11. Hukuk Dairesi 2013/9900 E. , 2014/3805 K. "" Taraflar arasında görülen davada verilen 07.03.2013 tarih ve 2013/36-2013/134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düş…
**11. Hukuk Dairesi 2013/9900 E. , 2014/3805 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davada verilen 07.03.2013 tarih ve 2013/36-2013/134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin eczacılık ve kimyasal alanda faaliyet gösteren dünyanın en eski şirketlerinden biri olduğunu, müvekkilinin ” ibareli markasının dünyada bir çok ülkede tescil edildiğini ve kullanıldığını, müvekkilinin ezdinde 2006/46922 sayı ile işlem gören ibareli marka başvurusunun, davalının tescil sayılı ibareli markasının karşıt gösterilmesi suretiyle reddedildiğini, oysa müvekkilinin ibareli markasının tesciline engel olan davalı markası ülkemizde kullanılmadığını, markalar sicilini haksız yere işgal ettiğini ileri sürerek markasının 556 sayılı KHK 14 ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş, markayı kullandıklarını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markanın sicilde kayıtlı listede bulunan mal ve hizmetler için kullanılmaması durumunda, markayı kullanan veya kendi adına tescil ettirmek isteyen kişilerin de iptal davası açabileceği, bu davalarda zarar gören kişi kavramının farklı olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira 556 sayılı KHK’nın 42. maddesinde sayılan hükümsüzlük hallerinden farklı olarak kullanılmama nedeniyle hükümsüzlük davasında doğrudan zarar gören kimse bulunmasının şart olmadığı, ancak zarar görme tehlikesi altında bulunan yada sadece marka sahibi ile aynı mal ve mal hizmet grubunda faaliyet gösteren diğer marka sahiplerinin veya aynı mal ve hizmeti üretmeyi düşünen üçüncü kişilerin dahi dava açma hakkına sahip olduğu, somut olayda da davacının açılan hükümsüzlük davasında hukuki yararı bulunduğu, kullanmama nedeniyle açılan hükümsüzlük davasına muhatap olan marka sahibinin, geçmiş dönemde markanın kendisi tarafından ciddi anlamda kullanıldığını veya kullanılmama halinin varlığına rağmen bunun haklı nedenlerden kaynaklandığını ispat etmek durumunda olduğu,bu anlamda ispat yükünün davalı tarafta olmasına karşın davalının markasının tescilli bulunduğu 02. sınıflar açısından markayı kullandığına ilişkin delil ibraz edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. .../... -2- Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.