7. Hukuk Dairesi 2021/4476 E. , 2022/1244 K. "" 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.03.2013 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.02.2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten so…
**7. Hukuk Dairesi 2021/4476 E. , 2022/1244 K.** **"İçtihat Metni"** 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.03.2013 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.02.2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir Davacı, çekişme konusu 62 parsel sayılı taşınmazın 15/16 payını 25/03/2009 tarihinde satın aldığını, davalının ise taşınmazda 1/32 oranında küçük bir payı bulunduğunu, 15/04/2011 tarihli ve 27/04/2011 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile davalıdan ecrimisil istendiğini, isteğin sonuçsuz kalması nedeniyle İstanbul 20. AHM’nde açtığı 2011/218 E. sayılı ecrimisil davasının kabulle sonuçlanıp kararın kesinleştiğini, dava yolu ile hüküm altına alınan ecrimisil bedelinin icra takibi ile tahsil edildiğini, devam eden aylara ilişkin ecrimisil bedellerinin tahsili amacı ile İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2013/2895 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı nedeni ile takibin durduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı, kesinleşen ecrimisil kararının ileri dönemleri bağlamayacağını, yeni dönem için alacaklının TÜFE oranlarını uygulayarak direk ecrimisil isteyemeyeceğini, öncelikle işgalin devam edip etmediğinin, kullanılan alanda azalma ya da çoğalma olup olmadığının tespit edilmesi, davacı tarafın yeni dönemler için müstakil dava açması gerektiğini, söz konusu taşınmazda payı kadar yer işgal ettiğini, fazladan kullanılan alanın olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.