Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6740 E. , 2024/4726 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/6740 Karar No : 2024/4726 DAVACI : ... Odası VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 06/05/2022 tarhihinde onaylanan Balıkesir - Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin eko-turizm alanlarına yönelik 4.26, 8.16.1, 8.16.2, 8.16.3
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6740 E. , 2024/4726 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/6740 Karar No : 2024/4726 DAVACI : ... Odası VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 06/05/2022 tarhihinde onaylanan Balıkesir - Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin eko-turizm alanlarına yönelik 4.26, 8.16.1, 8.16.2, 8.16.3, 8.16.4 ve 8.16.5 sayılı plan notlarına ilişkin kısmının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı, eko-turizm alanları gösteriminin yasal dayanağının olmadığı, lejant gösterimlerinin mekansal planlar yapım yönetmeliğine uygun olmadığı, alanda yapılaşma koşullarının belirlenmesinin plan yapım tekniğine aykırı olduğunu, çevre düzeni planında yapılaşma koşulunun gösterilemeyeceğini, eko-turizm alanı tanımı ile bu alanlara ilişkin ilkelerin eksik ve yetersiz olduğunu, bahsi geçen tanımın uluslararası eko-turizm tanımı ile çeliştiğini, tanımlamanın alt ölçekli planları yönlendirecek nitelikte olmadığını, plan değişikliği ile yeniden düzenlenen plan hükümlerinde eko-turizm alanlarının bilimsel yöntemlerle belirleneceğine ilişkin şartın kaldırıldığını, hiçbir bilimsel çalışma yapılmadan alt ölçekli planlarda eko-turizm alanı belirlenebileceğini, eko-turizmde asıl amacın seyahat olduğu, ancak alt ölçekli planlar ile tarım arazilerinin el değiştirdiğini ve büyük yatırımcıların gelmesi ile sosyal dokunun ve bölge karakterinin bozulacağı, imar planlarının bütünlüğünün ve doğal alanlar bozulduğunu, bu alanlara toplu konut projelerinin yapılmasının önünün açıldığını, tarım ve orman alanlarının yapılaşmaya açıldığını, eko-turizm alanlarının % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılmasının zorunlu olduğuna dair hüküm getirildiğini, bu durumun kamu yararı açısından olumlu olmakla birlikte bu kesintinin kentsel alanlar için yapılabileceğini, bu düzenlemenin bu alanların ikincil konut olarak kullanılacağını gösterdiğini, yerel ihtiyaçlara ve planlamaya katılım ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı tarafından, Mekansal Planlar Yönetmeliğinin EK1-c İlave Çevre Düzeni Planı Gösterimleri başlığı altında "eko-turizm" için "ET" sembolüne yer verildiği, çevre düzeni planlarında yapılaşma koşullarının belirlenmeyeceğine ilişkin bir hüküm olmadığı, bu alanlarda koruma-kullanma dengesinin sağlanması için yapılaşmanın düşük tutulmasının amaçlandığı, eko-turizm için uygun alanların bilimsel yöntemlerle belirleneceğine ilişkin plan hükmünün soyut kaldığı, bunun yerine daha somut yöntem içeren plan hükmünün düzenlendiği, eko-turizm alanlarının % 45’lik kısmının ayrılacağına ilişkin plan hükmünün ilke kararları doğrultusunda getirildiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 06/05/2022 tarhihinde onaylanan Balıkesir - Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin eko-turizm alanlarına yönelik 4.26, 8.16.1, 8.16.2, 8.16.3, 8.16.4 ve 8.16.5 sayılı plan notlarına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır. Bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılmasının zorunlu olduğuna ilişkin plan notu yönünden ise; dava konusu çevre düzeni planı değişikliğine yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda bu düzenlemenin kaldırıldığı, bu kısım hakkında davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, dava konusu plan notunun "Bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılmasının zorunlu olduğuna" ilişkin kısmı yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer plan notları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 06/05/2022 tarhihinde onaylanan Balıkesir - Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin eko-turizm alanlarına yönelik 4.26, 8.16.1, 8.16.2, 8.16.3, 8.16.4 ve 8.16.5 sayılı plan notlarına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır. 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102 maddesinin 1. fıkrasının a bendinde," Yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak", c) bendinde "Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak," ç) bendinde " Sektörel planların havza veya bölge düzeyindeki mekânsal strateji planlarına ve çevre düzeni planlarına uyumlu hazırlanmasını sağlamak," Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır. Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir. Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2. fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir. A- 4.26. sayılı Eko-Turizm Alanları başlıklı plan notu yönünden; Davacılar tarafından 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Hükümlerinin 4.26 sayılı maddesinde yer alan "Eko-Turizm Alanı" tanımına ilgili mevzuatta özellikle "Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik" hükümleri arasında rastlanılmadığı, bu tanım ve gösterimin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin çizim ve gösterim tekniğine uymadığı belirtilerek üst ölçekli planda tanımlanan "Eko-Turizm Alanları" gösteriminin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu" ileri sürülmüştür. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "Gösterim (lejand) teknikleri" başlıklı 10. maddesinde; "(1) Her türlü mekânsal plan, kendi kademesinin ve yapılış amacının gerektirdiği çizim ve gösterim tekniğine göre hazırlanır. (2) Planlar, Bakanlıkça belirlenen ve EK-1 Gösterimler başlığı altında yer alan EK-1a Ortak Gösterimler, EK-1b Mekânsal Strateji Planları Gösterimleri, EK-1c Çevre Düzeni Planı Gösterimleri, EK-1ç Nazım İmar Planı Gösterimleri, EK-1d Uygulama İmar Planı Gösterimleri ve EK-1e Detay Kataloğuna uygun olarak hazırlanır." kuralı yer almaktadır. Dava konusu plan notlarını içeren Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının bahsi geçen Yönetmeliğin 10. maddesi doğrultusunda ölçeğinin gerektirdiği çizim ve gösterim tekniğine uygun olarak hazırlandığı, "Eko-Turizm Alanı" gösterimine ilişkin "ET” sembolünün gerek ilgili plan paftalarında gerekse plan lejantında yer aldığı, Bakanlığın 06/01/2015 tarihli ve 661 sayılı oluruyla uygun görülerek Yönetmeliğe eklenen "İlave Gösterimler ve İlave Detay Kataloğu" EK-1c İlave Çevre Düzeni Planı Gösterimler başlığı altında yer alan “Açıklamalar" kısmında "9.Turizm Bölgesi” kullanımında; turizm faaliyet türünün çeşitlendirilmesi halinde, bu kullanıma ilişkin tarama ve alan renk kodu (RGB) sabit olmak ve sembol renk kodu olarak RGB:255/170/0 alan renk kodu kullanılmak üzere “Günübirlik Turizm" için G sembolü; "Sağlık Turizmi” için ST sembolü; "Yayla Turizmi" için YT sembolü; "Kış Turizmi" için KT sembolü; "Eko-turizm” için ET sembolü; "Golf Turizmi" için GT sembolü kullanılır" ifadesinin yer aldığı, davaya konu edilen Balkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının "4.26. sayılı Eko-Turizm Alanları" ve eko-turizm alanlarına ilişkin 8.16 sayılı plan notlarında da Yönetmeliğe eklenen "İlave Gösterimler ve İlave Detay Kataloğu” EK-1c İlave Çevre Düzeni Planı Gösterimler başlığı altında yer alan "Eko-turizm” faaliyetlerine ilişkin alt ölçekli plan kararlarını yönlendirecek düzenlemeler getirildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan gösterimler dikkate alındığında davacının iddialarının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan 4.26 sayılı plan notunda; "Eko-Turizm Alanları; doğal ve kültürel değerleri koruyarak, bu alanlarda ve çevresinde yaşayan nüfusun sosyo-ekonomik gelişimi için kaynak yaratabilen alternatif turizme dönük, doğal yaşama aktif katılımın sağlanabildiği çevreye duyarlı alanlardır." şeklinde tanımlanmıştır. Eko-turizm ile ilgili uluslararası tanımlara bakıldığında; -1990 yılında, Uluslararası Eko-turizm Derneği (TIES The International Ecotourism Society) tarafından; "çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını geliştiren, doğal alanlara yapılan sorumlu seyahattir." şeklinde yorumlandığı, -1996 yılında Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN), tarafından; “geçmiş ve gelecekteki kültürel özelliklerin her birine eşlik ederek düşük ziyaretçi etkisi ile korumayı geliştiren, yerel halkın aktif sosyo-ekonomik katılımına olanak tanıyan, doğadan zevk almak ve doğanın değerini anlamak amacıyla doğal alanda yapılan çevresel açıdan sorumlu seyahat”, olarak ifade edildiği, -Doğa İçin Dünya Fonu (WWF) tarafından; "vahşi doğa çevresinde doğal çevreye en az etkide bulunan ve bu arada yerel topluluklara ekonomik fayda sağlayan turizm türü" olarak tanımlandığı görülmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ile birlikte bahsi geçen tanımlar dikkate alındığında, uluslararası tanımlar ile 4.26 sayılı plan notundaki eko-turizm alanı tanımının çelişmediği, aksine uluslararası tanımlardan hareketle eko-turizm alanlarının detaylı bir tanımın yapıldığı görüldüğünden bu plan notu yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır. B- 8.16.1, 8.16.2 ve 8.16.3 sayılı plan notları yönünden; Dava konusu plan notlarında; 8.16.1. "Bu plan ile belirlenen veya alt ölçekli planlarda belirlenebilecek olan bu alanlarda; turizm tesislerinin niteliklerine ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun olan, ekolojik yapı ile bütünleşik butik oteller, özel konaklama tesisleri ve kırsal turizm tesisleri ile bunlara bütünleşik spor tesisleri, satış üniteleri ve gerekli sosyal donatı alanları yer alabilir. 8.16.2. eko-turizm alanları için öncelikle yetkili idareye başvurulur. Yetkili idarenin uygun görüşü doğrultusunda Bakanlığa başvuru öncesinde ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınması zorunludur. 8.16.3. Yapılacak yapılarda doğal yapı ve geleneksel mimari dokunun korunması sağlanacaktır. " düzenlemesi yapılmıştır. Davacı, dava dilekçesinde plan notundaki tanımlamanın alt ölçekli planları yönlendirecek nitelikte olmadığını, uygun alanların bilimsel yöntemlerle belirleneceğine ilişkin ibarenin kaldırılmasının alt ölçekli planların hiçbir bilimsel çalışma olmadan yapılabileceğine yol açtığını iddia etmiştir. Söz konusu plan notlarını eko-turizmin amaçları ile birlikte değerlendirmek gerekmektedir. Dünya Ticaret Örgütü (WTO)'ne göre eko-turizmin amaçları; -Turizmin doğal ve geleneksel çevreye verdiği tahribatın en alt düzeye indirilmesi, -Turistlere ve yerel halka doğanın ve geleneksel sosyo-kültürel çevrenin korunmasına yönelik eğitim verilmesi, -Turizmin yerel halkın ihtiyaçlarının karşılayan, yerel yönetim ve halkla işbirliği içinde gelişen sorumlu bir ticaret olarak özendirilmesinin sağlanması, -Koruma kapsamındaki (doğal ve sosyokültürel) alanların yönetim için kaynak ayrılması, -Turizmin negatif etkisinin en alt düzeye indirilmesi amacıyla sosyo-kültürel ve doğal çevreye yönelik uzun vadeli takip ve değerlendirme programlarının desteklenmesi, -Turizmin yerel halkın geçimine katkıda bulunmasını sağlayacak şekilde geliştirilmesinin temini, -Turizmin gelişiminin yörenin sosyal ve çevresel kapasitesini artıracak şekilde gelişmesinin temini -Çevreyle uyumlu, doğal ve geleneksel sosyo-kültürel yaşamla iç içe geçen, yöresel bitki örtüsünü ve yaban hayatını koruyan turizmin alt yapı yatırımlarının gerçekleştirilmesidir. (Özkan Yürik 2003) Bu kapsamda 8.16.1, 8.16.2 ve 8.16.3 sayılı plan notları incelendiğinde, belirtilen koşullar ve kurum görüşleri doğrultusunda eko-turizm alanlarının plan dahilinde koruma ve kullanma dengesi çerçevesinde belirlenmesine imkan tanındığı, turizm tesislerinin ilgili mevzuat hükümlerine uygunluğunun arandığı ve eko-turizm yapılacak alanın doğal yapısının korunmasının hedeflendiği görülmekte olup belirtilen faaliyetlerin yerel potansiyeller doğrultusunda doğal kaynak çeşitliliği ile yöresel özellikler dikkate alınarak alt ölçekli planlama çalışmalarında değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından ölçü alınarak uygulama yapılamayacağı ve kurum ve kuruluş görüşleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler çerçevesinde sınırların kesinleşeceği gözönüne alındığında plan notları çevre düzeni planı ilke ve esaslarına aykırılık teşkil etmemektedir. Eko-turizm etkinliklerine uygun alanların bilimsel yöntemlerle belirleneceğine ilişkin ibarenin kaldırılmasına ilişkin olarak, davalı idarece bu düzenlemenin soyut kaldığı, bunun yerine daha somut ifadelere yer verildiği savunulmaktadır. Davaya konu plan notlarına göre eko-turizm alanları için öncelikle yetkili idareye başvurulacağı, yetkili idarenin uygun görüşü doğrultusunda Bakanlığa başvuru öncesinde ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınmasının zorunlu olduğu, alt ölçekli planlar yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ve raporları uyarınca plan kararları geliştirileceği açıktır. Sonuç olarak, dava konusu plan notlarının ulusal-uluslararası standartlar bakımından eko-turizmin amaçlarına uygun olarak, çevre düzeni planı ölçeğinin gerektirdiği biçimde alt ölçekli planları yönlendirebilecek nitelikte düzenlemeler içerdiği anlaşıldığından, anılan plan notlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır. B- 8.16. 4 ve 8.16.5 sayılı plan notu yönünden; Dava konusu plan notunda; "8.16.4 Eko-turizm alanı olarak belirlenebilecek alanlarda min. parsel büyüklüğü=15.000 m2’dir. Bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılması zorunludur. Bu alanlarda yapılaşma koşulları: maks. emsal=0,10; maks. bina yüksekliği 2 kattır. Kat yükseklikleri yöresel, coğrafi koşullar ve iklim koşulları dikkate alınarak belirlenir. Bu tesislerde en fazla bir bodrum katı yapılabilir. Bodrum katlarda konaklama üniteleri yer alamaz, yalnızca servis alanı olarak kullanılabilen bu alanlar, emsale dahil değildir. Ayrı yapılar olarak düzenlenen konaklama birimlerinde bodrum kat sadece ana yapıda yer alabilir. 8.16.5 Bu alanlarda yer alacak turizm belgeli konaklama tesisi tek bir bağımsız bölüm olacaktır. Bu alanlardaki konaklama birimi üzerinde devre mülk, kat irtifakı ve kat mülkiyeti gibi şerhe konu haklar tesis edilemez. " düzenlemesi getirilmiştir. Davacı tarafından, dava dilekçesinde söz konusu plan notlarında yapılaşma koşullarının belirlenmiş olmasının plan yapım teknikleri ve çevre düzeni planlarında uyulması gereken ilke ve esaslara aykırı olduğu, ayrıca bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılmasına ilişkin plan notunun eko-turizm alanlarının niteliğiyle bağdaşmadığı iddia edilmiştir. Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı notları genel olarak incelendiğinde yapılaşma şartlarına ilişkin düzenlemelerin sadece eko-turizm alanlarına ilişkin olmadığı, tarım alanları gibi alanlarda da yapılaşma şartlarının belirlendiği, bu alanların doğal ve kültürel niteliklerinin bulunduğu ve korunması gerekliliği de dikkate alındığında, ekoturizm alanlarında yapılaşma koşullarının düşük emsallerde tutulması, bu alanların yoğun yapılaşmaya açılmasının önlenmesi ve koruma kullanma dengesi çerçevesinde plan kararlarının oluşturulması amaçlanmış olup yapılaşma koşullarının belirlenmesinin plan yapım tekniklerine aykırılık içermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılmasının zorunlu olduğuna ilişkin plan notu yönünden ise; dava konusu çevre düzeni planı değişikliğine yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, 19/12/2022 tarihinde onaylanan çevre düzeni planı değişikliğiyle "8.16. Eko-Turizm Alanları" başlıklı plan notunun 4. bendinde yer alan "Bu alanların (eko-turizm alanı) % 45'lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılması zorunludur." düzenlemesinin kaldırıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda aktarıldığı üzere, çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir. Dolayısıyla, dava konusu 1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planında belirlenen arazi kullanım kararları, niteliği itibarıyla çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak plan kararları olup, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği kuşkusuzdur. Diğer yandan, dava dilekçesi genel olarak incelendiğinde, davacının 1/100.000 ölçekli planda eko-turizm olarak belirlenmiş bir alana ya da parsele dair iptal talebinin bulunmadığı, iddialarının büyük bir kısmının tarım alanlarını eko-turizm alanı olarak belirleyen alt ölçekli planlara yönelik olduğu, dolayısıyla alt ölçekli planlarda tarım alanlarının eko-turizm alanı olarak belirlendiği iddiasının alt ölçekli planlar için açılan davalarda değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 06/05/2022 tarhihinde onaylanan Balıkesir - Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin eko-turizm alanlarına yönelik 4.26, 8.16.1, 8.16.2, 8.16.3, 8.16.4 ve 8.16.5 sayılı plan notlarına ilişkin kısmının iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102 maddesinin 1. fıkrasının a bendinde," Yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak", c) bendinde "Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak," ç) bendinde " Sektörel planların havza veya bölge düzeyindeki mekânsal strateji planlarına ve çevre düzeni planlarına uyumlu hazırlanmasını sağlamak," Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır. Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir. Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2. fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının iptalini istediği plan notları aşağıda tek tek irdelenmiştir. A- 4.26. sayılı Eko-Turizm Alanları başlıklı plan notu yönünden; Davacılar tarafından 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Hükümlerinin 4.26 sayılı maddesinde yer alan "Eko-Turizm Alanı" tanımına ilgili mevzuatta özellikle "Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik" hükümleri arasında rastlanılmadığı, bu tanım ve gösterimin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin çizim ve gösterim tekniğine uymadığı belirtilerek üst ölçekli planda tanımlanan "Eko-Turizm Alanları" gösteriminin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu" ileri sürülmüştür. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "Gösterim (lejand) teknikleri" başlıklı 10. maddesinde; "(1) Her türlü mekânsal plan, kendi kademesinin ve yapılış amacının gerektirdiği çizim ve gösterim tekniğine göre hazırlanır. (2) Planlar, Bakanlıkça belirlenen ve EK-1 Gösterimler başlığı altında yer alan EK-1a Ortak Gösterimler, EK-1b Mekânsal Strateji Planları Gösterimleri, EK-1c Çevre Düzeni Planı Gösterimleri, EK-1ç Nazım İmar Planı Gösterimleri, EK-1d Uygulama İmar Planı Gösterimleri ve EK-1e Detay Kataloğuna uygun olarak hazırlanır." kuralı yer almaktadır. Dava konusu plan notlarını içeren Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının bahsi geçen Yönetmeliğin 10. maddesi doğrultusunda ölçeğinin gerektirdiği çizim ve gösterim tekniğine uygun olarak hazırlandığı, "Eko-Turizm Alanı" gösterimine ilişkin "ET” sembolünün gerek ilgili plan paftalarında gerekse plan lejantında yer aldığı, Bakanlığın 06/01/2015 tarihli ve 661 sayılı oluruyla uygun görülerek Yönetmeliğe eklenen "İlave Gösterimler ve İlave Detay Kataloğu" EK-1c İlave Çevre Düzeni Planı Gösterimler başlığı altında yer alan “Açıklamalar" kısmında "9.Turizm Bölgesi” kullanımında; turizm faaliyet türünün çeşitlendirilmesi halinde, bu kullanıma ilişkin tarama ve alan renk kodu (RGB) sabit olmak ve sembol renk kodu olarak RGB:255/170/0 alan renk kodu kullanılmak üzere “Günübirlik Turizm" için G sembolü; "Sağlık Turizmi” için ST sembolü; "Yayla Turizmi" için YT sembolü; "Kış Turizmi" için KT sembolü; "Eko-turizm” için ET sembolü; "Golf Turizmi" için GT sembolü kullanılır" ifadesinin yer aldığı, davaya konu edilen Balkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının "4.26. sayılı Eko-Turizm Alanları" ve eko-turizm alanlarına ilişkin 8.16 sayılı plan notlarında da Yönetmeliğe eklenen "İlave Gösterimler ve İlave Detay Kataloğu” EK-1c İlave Çevre Düzeni Planı Gösterimler başlığı altında yer alan "Eko-turizm” faaliyetlerine ilişkin alt ölçekli plan kararlarını yönlendirecek düzenlemeler getirildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan gösterimler dikkate alındığında davacının iddialarının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan 4.26 sayılı plan notunda; "Eko-Turizm Alanları; doğal ve kültürel değerleri koruyarak, bu alanlarda ve çevresinde yaşayan nüfusun sosyo-ekonomik gelişimi için kaynak yaratabilen alternatif turizme dönük, doğal yaşama aktif katılımın sağlanabildiği çevreye duyarlı alanlardır." şeklinde tanımlanmıştır. Eko-turizm ile ilgili uluslararası tanımlara bakıldığında; -1990 yılında, Uluslararası Eko-turizm Derneği (TIES The International Ecotourism Society) tarafından; "çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını geliştiren, doğal alanlara yapılan sorumlu seyahattir." şeklinde yorumlandığı, -1996 yılında Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN), tarafından; “geçmiş ve gelecekteki kültürel özelliklerin her birine eşlik ederek düşük ziyaretçi etkisi ile korumayı geliştiren, yerel halkın aktif sosyo-ekonomik katılımına olanak tanıyan, doğadan zevk almak ve doğanın değerini anlamak amacıyla doğal alanda yapılan çevresel açıdan sorumlu seyahat”, olarak ifade edildiği, -Doğa İçin Dünya Fonu (WWF) tarafından; "vahşi doğa çevresinde doğal çevreye en az etkide bulunan ve bu arada yerel topluluklara ekonomik fayda sağlayan turizm türü" olarak tanımlandığı görülmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ile birlikte bahsi geçen tanımlar dikkate alındığında, uluslararası tanımlar ile 4.26 sayılı plan notundaki eko-turizm alanı tanımının çelişmediği, aksine uluslararası tanımlardan hareketle eko-turizm alanlarının detaylı bir tanımın yapıldığı görüldüğünden bu plan notu yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır. B- 8.16.1, 8.16.2 ve 8.16.3 sayılı plan notları yönünden; Dava konusu plan notlarında; 8.16.1. "Bu plan ile belirlenen veya alt ölçekli planlarda belirlenebilecek olan bu alanlarda; turizm tesislerinin niteliklerine ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun olan, ekolojik yapı ile bütünleşik butik oteller, özel konaklama tesisleri ve kırsal turizm tesisleri ile bunlara bütünleşik spor tesisleri, satış üniteleri ve gerekli sosyal donatı alanları yer alabilir. 8.16.2. eko-turizm alanları için öncelikle yetkili idareye başvurulur. Yetkili idarenin uygun görüşü doğrultusunda Bakanlığa başvuru öncesinde ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınması zorunludur. 8.16.3. Yapılacak yapılarda doğal yapı ve geleneksel mimari dokunun korunması sağlanacaktır. " düzenlemesi yapılmıştır. Davacı, dava dilekçesinde plan notundaki tanımlamanın alt ölçekli planları yönlendirecek nitelikte olmadığını, uygun alanların bilimsel yöntemlerle belirleneceğine ilişkin ibarenin kaldırılmasının alt ölçekli planların hiçbir bilimsel çalışma olmadan yapılabileceğine yol açtığını iddia etmiştir. Söz konusu plan notlarını eko-turizmin amaçları ile birlikte değerlendirmek gerekmektedir. Dünya Ticaret Örgütü (WTO)'ne göre eko-turizmin amaçları; -Turizmin doğal ve geleneksel çevreye verdiği tahribatın en alt düzeye indirilmesi, -Turistlere ve yerel halka doğanın ve geleneksel sosyo-kültürel çevrenin korunmasına yönelik eğitim verilmesi, -Turizmin yerel halkın ihtiyaçlarının karşılayan, yerel yönetim ve halkla işbirliği içinde gelişen sorumlu bir ticaret olarak özendirilmesinin sağlanması, -Koruma kapsamındaki (doğal ve sosyokültürel) alanların yönetim için kaynak ayrılması, -Turizmin negatif etkisinin en alt düzeye indirilmesi amacıyla sosyo-kültürel ve doğal çevreye yönelik uzun vadeli takip ve değerlendirme programlarının desteklenmesi, -Turizmin yerel halkın geçimine katkıda bulunmasını sağlayacak şekilde geliştirilmesinin temini, -Turizmin gelişiminin yörenin sosyal ve çevresel kapasitesini artıracak şekilde gelişmesinin temini -Çevreyle uyumlu, doğal ve geleneksel sosyo-kültürel yaşamla iç içe geçen, yöresel bitki örtüsünü ve yaban hayatını koruyan turizmin alt yapı yatırımlarının gerçekleştirilmesidir. (Özkan Yürik 2003) Bu kapsamda 8.16.1, 8.16.2 ve 8.16.3 sayılı plan notları incelendiğinde, belirtilen koşullar ve kurum görüşleri doğrultusunda eko-turizm alanlarının plan dahilinde koruma ve kullanma dengesi çerçevesinde belirlenmesine imkan tanındığı, turizm tesislerinin ilgili mevzuat hükümlerine uygunluğunun arandığı ve eko-turizm yapılacak alanın doğal yapısının korunmasının hedeflendiği görülmekte olup belirtilen faaliyetlerin yerel potansiyeller doğrultusunda doğal kaynak çeşitliliği ile yöresel özellikler dikkate alınarak alt ölçekli planlama çalışmalarında değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından ölçü alınarak uygulama yapılamayacağı ve kurum ve kuruluş görüşleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler çerçevesinde sınırların kesinleşeceği gözönüne alındığında plan notları çevre düzeni planı ilke ve esaslarına aykırılık teşkil etmemektedir. Eko-turizm etkinliklerine uygun alanların bilimsel yöntemlerle belirleneceğine ilişkin ibarenin kaldırılmasına ilişkin olarak, davalı idarece bu düzenlemenin soyut kaldığı, bunun yerine daha somut ifadelere yer verildiği savunulmaktadır. Davaya konu plan notlarına göre eko-turizm alanları için öncelikle yetkili idareye başvurulacağı, yetkili idarenin uygun görüşü doğrultusunda Bakanlığa başvuru öncesinde ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınmasının zorunlu olduğu, alt ölçekli planlar yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ve raporları uyarınca plan kararları geliştirileceği açıktır. Sonuç olarak, dava konusu plan notlarının ulusal-uluslararası standartlar bakımından eko-turizmin amaçlarına uygun olarak, çevre düzeni planı ölçeğinin gerektirdiği biçimde alt ölçekli planları yönlendirebilecek nitelikte düzenlemeler içerdiği anlaşıldığından, anılan plan notlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır. B- 8.16. 4 ve 8.16.5 sayılı plan notu yönünden; Dava konusu plan notunda; "8.16.4 Eko-turizm alanı olarak belirlenebilecek alanlarda min. parsel büyüklüğü=15.000 m2’dir. Bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılması zorunludur. Bu alanlarda yapılaşma koşulları: maks. emsal=0,10; maks. bina yüksekliği 2 kattır. Kat yükseklikleri yöresel, coğrafi koşullar ve iklim koşulları dikkate alınarak belirlenir. Bu tesislerde en fazla bir bodrum katı yapılabilir. Bodrum katlarda konaklama üniteleri yer alamaz, yalnızca servis alanı olarak kullanılabilen bu alanlar, emsale dahil değildir. Ayrı yapılar olarak düzenlenen konaklama birimlerinde bodrum kat sadece ana yapıda yer alabilir. 8.16.5 Bu alanlarda yer alacak turizm belgeli konaklama tesisi tek bir bağımsız bölüm olacaktır. Bu alanlardaki konaklama birimi üzerinde devre mülk, kat irtifakı ve kat mülkiyeti gibi şerhe konu haklar tesis edilemez. " düzenlemesi getirilmiştir. Davacı tarafından, dava dilekçesinde söz konusu plan notlarında yapılaşma koşullarının belirlenmiş olmasının plan yapım teknikleri ve çevre düzeni planlarında uyulması gereken ilke ve esaslara aykırı olduğu, ayrıca bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılmasına ilişkin plan notunun eko-turizm alanlarının niteliğiyle bağdaşmadığı iddia edilmiştir. Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı notları genel olarak incelendiğinde yapılaşma şartlarına ilişkin düzenlemelerin sadece eko-turizm alanlarına ilişkin olmadığı, tarım alanları gibi alanlarda da yapılaşma şartlarının belirlendiği, bu alanların doğal ve kültürel niteliklerinin bulunduğu ve korunması gerekliliği de dikkate alındığında, ekoturizm alanlarında yapılaşma koşullarının düşük emsallerde tutulması, bu alanların yoğun yapılaşmaya açılmasının önlenmesi ve koruma kullanma dengesi çerçevesinde plan kararlarının oluşturulması amaçlanmış olup yapılaşma koşullarının belirlenmesinin plan yapım tekniklerine aykırılık içermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılmasının zorunlu olduğuna ilişkin plan notu yönünden ise; dava konusu çevre düzeni planı değişikliğine yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, 19/12/2022 tarihinde onaylanan çevre düzeni planı değişikliğiyle bu düzenlemenin kaldırıldığı görüldüğünden, bu kısım hakkında davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Yukarıda aktarıldığı üzere, çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir. Dolayısıyla, dava konusu 1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planında belirlenen arazi kullanım kararları, niteliği itibarıyla çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak plan kararları olup, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği kuşkusuzdur. Diğer yandan, dava dilekçesi genel olarak incelendiğinde, davacının 1/100.000 ölçekli planda eko-turizm olarak belirlenmiş bir alana ya da parsele dair iptal talebinin bulunmadığı, iddialarının büyük bir kısmının tarım alanlarını eko-turizm alanı olarak belirleyen alt ölçekli planlara yönelik olduğu, dolayısıyla alt ölçekli planlarda tarım alanlarının eko-turizm alanı olarak belirlendiği iddiasının alt ölçekli planlar için açılan davalarda değerlendirilmesi gerektiği açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu 8.16.4 sayılı plan notunun "Bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılmasının zorunlu olduğuna" ilişkin kısmı yönünden konusuz kalan DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Diğer plan notları yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Dava sonuç itibarıyla kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen davanın reddi ile sonuçlandığından davadaki haklılık oranına göre ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin, ... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, ... TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye, ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.