8. Hukuk Dairesi 2016/10109 E. , 2020/2635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 130 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tarafların murisi adına tapuda kayıtlı
**8. Hukuk Dairesi 2016/10109 E. , 2020/2635 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 130 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tarafların murisi adına tapuda kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan derin su kuyusu, bu kuyu içinde bulunan dalgıç pompası ve 6 adet direkten oluşan elektrik tesisatının vekil edeni tarafından yaptırıldığını belirterek, bahsi geçen muhdesatların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, dava konusu muhdesatların murisleri tarafından yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 130 ada 11 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 20.05.2015 tarihli rapor ve krokide gösterilen, derin su kuyusu, kuyu içerisinde bulunan dalgıç pompa ve taşınmaz üzerinde bulunan direklerden oluşan elektrik tesisatının davacı ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi üzerine hüküm davalılar ..., ..., ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 130 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tarafların murisi adına tapuda kayıtlı olduğu, Mahkemece yapılan keşifler sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre, taşınmaz üzerinde 6 adet metal direk, 2 adet elektrik panosu, direkler arasında elektrik telleri, su kuyusu, elektrik trafosu ve dalgıç motor olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan iyileştirici imalatlar yeni bir muhdesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhdesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanunu hükümlerine göre sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Somut olayda, davacı vekili, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan direklerden oluşan elektrik tesisatının davacı adına tespitini istemiş ve Mahkemece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiği kabul edilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında elektrik tesisatının taşınmazın bütünleyici parçası niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşya niteliğinde olduğu başka bir deyişle teferruat olup muhdesat niteliğinde olmadığı açıktır. Bu durumda, davacının, direklerden oluşan elektrik tesisatı hakkında tespit isteminde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığı gözönünde bulundurularak, tespiti istenen bu kalem yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Yine, kural olarak herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, kendisine ispat yükü düşmeyen diğer tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş sayılır. Davacı, taşınmaz üzerinde bulunan su kuyusu ve kuyu içindeki dalgıç pompanın aidiyetini de talep etmiş ise de, yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları ...,...., taşınmaz üzerinde bulunan kuyuyu kimin açtırdığını bilmediklerini beyan etmiş, diğer davacı tanıkları ise kuyu hakkında herhangi bir bilgi vermemiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden dava konusu taşınmazda yer alan kuyunun davacı tarafından yapıldığına dair her türlü şüpheden uzak somut bir delil yer almamakla birlikte davacı tanıkları da bu hususu ispatlayacak herhangi bir beyanda bulunmamıştır. O halde, dava konusu kuyunun ve içindeki dalgıç pompanın davacı tarafından yapıldığı usulü dairesince ispat edilemediğine göre su kuyusu ve dalgıç pompa hakkındaki istemin de reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması da doğru olmayıp, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, bir kısım davalıların temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 16.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.