T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/790 - 2026/31 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/790 KARAR NO : 2026/31 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/12/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/972 E…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/790 - 2026/31 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/790 KARAR NO : 2026/31 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/12/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/972 E., 2020/685 K. DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 YAZIM TARİHİ : 21/01/2026 Davalılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: davalılarla hizmet alımı sözleşmeleri imzaladığını, sözleşme bitim tarihi itibariyle yüklenici firma tarafından 278 adet firma çalışanının ayrılışları yapıldığını, 106 personelce işe iade davaları açıldığını, işe iade davası açanlardan 105 adet davanın kararının kesinleştiğini, 105 dava dışı personele yönetim kurulunun 23/10/2017 tarih ve 15/160-4 sayılı kararı ile işe başlatılmaması yönünde karar alınması nedeniyle mahkemelerce hükmedilen toplam 3.847.752,31 TL ödendiğini, ödemelerden sözleşme ve eki belgelere göre davalıların sorumlu olduğunu belirterek şimdilik ödenen meblağın %50 si tutarında olan 1.923.876,16 TL'nin davalı firmalardan sorumlulukları oranında sözleşme ve ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Zaman aşımı, görev ve yetki itirazlarında bulunmuş, dava dışı işçilerin davacının asıl işçisi olması nedeniyle ödediği tazminatları rücu edemeyeceğinden müvekkili iş ortaklığına husumet yöneltilemeyeceğini, davacı kurumun müvekkili şirket ile yapmış olduğu hizmet alım sözleşmesi sona erdikten sonra hizmet alımı yoluna gitmediğini, dava dışı işçilerin işten çıkarılmasında müvekkilinin bir etkisinin olmadığını, iş mahkemeleri tarafından tesis edilen hükümlerde dava dışı işçilerin asli talebinin işe iade olduğu, feri taleplerinin muaccel hale gelmesi için asli taleplerinin kabulünün şart olduğunu, asli ve feri taleplerin davacı kurum tarafından yerine getirilmesi gerektiğinden müvekkillerine rücu edilmesinin söz konusu olamayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi kurulu raporuna göre, davacı ile davalı iş ortakları arasında Nitelikli Personel Hizmet Alımına Ait Sözleşme akdedildiği, hizmet alım sözleşmelerinin ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmeler olduğu, bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesi olduğu, sözleşme kapsamında yapılması gereken işin, yüklenici işçisi tarafından yerine getirileceği, somut olayda iş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususunun ihtilaflı olmadığı, hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu bulunmadığı, işveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanmasının sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden olduğu, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin, yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair taraflar arasındaki sözleşmelerde bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden, ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerektiği,( Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2017/732 Esas 2020/2372 Karar, 01/07/2020 tarihli ilamı), davacının davadan sonra yaptığı ödemeleri talep edemeyeceği anlaşıldığından davacı kurum tarafından ödendiği tespit edilen 3.851.009,64 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, davadan önce davalıların temerrüte düşürüldüğüne dair ihtarname sunulmadığından alacağa dava ve ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesine..." karar verilmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: mahkemece eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve itiraz ettiklerini ancak ek rapor alınmadığını, uzman görüşü sunduklarını, bilirkişi raporu ile uzman görüşünün çelişkili olduğunu, çelişkinin giderilmediğini, uzman görüşünün değerlendirilmediğini, HMK 293 madde uyarınca adil yargılamama yapılmadığını, kararda gerekçe gösterilmediğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, hizmet işleri Genel Şartları'nın dosyaya sunulmadığını, varsayıma dayalı olarak karar verildiğini, bilirkişi raporunda hüküm bulunmadığını, mahkemece aksi kabul bulunduğunu, işçilerin müvekkillerinde sadece 113 gün çalıştığını, delillerin incelenmediğini, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, ihalenin bittiğini, davacının yeni ihale yapmadığını, davacıların işçileri çalıştırma şansı olmadığını, muvazaa bulunduğunu, davacının talepte bulunamayacağını, işçileri işe başlatmayanın davacı olup, müvekkillerinin sorumluluğu bulunmadığını, sözleşme ve eki belgelerde sorumlu olduklarına dair düzenleme de olmadığını, ıslah dilekçesinin kesin süreden sonra sunulduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacaklarını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tahsili taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 263.062,47 TL istinaf harcından peşin alınan 15.835 TL'nın mahsubu ile bakiye 247.227,47 TL'nın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-) Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 21/01/2026 Başkan Üye Üye Katip