Başvuru, iki gün süreyle hizmet yerini terk etmeme disiplin cezasıyla hâkim kararı olmaksızın hürriyetten yoksun bırakılma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; haksız olarak verilen bu cezanın iptali istemiyle açılan davada itirazları dikkate alınmadan karar verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, iki gün süreyle hizmet yerini terk etmeme disiplin cezasıyla hâkim kararı olmaksızın hürriyetten yoksun bırakılma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; haksız olarak verilen bu cezanın iptali istemiyle açılan davada itirazları dikkate alınmadan karar verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) subay statüsünde görev yapmaktadır. Başvurucu, ilçe jandarma komutanı olarak görevli iken İl Jandarma Komutanlığının 13/7/2012 tarihli emrinde kritik malzemeler arasında sayılan ve her an hizmete elverişli bulundurulması gereken araç şoförlerinden birini -yedeğini teklif ve tedarik etmeden- izne, diğerini ise sakatlıkların çokça yaşandığı halı saha futbol maçına gönderdiği, maçta şoförün ayağının kırıldığı ve böylelikle söz konusu emrin gereğinin yerine getirilmediği iddiasıyla savunması alınarak, disiplin amiri olan İl Jandarma Komutanı tarafından 13/11/2013 tarihinde emre itaatsizlik suçundan iki gün süreyle hizmet yerini terk etmeme disiplin cezasıyla cezalandırılmıştır. Başvurucu bu cezaya itiraz etmiş, üst disiplin amirince itirazı reddedilmiş ve bu karar 12/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, hizmet yerini terk etmeme disiplin cezasının iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM Üçüncü Dairesinin 8/1/2015 tarihli kararı ile davanın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Davacının komutanı olduğu Nazımiye İlçe Jandarma Komutanlığına tertip edilen iki adet zırhlı aracın bakımlarını zamanında yaptırdığı, araçları faal ve hizmete hazır halde bulundurduğu, ancak yedeği olmayan araç şoförlerinden birini yerine başka bir şoför görevlendirilmesi için yazılı olarak İl Jandarma Komutanlığına bildirim yapmadan izne gönderdiği, böylece araçlardan birinin faal halde olmasına rağmen kullanıcı personel olmadığından kullanılamadığı, yukarıda belirtilen emirler bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının hizmete ilişkin emri tam yapmadığı anlaşılmış, davacı hakkında idare tarafından tesis edilen iki gün hizmet yerini terk etmeme disiplin cezasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." Nihai karar, başvurucuya 11/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve yasal süresi içinde 27/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmıştır. Dava, bireysel başvurunun incelenme tarihi itibarıyla kesin hükümle sonuçlanmıştır. A. Ulusal Hukuk 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun "Disiplin cezaları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: (1) ''Subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre aşağıda belirtilmiştir:...d) Hizmet yerini terk etmeme... (2) Uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezaları disiplin kurulları ve disiplin amirleri tarafından; Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası yüksek disiplin kurulları tarafından verilir...'' 6413 sayılı Kanun'un "Disiplin cezalarının yerine getirilme şekilleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"... (5) Hizmet yerini terk etmeme cezası; personelin mesai bitiminden sonra görev yaptığı yerden ayrılmayıp resmî daire, kışla, eğitim alanları ile sair yerlerdeki hizmetine devam etmesidir. Bu ceza disiplin amirleri tarafından ekli (1) sayılı çizelgeye göre; disiplin kurulları tarafından dört ila on güne kadar verilebilir. Ceza verilen personel için uygun bir yatma yeri tahsis edilir. Tatil günlerinde cezanın yerine getirilmesine ara verilir. Cezanın yerine getirilmesi sırasında, hizmete ilişkin hâller hariç, günde toplam bir saati geçmemek üzere ziyaretçi kabul edilebilir...." 6413 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"1) Hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:a) Emre itaatsizlik: Kasıtlı olarak hizmete ilişkin bir emri tam yapmamak ya da değiştirerek veya sınırını aşmak suretiyle yapmaktır...." 6413 sayılı Kanun'un "Disiplin amirleri tarafından verilen cezalara itiraz ve cezanın kesinleşmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarına karşı, cezanın tebliğ edilmesinden itibaren üç iş günü içinde itiraz edilebilir. İtiraz, bir üst disiplin amirine yazılı olarak yapılır. Süresi içinde itiraz edilmez ise ceza kesinleşir." (2) Cezanın tebellüğünden kasıtlı olarak imtina edilmesi hâlinde bu durum en az iki imzalı bir tutanakla tespit edilir. Tutanağın tutulduğu tarih tebliğ tarihi sayılır. (3) İtiraz, yetkili üst disiplin amiri tarafından beş iş günü içinde karara bağlanır. İlave inceleme yapılmasının gerekli olduğu durumlarda bu süre bir katına kadar uzatılabilir. (4) İtiraz haklı görülürse, itirazı inceleyen üst disiplin amiri verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir. İtiraz haklı görülmez ise ret olunur. Karar itiraz edene tebliğ edilerek kesinleşir." 6413 sayılı Kanun'un "Yargı denetimi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: (1) Yüksek disiplin kurulları tarafından verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezaları ile subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından barış zamanında verilmiş olan aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezalarına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde iptal davası açılabilir. (2) Dava açma süresi, cezanın kesinleşmesinden itibaren başlar. Ancak Türk karasuları dışındaki gemilerde verilen cezalarda, dava açma süresi karasuları dışında işlemez."B. Uluslararası Hukuk Sözleşme Metinleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:"Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasında geçen "özgürlük" kavramı, kişinin fiziksel özgürlüğünü kapsamaktadır (Engel ve diğerleri/Hollanda [GK], B. No: 5100/.., 8/6/1976, § 58). AİHM, özgürlükten yoksun bırakmanın nesnel ve öznel iki unsurunun bulunduğunu belirtmektedir. Buna göre nesnel unsur, kişinin göz ardı edilemeyecek uzunlukta bir süre boyunca sınırları belli bir yere kapatılması; öznel unsur ise bu kapatılmanın geçerli bir rızaya dayanmamasıdır (Storck/Almanya, B. No: 61603/00, 16/6/2005, § 74). AİHM'e göre kişilerin fiziksel özgürlüğünün konu edildiği Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının amacı hiç kimsenin özgürlüğünden keyfî bir biçimde mahrum bırakılmamasını güvence altına almaktır. Yalnızca seyahat özgürlüğüne ilişkin kısıtlamalar ise bu maddenin değil Sözleşme'ye ek 4 No.lu Protokol'ün maddesinin kapsamına girmektedir. Bununla birlikte özgürlükten mahrum bırakma ve özgürlüğün kısıtlanması arasındaki fark esasa ya da niteliğe ilişkin olmayıp bir derece veya yoğunluk farkıdır. Bir kimsenin madde anlamında özgürlüğünden mahrum bırakılıp bırakılmadığının değerlendirilmesinde somut olayın özelliklerinin yanı sıra uygulanan tedbirin türü, süresi, etkileri ve uygulanma şekli gibi çeşitli faktörlerin dikkate alınması gerekir (Guzzardi/İtalya [GK], B. No: 7367/76, 6/11/1980, §§ 92, 93). Gözaltına alınıp nezarethanede tutulan, tutuklanan, hapis cezasına mahkûm edilip ceza infaz kurumuna konulan kişilerin özgürlüklerinden mahrum edildiklerinde kuşku bulunmamakla birlikte özgürlükten mahrum bırakma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabilmektedir ve bu kavramlar bütün özgürlükten yoksun bırakma hâllerini kapsamaz. Özgürlükten mahrum bırakma çeşitleri, gerek yasalardaki ve gerekse de kamu gücünün uygulamalarındaki değişimlerle artmaktadır (Guzzardi/İtalya, § 95). Sözleşme’nin maddesinin (1) numaralı fıkrasında Anayasa’nın maddesinin birinci fıkrası ile paralel bir ifadeye yer verildikten sonra aynı fıkranın (a) bendinde kişi özgürlüğü ve güvenliğinin istisnası olarak yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulma hâli düzenlenmiştir. Sözleşme’ye göre özgürlüğe getirilen sınırlamanın meşru kabul edilebilmesi için mahkûmiyet kararı sonrası tutma hâli veya hapsedilmenin yetkili mahkeme kararına dayalı ve hukuka (kanuna) uygun olması şartları aranmaktadır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı yönünden tutma hâli, geniş anlamda kullanılmakta olup gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet sonrası tutukluluk ve hükümlülük hâllerini içine almaktadır. Sözleşme maddesindeki “yetkili mahkeme” vurgusu; kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğuran ceza veya güvenlik tedbiri uygulama konusunda kanun gereği yetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardan bağımsız ve yeterli güvencelere sahip yargısal organı ifade etmektedir (benzer yöndeki kararlar için bkz. De Wilde, Ooms AndVersyp/Belçika, B. No: 2832/.., 18/6/1971, § 78; Engel ve diğerleri/Hollanda, § 68). AİHM, askerî yaşamın gerekliliklerini gözardı etmemiş ve ceza hukuku alanına girmeyecek kadar kısa olan bazı cezaların Sözleşme’nin maddesi kapsamına girmediğini belirtmiştir (Engel ve diğerleri/Hollanda, §§ 57-59).AİHM'e göre üç dört günlük hafif göz hapsi özgürlükten yoksun bırakma oluşturmaz. Çünkü bu cezayı alanların mesai saatleri dışında askerî binalarda kalma zorunlulukları varsa da bu kişiler kilit altında tutulmamakta ve görevlerini yapmaya devam etmektedir. Bu kişiler askerî yaşamın olağan sistemi içinde -az veya çok- kalmayı sürdürmektedir. Yine sıkı göz hapsi de kışla içinde belirlenmiş bir alanda bulunma şeklinde uygulanmaktadır. Bu kişiler kantine, tesis içindeki sinemaya veya gezinti yerlerine gidememekte, ancak kilit altında da bulunmamaktadır. Bu bakımdan başvurucuya verilen on iki günlük sıkı göz hapsi de özgürlükten yoksun bırakma sayılmaz (Engel ve diğerleri/Hollanda, §§ 60, 61). AİHM bu nedenlerle Ümit Gül v./Türkiye kararında (B. No: 74161/11, 10/7/2012, §§ 20, 21), başvurana uygulanan bir günlük göz hapsinin özgürlükten yoksun bırakma sayılamayacağı sonucuna varmıştır. Aslında bu tür bir cezaya çarptırılan askerlerin mesai saatleri dışında askerî binalarda veya başka bir kamusal alanda kalma zorunlulukları varsa da bu kişiler bir yere kapatılmamakta ve görevlerini yapmaya devam etmektedir. Bu kişiler, askerî yaşamın olağan sistemi içinde kalmaya az çok devam ettiklerinden, bu belirtilen hususlar ışığında AİHM, somut olayda belirtilen göz hapsi cezasının Sözleşme’nin maddesinin paragrafı bakımından problem teşkil edecek nitelikte olmadığı sonucuna varmaktadır.