8. Hukuk Dairesi 2023/754 E. , 2025/2372 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1462 E., 2022/1569 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/58 E., 2022/39 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkem
**8. Hukuk Dairesi 2023/754 E. , 2025/2372 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1462 E., 2022/1569 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/58 E., 2022/39 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Konya ili Meram ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 42398 ada 1 parsel sayılı 1.069,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, arsa vasfıyla beyanlar hanesine "parsel üzerindeki yapılar ...'e aittir." şerhi yazılarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı; Konya ili Meram ilçesi ... Mahallesinde 1953 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında kayıt dışı bırakılan Devletin tasarruf ve hükmü altında bulunan kısımda kalan evi, çardağı ve ekim dikim yaparak kullandığı bahçe olmak üzere 1 adet alanın kendi adına tescil edilmesine karar verilmesini istemiş; 22.03.2016 tarihli duruşmadaki beyanında; dava konusu taşınmazı 33 seneden beri ahır ve bahçe olarak kullandığını, ahırı yapalı 21 sene olduğunu, bahçeyi imar ihya edeli 5 sene olduğunu, dedesinin ... olduğunu, dedesinin mirasçılarının taşınmazda herhangi bir hakkı olmadığını, mirasçılarla aralarında sözlü olarak anlaştığını, onların da ...’de yerlerinin olduğunu, dava konusu yerde başka herhangi bir kişinin hak ve zilyetliğinin olmadığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili; 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığını, davacının zilyetliğini ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığını, yapılan kadastro işlemine karşı davacının bir itirazının olmadığını, taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davalı Belediyenin davanın tarafı olamayacağını, davanın sadece taşınmazın bulunduğu ilçe belediyesini ilgilendirdiğini, 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiyse davanın bu sebepten reddi gerektiğini savunarak, öncelikle husumet yokluğundan, olmadığı takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu taşınmaza ilişkin olarak Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava devam ederken 04.10.2019 tarihinde 42398 ada 1 parsel sayılı kadastro tutanağı düzenlendiğinden yargılamaya Konya Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası olarak devam edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmaza ait hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri üzerinde yapılan inceleme sonrasında 1986 ve 1900 yıllarında davalı parsel üzerinde herhangi bir faaliyetin olmadığı, 1990-2009 yılı arasında hava fotoğrafı bulunmadığı, 2009 yılındaki uydu görüntüsünde ise üzerinde ev, ahır ve samanlık görüldüğü, 2021 yılı keşif tarihi itibarı ile parsel üzerinde ev, ahır, ardiye ve samanlık ile birlikte tarımsal faaliyet yapıldığının görüldüğü, davacının dava konusu yeri 1986 ve 1990 tarihlerinde kullanmadığı, 2009 yılında kısmen, 2021 yılında tamamını kullandığı, orman mühendisinin raporunda, orman amenajman planı haritasında (T) rumuzu ile gösterilen taşlık alan olarak güzüken ve keşif esnasında yapılan tespitlere göre ev, ahır, ambar, samanlık olarak kullanıldığı anlaşılan taşınmazların, memleket ve amenajman plan haritasında üzerinde orman bitki örtüsü bulunmayan ancak çeşitli yaş ve türlerde meyve ağaçlarının olduğu tespit edilen parselin tamamının, “orman sayılmayan yer” olarak gözüktüğünü belirttiği, ziraat mühendisi ek raporuna göre, dava konusu taşınmazda keşif tarihi itibarıyla içerisinde ev olduğu, önceki raporda da belirtildiği üzere yaşları 2 ile 5 arasında değişen muhtelif sayı ve çeşitte meyve ağaçlarının olduğu ve çeşitli sebze fidelerinin olduğu, sadece yaşlı ağaç olarak ortalama yaşı 45 olan alıç ağacı görüldüğü, alıç ağacının doğada kendiliğinden yetişebilen, doğal ortamda çoğalabilen, insan faktörü olmadan meyve verebilen ağaç çeşidi olduğu, keşif tarihi itibarıyla arazi içerisinde toprak sürümü ve gübreleme gibi kültürel faaliyetlerin yapıldığının görüldüğü belirtmiş olup, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmesi hâlinde imar ve ihya yoluyla kazanılmasının mümkün olduğu, ancak taşınmaza tarım arazisi niteliği kazandırmayan ev, ahır ve samanlık yapmak gibi eylemler, uğraşlar, meydana getirilen eserler 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi kapsamında imar ve ihya olarak kabul edilemeyeceğinden (Hukuk Genel Kurulunun 24.02.1999 gün ve 1999/8-84 E., 1999/118 K. sayılı kararı) sonuç olarak dava konusu taşınmazın orman ve mera vasfında olmadığı, harita mühendisi ek raporu ve gerçeğin resmi olan hava fotoğraflarına itibar ederek ve ziraat mühendisi ek raporunda belirtilen taşınmaz içerisindeki meyve ağaçlarının yaşları dikkate alınarak, davacının 3402 sayılı Kanunu madde 14 ve 17'de aranan imar ve ihya ile çekişmesiz ve aralıksız 20 yıllık ekonomik amaca uygun zilyetlik şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu Konya ili Meram ilçesi ... Mahallesi 42398 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağında boş bırakılan malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; mahallinde yapılan keşif, beyanlar, uygulama, jeodezi ve fotogrametri mühendisinin 1986 ve 1990 yılı hava fotoğraflarına göre yöntemince yapılan inceleme ve ziraat mühendisi bilirkişinin raporu birlikte değerlendirildiğinde, eski tarihli hava fotoğraflarında dava konusu 42398 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde herhangi bir imar ihya veya tarımsal faaliyetin görülmediği, 2009 yılı uydu fotoğrafında ise üzerinde ev, ahır ve samanlık görüldüğü, tarımsal faaliyet görülmediği, ziraat mühendisi bilirkişinin raporunda ise dava konusu taşınmaz üzerinde 2 ile 5 yaşları arasında değişen muhtelif meyve ağaçlarının bulunduğunun belirlendiği, dava konusu taşınmazın 1999 tarihinde onaylanan imar planı kapsamında kaldığı ve imar planının onay tarihinden geriye davacı yararına 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü ve 17 nci maddelerinde düzenlenen imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.