Başvuru, aynı il içinde başka bir ilçeye atanmaya ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada uyuşmazlığın esasına ilişkin iddialar karşılanmadan karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, atamanın sendikal faaliyetleri engellemeye yönelik olması sebebiyle sendika hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; aynı il içinde başka bir ilçeye atanmaya ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada uyuşmazlığın esasına ilişkin iddialar karşılanmadan karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, atamanın sendikal faaliyetleri engellemeye yönelik olması sebebiyle sendika hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Ayrancı Mesleki ve Teknik Anadolu lisesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken Pursaklar ilçesinde bulunan bir ortaokula atanmıştır. Başvurucu hakkında yapılan soruşturma üzerine düzenlenen soruşturma raporunda başvurucuya iki ayrı eylemi için kınama cezası, bir eylemi için ise 1/30 oranında aylıktan kesme disiplin cezası verilmesi önerilmişse de yapılan değerlendirme neticesinde başvurucu tevhiden 1/30 oranında aylıktan kesme disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Ayrıca başvurucunun sarf ettiği bazı ifadeler nedeniyle bir rehber öğretmen olarak öğrencilerin güven ve itibar duygusunu sarstığı kanaatine varılıp idari bir tedbir olarak başvurucunun başka bir okula atanması teklif edilmiştir. Getirilen idari teklif doğrultusunda da başvurucu 1/2/2017 tarihli işlemle Pursaklar ilçesinde bir ortaokula atanmıştır. Başvurucu, atama işleminin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 16/11/2017 tarihli kararıyla başvurucu hakkında düzenlenen soruşturma raporunda getirilen teklif doğrultusunda il içinde başka bir okula atanmasına ilişkin işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu, bu sırada aylıktan kesme cezasına karşı Ankara İl Millî Eğitim Disiplin Kuruluna (Kurul) itiraz etmiştir. Kurul 8/12/2017 tarihli kararıyla ve "iddianın tam olarak sübuta erdiğine ilişkin kanaat oluşmadığı" gerekçesiyle cezayı kaldırmıştır. Başvurucu, Ankara Bölge İdare Mahkemesine (Bölge İdare Mahkemesi) istinaf başvurusunda bulunmuştur. Başvuru dilekçesinde; kendisine verilen aylıktan kesme cezası için Kurula itiraz ettiğini, bu itirazının Mahkemenin karar vermesinden sonra 8/12/2017 tarihli kararla kabul edilerek aylıktan kesme cezasının kaldırıldığını ve kendisine kınama cezası verildiğini ifade etmiştir. Ayrıca kınama cezasının iptali istemiyle dava açtığını da vurgulamış, konuyla ilgili bilgi ve belgeleri Bölge İdare Mahkemesine sunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 6/7/2018 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilmiştir. Nihai karar25/7/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Yetiştirme ve ikmal kaynakları Bakanlıklar veya tüzel kişiliği haiz genel müdürlüklere bağlı olup il genel teşkilatı içinde birden fazla istihdam yerleri bulunan meslek, fen ve uzmanlık kadrolarına dahil görevlerden:A) İlçe idare şube başkanı sıfatını haiz olanlarla il merkezinde Devlet gelir, giderlerinin ve mallarının tahakkuk, tahsil, ödeme ve idaresiyle ilgili ikinci derecedeki müdürler, şube şefleri ve kontrol memurları, nakit muhasipleriyle, lise, orta ve o derecelerdeki okul müdür ve öğretmenleri, hastaneler mütehassıs hekimleri, Bakanlıklar veya tüzelkişiliği haiz genel müdürlükler tarafından tayin edilirler.B) Bunun dışında kalan bütün memurlar Bakanlıklar veya tüzelkişiliği haiz genel müdürlükler tarafından valilik emrine tayin edilerek il idare şube başkanının inhası üzerine valiler tarafından istihdam yerleri tesbit olunur;C) Yukardaki fıkralarda yazılı bütün memurların lüzumu halinde il içinde nakil ve tahvilleri mensup olduğu il idare şube başkanlarının inhası üzerine valiler tarafından icra edilmekle beraber mensup oldukları Bakanlıklar veya genel müdürlüklere sebepleriyle bildirilir...." 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:...B - Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,...l) Kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak.C - Aylıktan kesme : Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:...ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,..." 657 sayılı Kanun'un "İtiraz" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır.İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir. " 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun "Sendika üyelerinin ve yöneticilerinin güvencesi" kenar başlıklı maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan hâlinin ilgili kısmı şöyledir: “Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son verilemez.Kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi, sendika işyeri temsilcisi, sendika il ve ilçe temsilcisi ile sendika ve sendika şube yöneticilerinin işyerini sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez.Kamu işvereni kamu görevlileri arasında sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz....”B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Akat/Türkiye (B. No: 45050/98, 20/9/2005) kararına konu olayda, Diyarbakır’daki bir lisede öğretmenlik yapan ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası üyesi olan başvurucuya -kendi iddiasına göre- sendika faaliyetleri nedeniyle birçok disiplin yaptırımı uygulanmıştır. Başvurucu 29/11/1995 tarihinde amirlerinden gerekli izni almadan Ankara’da bir gösteriye katılması nedeniyle 1/30 oranında aylıktan kesme, 11/12/1997 tarihindeki derslere girmediği için uyarma ve amirlerinden gerekli izni almadan 3/10/1998 tarihinde Ankara’daki bir gösteriye katılmak üzere Diyarbakır’ı terk etmesi nedeniyle 1/15 oranında aylıktan kesme cezası almıştır. Başvurucu 6/8/1998 tarihinde Konya’ya atanması üzerine yapılan atamanın sendika hakkını ihlal ettiğini ve sendikal haklarını kullanmasına engel olduğunu iddia etmiştir. AİHM, görevinin atama kararının yerinde olup olmadığını değerlendirmek değil Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesi çerçevesinde başvuranın sendika faaliyetlerini sürdürme hakkına ilişkin karardaki olayları incelemek olduğunu, atama kararının bir sendikaya üye olma ve sendikal faaliyetleri sürdürme hakkına bir sınırlama getirmediğini ve engel teşkil etmediğini belirtmiştir. AİHM söz konusu kararla Sözleşme'nin maddesi ile güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğüne özü itibarıyla bir kısıtlamanın veya ihlalin olduğu hususunda başvurucunun yeterince inandırıcı olmadığını, ayrıca başvurucunun atandığı yeni görevinin sendika faaliyetlerini sürdürmesine engel olduğuna ikna olmadığını ifade etmiştir. AİHM, Sözleşme'nin maddesinin birinci paragrafının sendika özgürlüğünü örgütlenme özgürlüğünün özel bir şekli olarak düzenlediğini hatırlatarak bu madde uyarınca sendika üyelerine devlet tarafından farklı bir uygulama yapılamayacağını ve özellikle sendika üyesi olma hakkının başka bir yere atanmamayı gerektirmediğini belirtmiştir. AİHM ayrıca atama kararının başvurucu tarafından ulusal yetkililerin sendika faaliyetlerine bir müdahalesi olarak sayılmasına karşın bu tedbirin devletin kamu hizmetinin idaresi ve yönetimi doğrultusunda aldığı bir önlem görüşünde olduğunu, yetkililerin bu noktada takdir yetkilerini kullandıklarını belirtmiştir. AİHM, sözü edilen kararında başvurucunun konumunun prensipte başka bir birime veya kamu hizmeti ihtiyaçları doğrultusunda başka bir şehre atanmasını gerektirdiğini, tayin kararının bir sendikaya üye olma ile sendikal faaliyetleri sürdürme hakkına bir sınırlama getirmediğini ve engel teşkil etmediğini, ayrıca başvurucunun iddialarını ve tayin edildiği yeni görevinin sendikal faaliyetlerine engel olduğunu ispat edemediğini belirterek başvurucunun hakkındaki atama kararının özü itibarıyla sendikal faaliyetlerini sürdürme hakkına bir ihlal oluşturduğunun kanıtlanamadığı sonucuna varmıştır. AİHM Sözleşme'nin maddesi bakımından ihlal bulmadığı, sadece maddesinin ihlalini tespit ettiği benzer konudaki Ertaş Aydın ve diğerleri/Türkiye (B. No: 43672/98, 20/9/2005), Bulğa ve diğerleri/Türkiye (B. No: 43974/98, 20/9/2005) ve Adem Yılmaz ve diğerleri/Türkiye (B. No: 41496/98,...,21/3/2006) kararlarında; olağanüstü hâl döneminde Diyarbakır'dan başka illere tayini yapılan ve sendika üyesi olan başvurucuların -aralarında bazı sendikaların il şube başkanları da yer almaktadır- somut olayın koşullarında başvurucuların haklarında verilen tayin kararlarının sendikal faaliyetlerde bulunma haklarını esastan ihlal ettiğini gösteremedikleri sonucuna varmıştır.