Hukuk Genel Kurulu 2011/1-361 E. , 2011/390 K. "" MAHKEMESİ : Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 08/02/2011 Taraflar arasındaki “Tapu iptali ve yıkım” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Trabzon Asliye 3.Hukuk Mahkemesinin davanın reddine dair verilen 25.3.2010 gün ve 2008/13-2010/75 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 07.10.2010 gün ve 2010/8527-10113 sayılı ilamı ile; (...Dava, çekişmeli…
**Hukuk Genel Kurulu 2011/1-361 E. , 2011/390 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 08/02/2011 Taraflar arasındaki “Tapu iptali ve yıkım” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Trabzon Asliye 3.Hukuk Mahkemesinin davanın reddine dair verilen 25.3.2010 gün ve 2008/13-2010/75 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 07.10.2010 gün ve 2010/8527-10113 sayılı ilamı ile; (...Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali, sicilin kütükten terkini ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu taşınmazın kadastro tesptinin 03.5.1971 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 04.1.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava tarihine kadar 5841 Sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde eklenen hüküm uyarınca 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. Bilindiği üzere; 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup, kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak hemen belirtmelidir ki; bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğü giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır.(Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21/12/1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12/09/1977, 5445/5655 dipnot 161: 10.HD 24/02/1976, 6296/1297) Ayrıca her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 04.09.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Ne varki, somut olayda mahkemece keşif yapılmamış çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde olup olmadığı ve dava tarihinde davacı Hazinenin haklılığı belirlenmemiştir. O halde, öncelikle çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kaydının Hazinenin de tarafı olduğu ilamla oluşup, oluşmadığının belirlenmesi, oluşmamış ise keşfen uzman bilirkişilerce kıyı kenar çizgisinin saptanması, keşif sonucu çekişmeli bölümün kıyı içinde bulunduğu ve dava tarihinde davacı Hazinenin haklı olduğu anlaşılır ise yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğinden, davalının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davacının,bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir....)