4. Ceza Dairesi 2024/851 E. , 2024/2302 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/1872 Değişik İş SUÇ : İmar kirliliğine neden olma İNCELEME KONUSU KARAR :Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan Erdek Cumhuriyet Başsavcı…
**4. Ceza Dairesi 2024/851 E. , 2024/2302 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/1872 Değişik İş SUÇ : İmar kirliliğine neden olma İNCELEME KONUSU KARAR :Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan Erdek Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28.03.2023 tarihli ve 2023/210 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik şikayetçi vekilinin itirazı üzerine Bandırma Sulh Ceza Hâkimliğinin 18.05.2023 tarihli ve 2023/1872 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07/12/2023 tarihli ve 94660652-105-10-21382-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21/12/2023 tarihli ve KYB-2023/132449 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21/12/2023 tarihli ve KYB-2023/132449 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, şüphelinin malik olarak bulunduğu bina üzerinde onaylı mimarî projeye aykırı olarak çatı katındaki çatı örtüsü altında kullanılmayan alanları bağımsız bölüme ilave ederek kat imal etmek suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddiası üzerine yapılan soruşturma sonunda, Erdek Cumhuriyet Başsavcılığınca imar kirliliği suçunun oluşabilmesi için yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapılması veya yaptırılması gerektiği, bahse konu taşınmazın üzerinde bulunan yapının bina vasfında bulunmadığı, yapı vasfında olduğu ve yeni bir bina vasfında yer inşa edeceğine dair somut delil bulunmadığı gerekçeleriyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 11/02/2020 tarihli ve 2019/4857 esas, 2020/4161 karar sayılı ilâmında yer alan, "...TCK'nın 184/1. maddesinde "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörüşmüş olup, İmar Yasasının 5. maddesinde de bina kavramının "kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde açıklanıp, 25/05/2015 tarihli bilirkişi raporunda mevcut bodrum +3 katlı binanın üzerine sonradan inşa edilen çatı katının demir taşıyıcılı, üzeri çatı, teras üzerinden saçak yüksekliği 3,00 m. Mahya yüksekliği 4,40 m. Çatı ile teras arası bağımsız bölüm, dış duvar ve iç duvarları örülü, iç duvar yüzeyleri kaba sıvalı, wc'de alaturka hela taşlı monteli, balkon korkuluğu demir ferforje şekilde yapıldığının belirtilmesi ve dosya kapsamında yer alan binaya ilişkin resimlerin incelenmesinden imalatların bina vasfında olduğunun anlaşılması karşısında sanığın mahkumiyeti yerine, bilirkişi raporundaki yapılan imalatların "Yapı niteliğinde olup "Bina" niteliğini kazanmadığına ilişkin hatalı görüşe istinaden yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, ... HÜKMÜN BOZULMASINA..." şeklindeki ve Anılan Dairenin 03/06/2020 tarihli ve 2019/5706 esas, 2020/6414 karar sayılı ilâmında yer alan, "...TCK’nın 184/1. maddesinde "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, 3194 sayılı İmar Yasasının 5. maddesinde de bina kavramı "kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde açıklanmıştır. 14/02/2014 tarihli yapı tatil zaptı ve 14/07/2014 tarihli bilirkişi raporunda “çatı katındaki mevcut duvarlar üzerine 1,5 metre duvar örülmek suretiyle çatının daha da yükseltildiği, cephesine camlı doğramanın takıldığı.... zemin katta ise kalıcı nitelikte tuğla duvar örülmek suretiyle 3.36 m2 kalıcı nitelikte ilave kapalı alan oluşturulduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi, ...HÜKMÜN BOZULMASINA..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Somut olayda, Erdek Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünün 02/11/2022 tarihli yapı tatil zaptı ve 21/03/2023 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere, adı geçen şüpheli tarafından, malik bulunduğu Balıkesir ili, ... ilçesi, .... mahallesi, .... mevkii, 134 ada 4 parselde kain iki katlı mesken üzerinde iskan belgesi alındıktan sonra onaylı mimarî projeye aykırı olarak mevcut çatı örtüsü kaldırılmak suretiyle çatı arasında ruhsatsız ve kaçak hacimler oluşturulduğu, kaçak çatı katında elektrik ve sıhhî tesisat döşendiği, daha sonra ise çatı örtüsünün tekrar imâl edilerek meskenin tripleks duruma getirildiği, 05/11/2021 tarihli ve 31650 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4758 sayılı Bazı Alanların Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi Olarak Tespit ve İlan Edilmesine İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca da anılan aykırı imâlatların ruhsatlandırılmasının mümkün bulunmadığının anlaşılması karşısında, söz konusu imâlatların bina vasfında olup atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu ve şüphelinin eylemine ilişkin dellilerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince incelenmesi gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 Sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." ikinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise; (3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir. İnceleme konusu somut olayda; şüpheli hakkında şikayetçi vekilinin imar kirliliğine neden olduğu iddiasıyla şikayette bulunduğunun anlaşılması, konuyla alakalı 02.11.2022 tarihli yapı tatil zaptı düzenlendiği, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrasında "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasasının beşinci maddesinde de bina kavramının "kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde açıklanıp, 21/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda onaylı mimari projeye aykırı olarak mevcut çatı örtüsünün kaldırılarak ilave 2. Kat imal edildiği, ruhsatsız ve kaçak hacimler oluşturulduğu, yapının tripleks durumuna getirildiğinin belirtilmesi ve dosya kapsamında yer alan binaya ilişkin resimlerin incelenmesinden imalatların bina vasfında olduğunun anlaşılması nedeniyle, bilirkişi raporundaki yapılan imalatların "Yapı" niteliğinde olup "Bina" niteliğini kazanmadığına ilişkin hatalı görüşe istinaden ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şüpheli hakkında iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eylemlerinin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, şüpheli hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararı hukuka aykırıdır. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bandırma Sulh Ceza Hâkimliğinin 18.05.2023 tarihli ve 2023/1872 değişik iş sayılı kararının, kısmen farklı gerekçeyle 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2024 tarihinde karar verildi.