4. Hukuk Dairesi 2013/1357 E. , 2013/18566 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı-k.davalı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı-k.davacı ... aleyhine 28/11/2011 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/11/2012 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı d
**4. Hukuk Dairesi 2013/1357 E. , 2013/18566 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı-k.davalı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı-k.davacı ... aleyhine 28/11/2011 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/11/2012 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmekle, daha önceden belirlenen 26/11/2013 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı-k.davacı vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davacı-k.davalı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. Dava ve karşı dava hakaret, hakaret ve iftira nedeni ile, birleşen dava hakaret yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararların ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece asıl dava ile birleşen dava yönünden istemlerin bir bölümü kabul edilmiş, karşı dava reddedilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Asıl davada davacı, davalı .... Parti .... milletvekili olan ...'ın seçim bölgesinde ... Parti 2. olağan kongresinde yaptığı konuşmada kendisine hitaben “...yalancı...... bir saatte 50 tane yalan söyleyen, çamur at izi kalsın mantığı ile siyaset yapan bir vekildir...v.b.” sözler sarf ettiğini, kişilik haklarına saldırı teşkil eden ifadeler nedeni ile manevi tazminat ödetilmesini istemiştir. Karşı davada davacı, asıl davaya konu açıklamanın, davacının 25.11.2012 günü TBMM de yaptığı konuşmada kendisi ve ailesi hakkında alenen haksız ve mesnetsiz iddialarda bulunmasından sonra cevap mahiyetinde yapıldığını, davacının gerçeğe aykırı beyanları ve hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanmayan yolsuzluk suçlamasının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması nedeni ile manevi tazminat ödetilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı, davalının TBMM nin 20.12.2011 günlü oturumunda kendisi hakkında yaptığı açıklamanın kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmasından dolayı manevi tazminat ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece, asıl davada davalının....beldesinde yaptığı konuşmada davacı hakkında “..... 1 saatte 50 tane yalan söyleyen, çamur at izi kalsın mantığı ile siyaset yapan bir vekildir...” sözcüklerinin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturması nedeni ile istemin kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminat ödetilmesine, karşı davada, davalının 25.11.2011 günü TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmanın meclis denetim yetkisi kapsamında ve eleştiri sınırları içinde kaldığı gerekçesi ile reddine, birleşen dava yönünden, davalı ...'nin 20.12.2011 günü TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmada “...Ben bu adama diyorum ki, bak kardeşim, burada devlet malını yemeye çalışmışsınız...bunu söyleyen iki kere alçaktır...” demek sureti ile davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu kabul edilerek 5.000,00 TL manevi tazminat ödetilmesine karar verilmiştir. Dosya arasındaki tüm bilgi ve belgelerden, tarafların halen milletvekilliği görevlerini yapmakta olup, siyasetçi oldukları, davalı-karşı davacı ...'ın vekil seçilmeden önce seçim bölgesinde belediye başkanı olduğu, kardeşinin sahibi olduğu bir şirketin satın almak istediği devlet arazisi için milli emlağın sorusu üzerine metre karesi için 7,00TL fiyat bildirdiği, fiyatın kaymakam tarafından kabul edilmemesi nedeniyle komisyon oluşturularak değer tespiti yapıldığı, nihayetinde satışın metrekaresi 40,00 TL üzerinden gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı, bir siyasetçi ve milletvekili olarak söz konusu işlemlerden haberdar olmuş, kendi değer yargıları ile yaptığı değerlendirmeyi de katarak meclis kürsüsünden davalı-karşı davacıya sorular yöneltmiş, eleştirilerde bulunmuştur. Davalı-karşı davacı aynı oturumda söz hakkı alamaması üzerine, ertesi günü gittiği seçim bölgesinde yaptığı konuşmada davacı-karşı davalının kendisine yönelttiği sorulara oradan cevaplar vermiş, oda davacı-karşı davalıya yönelik kişisel değer yargıları olan ağır da olsa eleştiri sınırları içinde kalan açıklamalar yapmıştır. Davacı-karşı davalı ise, bu açıklamalara 20.12.2011 günü TBMM kürsüsünden cevaplar vermiş, sorularına net yanıt alamadığını, buna karşın davalının konuyu saptırmak için asılsız iddialar ortaya attığını, iddiaların gerçek olmadığını, gerçekliğinin kanıtlanması halinde istifa edeceğini çarpıcı cümleler ile anlatmıştır. Tarafların üstlendikleri milletvekilliği görevi nedeniyle her ikiside millet adına hareket ettiklerinden üstlendikleri ağır sorumluluğun gereği olarak küçük de olsa bazı emareler bulunması halinde hukuka aykırı olduğunu düşündükleri olay ve olguları açıklama hakkına sahiptirler. Kamunun menfaatinin bunu gerektirdiği kuşkusuzdur. Şu durumda her iki tarafta kamuya mal olmuş kişilerden olup sıradan bir kişi ile kıyaslandığından sert de olsa eleştiriye çok daha açık olmaları gerektiği, karşılıklı açıklamaların çarpıcı yanları bulunsa da bütün olarak değerlendirildiğinde her iki yanın da vekillik görevinin gereği hukuka aykırı olay ve olguları gündeme getirerek milletin hakkını korumaya çalıştıkları, karşılıklı açıklamaların kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmaması nedeni ile tazminat ödetilmesi koşulları oluşmadığı anlaşılmakla asıl davanın ve birleşen davanın da tümden reddi yerine kısmen kabullerine karar verilmiş bulunması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davalı-k.davacı yararına takdir olunan 990,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacı-k.davalıya yükletilmesine, temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 26/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.