8. Hukuk Dairesi 2013/9293 E. , 2013/8731 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Gelir Vergisi Kanununun 61
**8. Hukuk Dairesi 2013/9293 E. , 2013/8731 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104. maddeleri hükümleri gereğince işveren nakden veya hesaplama yaptığı sırada ödenecek miktar üzerinden istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben kesinti yapmaya mecburdur. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesine göre borçlu işveren vergi sorumlusu, alacaklı işçi de vergi mükellefidir. Takip konusu olan alacakların dayanak ilamda brüt olarak hesaplandığı belirtildiğinden verginin ödenmesi bakımından vergi dairesine karşı yükümlü olan borçlunun ilamda yazılı alacaklarda “vergi sorumlusu” sıfatı ile gelir vergisine mahsuben vergi dairesine ödemeye zorunlu olduğu miktarlarda kesinti yapmak ve kalan kısmı da icra dosyasına yatırmak suretiyle borçtan kurtulması mümkün olacaktır (HGK.nun 27.06.1984 tarih ve 12-280/752 sayılı kararı). Takip dayanağı ilamda borçlular aleyhinde brüt olarak alacak kalemlerine hükmedilmiş, her iki borçlu aleyhinde ilamdaki brüt alacakların müteselsilen tahsili amacı ile takip başlatılması üzerine, borçlular vekili ilamda borcun tamamından her iki borçlunun müteselsilen sorumlu tutulmadığı halde, her bir borçlunun sorumlu olduğu kısım belirtilmeden, tümünün her iki borçludan tahsili talebiyle takip başlatıldığından bahisle, ... . İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/407 Esas ve 2012/559 karar sayılı dosyasında şikayette bulunmuş, Mahkemece bilirkişi marifetiyle her bir borçlunun sorumlu olduğu alacak kalemleri ayrı ayrı tesbit edilerek icra emrinin düzeltilmesine karar verilmiştir. İcra dairesince bu hüküm doğrultusunda yeniden icra emri düzenlenmiş ve borçlulara tebliğ edilmiştir. İkinci icra emrinin tebliği üzerine borçlular vekili bu kez; brüt olarak hükmedilen alacakların nete çevrilerek talepte bulunmadığı gerekçesiyle şikayette bulunması karşısında, önceki şikayette bu hususun Mahkemece değerlendirilerek hüküm kurulduğu ve icra emrinin buna göre düzenlendiği gerekçesiyle borçlular vekilinin isteminin reddine karar verilmiştir Mahkemece yukarıda açıklandığı üzere, daha önce şikayet konusu yapılmayan ve İcra Mahkemesi kararında tartışılmayan, ilama aykırılık vasfında olduğundan HGK’nun 21.6.2000 tarih ve 2000/12-1002 sayılı kararında da benimsendiği üzere süreye tabi bulunmayan şikayetin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsizdir .Yine icra mahkemelerine yapılan şikayetin HMK’da düzenlenen dava niteliğinde olmadığı ve uygulanacak yargılama usulünün de İİK'nun da düzenlendiği nazara alınarak, verilecek kararlardan menfaati etkilenecek kişilerin resen tespit edilerek kendilerine tebligat yapıldıktan varsa başvuruya karşı cevapları alındıktan ve delilleri toplandıktan sonra şikayetin sonuçlandırılması gerektiği halde, bundan menfaati etkilenen alacaklıya şikayet dilekçesi tebliğ edilmeden sonuçlandırılması da usulsüzdür. SONUÇ: Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.