtmektedir.Kanun yararına bozma konusu somut başvuruda;Beykoz Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarihli ve ... değişik iş sayılı kararıyla, başvuran tarafından gerek düzeltme ve cevaba konu yazının gerekse noter ihtarnamesi sonrasındaki üç günlük gazete nüshalarının sunulmadığı gerekçesiyle düzeltme ve cevap talebinin reddedildiği, başvuranın bu karara itiraz dilekçesine ilgili gazete nüshalarını ekleyerek talebini yinelediği ve düzeltme ve cevap talebinin kabulünü istediği, ancak İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarihli ve ... değişik iş sayılı kararıyla, gerekçesiz bir şekilde kısaca usul ve kanuna uygun olduğundan bahisle reddedildiği anlaşılmakla,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden ...[kararın] 5271 sayılı CMK'nun 309/4-a. maddesi uyarınca BOZULMASINA..." Yargıtay Ceza Dairesinin 27/2/2014 tarihli ve E.2013/11743, K.2014/3839 sayılı; 30/5/2012 tarihli ve E.2012/11984, K.2012/17476 sayılı; 9/2/2012 tarihli ve E.2010/9819, K.2012/1797 sayılı; 20/12/2011 tarihli ve E.2009/16804, K.2011/26648 sayılı; 21/12/2011 tarihli ve E.2009/16799, K.2011/26635 sayılı; 19/12/2011 tarihli ve E.2009/20191, K.2011/26430 sayılı; 25/10/2011 tarihli ve E.2008/14515, K.2011/17758 sayılı; 18/10/2011 tarihli ve E.2008/13236, K.2011/17514 sayılı; 2/4/2007 tarihli ve E.2006/12510, K.2007/2213 sayılı kanun yararına bozma kararları da yukarıda alıntısı yapılan kararlar (bkz. §§ 14-16) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin olup aynı gerekçeye sahiptir. B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından davasının ...görülmesini istemek hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrası açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine erişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak dikkate alındığında bu fıkranın mahkemeye erişim hakkını da garanti altına aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmektedir (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu, Sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen, genişletici bir yorum olmayıp Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeki lafzın Sözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36). AİHM; mahkeme hakkının bir unsurunu teşkil eden mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak AİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek şekilde ve genişlikte kısıtlamaması, zayıflatmaması gerektiğini ifade etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 19; Edificaciones March Gallego S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).