5. Hukuk Dairesi 2024/2083 E. , 2025/2539 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1327 Esas, 2023/3064 Karar DAVA TARİHİ : 08.05.2019 KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında veril…
**5. Hukuk Dairesi 2024/2083 E. , 2025/2539 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1327 Esas, 2023/3064 Karar DAVA TARİHİ : 08.05.2019 KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.02.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ve davalı vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, Bala ilçesi, Beynam Mahallesi, 542 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelin taşınmazın gerçek değerinin oldukça altında kaldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın kıymetini etkileyen bütün nitelik ve unsurların ayrı ayrı değerlendirilerek taşınmazın hakkaniyete uygun gerçek karşılığının tespit edilerek, kamulaştırma bedeli olarak hükmedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.12.2019 tarihli ve 2019/104 Esas, 2019/166 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin10.12.2019 tarihli ve 2019/104 Esas, 2019/166 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli ve 2021/160 Esas, 2022/612 Karar sayılı kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza net ürün geliri esas alınarak değer biçilmesi yöntem itibari ile doğru ise de dava konusu taşınmaz sulu tarım arazisi olduğundan, bilirkişi kurulunca münavebeye esas alınan buğdayın dekara verim miktarının 450 bostanın ise 2.200 kilogram alınması gerektiği, ayrıca dava konusu taşınmazın çıplak metrekare birim değerine %20 oranında objektif değer artışı uygulanmış ise de taşınmazın konumu, bilirkişi raporunda yazılı özellikleri, Coğrafi Bilgi Sistemleri parsel sorgu uygulamasından Dairece yapılan gözleme göre objektif değer artış oranının %60 oranında uygulanması gerektiğinden bahisle kamulaştırma bedelinin tespiti için bilirkişi kurulundan alınan ek rapor alındığını, kamulaştırma fark bedeli olan 219.851,56 TL'nin süresi içerisinde bloke edildiği anlaşıldığından davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasını (f) bendi gereği olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden değerinin tespit edilmesi yöntem itibarıyla doğru ise dava konusu taşınmaza değerlendirme tarihi olan 2019 yılı resmi verilerine göre değer biçilmesi, bilirkişi kurulunca değerlendirmeye esas alınan münavebe ürünlerinin 2019 yılı itibarıyla ayrıntılı üretim giderini (harcama kalemlerini tek tek) gösteren veri cetveli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden getirtilip sermaye faizi, genel idarecilik giderleri, tarla kirası ve bilinmeyen masraflar kalemlerinin üretim masraflarına dahil edilmeyeceği göz önünde tutularak hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması ve kabule göre de İlk Derece Mahkemesi kararı ile tespit edilen bedelden acele el koyma bedelinin mahsubu ile oluşan fark bedel 14.471,75 TL’nin kesinleşince ödenmek üzere üçer aylık vadeli hesaba yatırıldığı, Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2021 tarihli ara kararı ile bu bedelin ödenmesine karar verildiği anlaşıldığından, 14.471,75 TL’ye 09.09.2019 tarihinden ara karar tarihi olan 05.03.2021 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adli Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, objektif değer artışı oranının yüksek belirlendiğini, üretim masraflarının değerlendirme tarihi olan 2019 tarihi resmî verilerine göre düşük alındığını, kapitalizasyon faiz oranın gerekçesiz olarak yüksek alındığını, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, eksik inceleme ile metrekare birim fiyatının fahiş hesaplandığını, Bölge Adliye Mahkemesince Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararını gerekçe göstererek faize ilişkin kurulan hükmün hatalı olduğunu, faiz türü ve başlangıcı açısından vatandaş yararına hizmet götüren idareler için makul bir faiz oranı tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; münavebenin hatalı belirlendiğini, ürün verimlerinin düşük alındığını, bedelin az belirlendiğini ve objektif değer artış oranının %200 oranında olması gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesi 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak ve aynı bölgeden Dairemiz denetiminden geçen dosyalarda belirlenen metrekare birim fiyatlarıyla uyumlu olarak adil ve hakkaniyete uygun olarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmeside, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragraf dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 4. Yargıtayın hukukî güvenlik ve hukukî öngörülebilirliğin temini amacıyla içtihat birliğini sağlama görevinin bulunduğu nazara alınarak yapılan değerlendirmeye göre; 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının faize ilişkin (B-1) bendinin (a) ile gösterilen alt bendinde yazılı ''dava tarihinden ''kelimelerinin tümünün hükümden çıkarılması, yerlerine ayrı ayrı ''dava tarihinden dört ay sonrası olan 09.09.2019 tarihinden "kelimeleri ve tarihinin yazılması, yine aynı bentte yer alan "kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda" kelimelerinin çıkarılarak, yerine "yasal" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.