Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/886 E. , 2025/1313 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/886 Karar No : 2025/1313 TEMYİZ EDENLER: 1-(DAVALI)... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL)... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... 3-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...8 sayılı ka
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/886 E. , 2025/1313 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/886 Karar No : 2025/1313 TEMYİZ EDENLER: 1-(DAVALI)... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL)... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... 3-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...8 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde davalı yanında müdahillerden ... Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "... Rüzgar Enerji Santrali" projesine T13 nolu türbin ilavesinin ÇED Yönetmeliğinin uygun bulunması ile "18 adet türbin - 54 MWm/52,5 MWe ... Rüzgar Enerji Santrali" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen 10/09/2020 tarih ve 6000 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının,“13 türbin ve 68,8 MWm/52,5 MWe" şeklindeki revize proje için de geçerli olduğuna ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, iki maden mühendisi, elektrik mühendisi ve harita mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, enerji ihtiyacı için dışa bağımlılığın en aza indirilmesi amacıyla yerli madencilik faaliyetlerine ve RES projelerine ihtiyaç duyulduğu bilimsel ve teknik anlamda tartışmasız olduğu ve her iki faaliyetin de 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında bulunduğu görülmekle birlikte, davacı şirket uhdesinde bulunan kuvarsit maden işletme ruhsatı alanı sınırları içerisinde dava dışı ... Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nce kurulması planlanan ve davalı idarece "ÇED Olumlu" kararı verilen "... Rüzgar Enerji Santrali" projesi ile ilgili olarak Orman Genel Müdürlüğü'nün görüşü doğrultusunda 18 adet olan türbin sayısının 12 adete düşürülmesi sonrasında çıkartılan T6 numaralı türbinin tekrar -T13 olarak- projeye eklenerek 12 adet olan türbin sayısının 13 adete çıkarılması ve proje kurulu gücünde artış yapılması suretiyle projenin revize edilmesi kapsamında T13 numaralı türbinin planlandığı bölgenin davacı şirkete uhdesinde bulunan maden işletme sahası ile çakıştığı ve söz konusu türbinin kurulması halinde maden alanının kullanılamaz hale geleceğinden maden arama ve işletme işlemlerinin türbinin alternatif alana taşınması ile mümkün olduğu, söz konusu kuvarsit oluşumunun dünyada ve ülkemizde az rastlanılan kalitede olduğu ve kazanılması durumunda, ülke ekonomisi ve kamu yararı açısından önemli bir kazanç oluşacağı, maden rezervinin doğası gereği yerinin değiştirilemeyeceği ve bulunduğu yerde çıkarılmak zorunda olması ve madencilik faaliyetlerinin cevher rezervinin bulunduğu alanda yapılması gerektiğinden alternatif bir seçeneklerinin bulunmaması nedeniyle madencilik faaliyetlerini engellemesi durumunda, öncelikle çakışan yatırımla ilgili alternatif alanların bulunup bulunmadığı tespit edilmesi gerektiği dikkate alındığında, T13 numaralı türbinin birden fazla alternatifinin bulunduğu ve alternatif alan olarak kullanılabilecek bölgelerde herhangi bir kuvarsit rezervinin bulunmadığının belirlenmesi, proje üzerinde söz konusu türbinin deplase edileceğine yönelik taahhüt bulunduğu halde, yeterli mesafede alternatif alana taşınma işleminin yapılmaması, alternatif alanlar kullanılarak hem elektrik hem de cevherin bulunduğu yerde gerçekleştirilmesi zorunluluğu bulunan maden işletmesinin sağlanabilmesi ve bu şekilde türbinin alternatif alanlara kurulması ile dava konusu alana göre kayıp miktarlarının maden devlet katkı payı değerine göre bilimsel olarak ihmal edilebilecek bir fark olduğunun ortaya konulması, türbin ilavesinin planlandığı yeni yer ile ilgili alternatiflerin değerlendirileceği ÇED sürecinin gerçekleştirilmemesi karşısında kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılan türbinin yeniden ilave edilmesinin uygun bulunduğuna ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, 2014 tarihli ÇED Yönetmeliğinin 24. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan; teknoloji değişikliği uygulamak suretiyle, verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik yapılmak istenilen değişiklikler veya prototip üretim yapan projeler kuralı kapsamında "... Rüzgar Enerji Santrali (54 MWm/52,5 MWe)" projesiyle ilgili ÇED Olumlu kararının 18 adet türbin verildiği, daha önce uygun bulunan revizyon sonrasında 12 adet türbine düşürülen ... RES" projesine 1 adet türbin ilave edilmesi şeklinde planlanan proje değişikliği hakkında dava konusu işlemle; ilgili kurumların uygun görüşlerinin bulunması, yeni T13 türbinin aynı ÇED alanı içerisinde (proje kapsamından çıkartılan T6 türbinin 127 m güneyinde) yapılmasının planlanması, alanın tamamının ÇED süreci içerisinde incelenmiş olması ve yeni durumun ÇED raporunda belirtilen çevresel önlemlere ilave yük getirmeyecek olması nedeniyle "18 adet türbin - 54 MWm/52,5 MWe ... Rüzgar Enerji Santrali" projesiyle ilgili verilen 10/09/2020 tarih ve 6000 sayılı "ÇED Olumlu" kararının,“13 türbin ve 68,8 MWm/52,5 MWe" şeklindeki revize proje için de geçerli olduğuna karar verildiği, dolayısıyla türbin ilavesine ilişkin dava konusu projeyle ilgili tesis edilen işlemin iptalini gerektiren bir yönün bulunmadığı belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalı yanında müdahil ... Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından, davanın zamanında ihbar edilmediği, dolayısıyla bilirkişi seçimi, keşif ve bilirkişi incelemesinin yokluklarında yapılmasıyla adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği, konusu farklı olan davalarda benzer gerekçelerle maden şirketi lehine yorum yapıldığı, 18 türbin için verilen ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle davacı tarafından açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği; bu projenin orman izni aşamasında T6 türbini de dahil olmak üzere türbin sayısının 12 adete düşürülmesiyle projenin revize edildiği, dava konusu proje ile de T6 türbin yerinin 127 m taşınması suretiyle T13 türbinin projeye eklenmesinin talep edildiği, dolayısıyla ilave edilecek türbin özellikleri ile ÇED raporundaki türbin özellikleri benzer nitelikte olup, T13 türbinin tekrar eklenmesinin kapasite artışı olarak değerlendirilemeyeceği, nitekim ÇED Yönetmeliği 24/1-(d) maddesi kapsamında olup olmadığının ortaya konulması bakımından teknik rapor hazırlanarak idareye sunulduğu, arazi kullanımının azalacağı, T13 türbin nedeniyle kesilecek ağacın 264 olduğu, T13 yer değiştirmesiyle toz emisyon kaynağının merkez noktasının da değiştiği, bu nedenle hava kalitesi modelleme raporunun güncellendiği, proje değişikliğine bağlı toz emisyonlarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nde verilen sınır değerlerin altında kaldığı, T13’e en yakın konutun 2500 m mesafede olduğu, çevresel etkilerin daha da iyileştiğinin teknik rapor ile ortaya konulduğu, yapılan hesaplamaya göre gürültünün sınır değer altında kaldığı, davacının 600 m taş savrulma mesafesinin bulunduğu iddiasının davacıya ait projeye ait proje tanıtım dosyasındaki verilere göre gerçeği yansıtmadığı, mevcut durumda ÇED kararı olan ocaklarla T13 türbiniyle herhangi bir çakışmanın söz konusu olmadığı, bu şekilde gösteren haritanın yanlış olduğu, söz konusu alanda herhangi bir madencilik faaliyetinin yapılamadığı, bilirkişi raporunda dayanak alınan görünür rezerv hususlarının doğru olmadığı, nitekim tek başına T13 için bir hesap yapılmadığı, proje sahibi tarafından yaptırılan verilerin esas alındığı, ayrıca bu alanda madencilik faaliyetiyle ilgili herhangi bir iznin bulunmadığı, dolayısıyla madencilik yapılacağı varsayımıyla madencilik faaliyetinin engellendiği iddiasının gerçekçi olmadığı, ayrıca davacının beyanına göre alternatif maden sahasının bulunduğu, Bakanlıkça üstün kamu yararının dava konusu proje lehine verildiği, diğer taraftan bilirkişi raporunda Bakanlığa ÇED sürecine ilişkin yöntemi belirleme yetkisi veren ÇED Yönetmeliği 24/1-(d) maddesine aykırılık tespit edilmediği, bilirkişi raporunda T13 türbini için alternatif alanlar bulunduğu yönündeki tespitin hatalı olduğu, nitekim bilirkişi heyetinde türbin için alternatif alan olup olmadığını değerlendirebilecek bir uzmanın (özellikle meteoroloji mühendisinin) bulunmadığı, dolayısıyla yalnızca alansal bazda yapılan değerlendirme ile türbinin alternatif alanlarının bulunduğu tespitinin bilimsel olmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. 3- Davalı yanında müdahil Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, nitekim bilirkişi raporunda madencilik projesiyle ilgili taş fırlatma mesafesinin 600 m olduğu, dolayısıyla T13 türbininin bu tehlikeli alanda kaldığı, bu haliyle madencilik faaliyetinin engellendiği, türbin yerinin değişmesi gerektiği tespitinin gerçeği yansıtmadığı, nitekim davacıya ait projenin proje tanıtım dosyasında kontrollü şartlarda taş savrulma mesafesinin 10,1 m olarak gösterildiği, ayrıca T13 türbinin koruma alanının davacının işletme izniyle olan girişimiyle ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının rüzgar enerji santrali projesi lehine verdiği kamu yararı kararıyla giderildiği, dolayısıyla bilirkişi raporunda girişimli gösteren haritaların yanlış olduğu gibi, T13 türbin alanının işletme izni alanında taksir edilerek, T13 türbinin RES özel izinli alana dahil edildiği, bu türbinin koruma alanında da herhangi bir madencilik faaliyetinin bulunmadığı, ayrıca kamusal bir kaybın da söz konusu olmadığı, RES işletme ömrü bitince madenin işletilmesinin mümkün olduğu, uzmanlık alanları itibarıyla bilirkişi heyeti oluşumunun yetersiz olduğu, nitekim, meteoroloji mühendisinin yer almadığı, 13 türbin bir bütün olup deplase edilmesi veya RES alanında çıkarılmasının bilimsel ve teknik bir dayanağının olmadığı veya fiilen de olanaklı olmadığı, nitekim, 2020 yılında 12 türbiniyle birlikte elektrik üretildiği, bu alandaki madencilikle ilgili alınması zorunlu hiçbir iznin alınmadığı belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, dava konusu işlemle madencilik faaliyetinin yapılmasının engellendiği, nitekim T13 türbinin "... RES" projesi özel izinli saha dışında maden sahasına yapılmak istenildiği, bu haliyle 13 türbinden T4, T5 ve T13 türbinlerinin maden rezerv alanına denk geldiği, dolayısıyla maden alanıyla RES alanının çakışmalı olduğu, yapılmak istenilen türbin için maden rezervine denk gelmeyecek şekilde alternatif alanların mevcut olduğu, ancak maden için alternatif alanın söz konusu olamayacağı, madencilik faaliyeti ile söz konusu üç türbinin maden sahasında ve alternatif alanda kurulması durumunda kamu maliyesine getireceği kazancın kıyaslanması gerekirken, bu durumun göz ardı edilerek RES projesi lehine hukuka aykırı olarak kamu yararı kararı verildiği, türbinlerin patlatmalı madencilik faaliyeti nedeniyle 600 m'lik taş savrulma mesafesinde kaldığı, madencilik projesiyle ilgili proje tanıtım dosyasında sehven taş savrulma mesafesinin 10,1 m olarak gösterildiği, RES projesinin işletme ömrü bittikten sonra madenin çıkarılabileceği iddiasının gerçekçi olmadığı, nitekim RES lisans süresinin uzatılabileceği, dolayısıyla öncelikle bu alandaki madenin çıkarılmasından sonra RES projesinin yapılmasının kamu yararına daha uygun olduğu, maden ruhsat sahası içinde olmakla birlikte maden rezervine denk gelmeyecek şekilde türbinlerin kurulmasına itirazlarının olmadığı, bilirkişilerce türbin yapılası için alternatif alan söz konusu olduğundan kamu yararı veya maliyet açısından karşılaştırma yapılmaya gerek olmadığının belirtildiği, bununla birlikte türbinin alternatif alanlara yapılması durumunda enerji verimliliğinin de artacağı, T13 türbinin, eski T6 türbinine göre 127 m deplase edilmesi madencilik faaliyetine imkan veren bir mesafe olmadığı, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde davalı yanında müdahillerden ... Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne "18 adet türbin - 54 MWm/52,5 MWe ... Rüzgar Enerji Santrali" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen 10/09/2020 tarih ve 6000 sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiş, bu kararın iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, tarafların temyiz etmemesi üzerine anılan karar kesinleşmiştir. ÇED Olumlu kararının verilmesinden sonra Orman Genel Müdürlüğünce verilen proje kapsamında orman kaybının en aza indirilmesi amacıyla türbinlerin 3 kapalı orman alanından kaydırılması yönünde görüş bildirilmesine istinaden, söz konusu projede 6 adet türbin azalışı ve mekanik gücün 11,2 MWm’lik kapasite artışı ile "12 türbin ve 52,5 MWe/65,2 MWm" şeklindeki yapılan revizyon isteminin; ÇED Yönetmeliğinin 24. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde; teknoloji değişikliği uygulamak suretiyle, verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik yapılmak istenilen değişiklikler veya prototip üretim yapan projeler için ÇED sürecine ilişkin yöntemin Bakanlıkça belirleneceği düzenlendiğinden, revizyon kapsamında türbin sayısında azalma olurken, kapasite artışının kanat çapında ve kule yüksekliğinde artış nedeniyle mekanik güçte de artış meydana geldiği, ancak 12 türbinin ÇED Olumlu kararına konu ÇED alanında yapılacak olması, revizyon ile birlikte orman alanı kaybının ve ağaç kesiminin azalacak olması, doğal kaynak kullanımı değişmezken enerji miktarının artacağı ve türbin sayısında azalma nedeniyle çevresel etkilerin azalacağı gerekçesiyle davalı idare tarafından 18/09/2020 tarih ve E.195961 sayılı işlemle; ÇED raporundaki önlem ve taahhütler saklı kalmak koşuluyla ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek olmadığına ve 10/09/2020 tarih ve 6000 sayılı "ÇED Olumlu" kararının "12 türbin ve 52,5 MWe/65,2 MWm" kurulu güçteki proje için de geçerli olduğuna karar verilmiş. ÇED raporunu hazırlayan firmanın 08/12/2021 tarih ve 358 sayılı başvurusu ile; 18 adet türbin ve 52,5 MWe/ 54 MWm kurulu gücündeki projeden çıkarılan T6 türbinin yeniden projeye (başka bir konumda) T13 türbini olarak eklenerek türbin sayısının 12’den 13’e çıkarılması ve kurulu güçte de 3,6 MWm’lik artış ile “13 türbin ve 52,5 MWe/ 68,8 MWm” şeklinde revize projenin davalı idareden ÇED Yönetmeliği kapsamında değerlendirme yapılması istenilmiştir. Davalı idare tarafından ... tarih ve ... sayılı işlemle; son durumda 1 adet türbin ilave edilmesi şeklindeki revizyon proje hakkında ilgili kurumların uygun görüşlerinin bulunması, yeni T13 türbinin aynı ÇED alanı içerisinde (proje kapsamından çıkartılan T6 türbinin 127 m güneyinde) yapılmasının planlanması, alanın tamamının ÇED süreci içerisinde incelenmiş olması ve yeni durumun ÇED raporunda belirtilen çevresel önlemlere ilave yük getirmeyecek olması nedeniyle "18 adet türbin - 54 MWm/52,5 MWe ... Rüzgar Enerji Santrali" projesiyle ilgili verilen 10/09/2020 tarih ve 6000 sayılı "ÇED Olumlu" kararının,“13 türbin ve 68,8 MWm/52,5 MWe" şeklindeki revize proje için de geçerli olduğuna, ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına karar vermiştir. Bunun üzerine, ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 24. maddesinde; "(1) Aşağıdaki projeler için uygulanacak ÇED sürecine ilişkin yöntem Bakanlıkça belirlenir: ... d) Teknoloji değişikliği uygulamak suretiyle, verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik yapılmak istenilen değişiklikler veya prototip üretim yapan projeler, ..." yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Öte yandan, yukarıda yer verilen mevzuat hükmünde, projeyle ilgili ÇED kararı verildikten sonra projede teknoloji değişikliği uygulanmak suretiyle verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik yapılmak istenilen değişiklikler için uygulanacak ÇED sürecine ilişkin yöntemin Bakanlıkça belirlenebileceği düzenlenmekle birlikte, bu kapsamda tesis edilen bir işleme karşı açılacak davada yargısal denetimin bu şartların sağlanıp sağlanmadığı ve söz konusu değişikliğin çevresel etkilere sebep olup olmadığı çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; T13 numaralı türbinin planlandığı bölgenin davacı şirkete uhdesinde bulunan maden işletme sahası ile çakıştığı ve söz konusu türbinin kurulması halinde maden alanının kullanılamaz hale geleceğinden maden arama ve işletme işlemlerinin türbinin alternatif alana taşınması ile mümkün olduğu, T13 numaralı türbinin birden fazla alternatifinin bulunduğu ve alternatif alan olarak kullanılabilecek bölgelerde herhangi bir kuvarsit rezervinin bulunmadığının belirlenmesi, proje üzerinde söz konusu türbinin deplase edileceğine yönelik taahhüt bulunduğu halde, yeterli mesafede alternatif alana taşınma işleminin yapılmaması, alternatif alanlar kullanılarak hem elektrik hem de cevherin bulunduğu yerde gerçekleştirilmesi zorunluluğu bulunan maden işletmesinin sağlanabilmesi ve bu şekilde türbinin alternatif alanlara kurulması ile dava konusu alana göre kayıp miktarlarının maden devlet katkı payı değerine göre bilimsel olarak ihmal edilebilecek bir fark olduğunun ortaya konulması, türbin ilavesinin planlandığı yeni yer ile ilgili alternatiflerin değerlendirileceği ÇED sürecinin gerçekleştirilmemesi karşısında kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılan türbin için ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına ilişkin işlemin iptaline karar verilmiş ise de, söz konusu alanda, madencilik projesiyle dava konusu projenin birlikte yapılmasının uygun bulunması ile hem maden mevzuatı hem de çevre mevzuatı kapsamında farklı uyuşmazlıkları doğuran işlemlerin tesis edildiği anlaşılmakla birlikte, her uyuşmazlık, işlemin tesisine dayanak olan mevzuat çerçevesinde çözümlenmelidir. Bu bakımdan, yapılması planlanan proje için çevre mevzuatı çerçevesinde alternatif alanlar olup olmadığı belirlenirken, dava konusu projenin başka bir projenin yapılmasını engelleyip engellemediğinden ziyade; projenin büyüklüğü ve amacı, ulaşım, iklim, çevresel koşullar gibi unsurlar yönünden yapılması planlanan yere göre daha az çevresel etkiye sebep olabilecek bir yerin olup olmadığının inceleme yapılması gerekmektedir. Nitekim somut olay özelinde projelerin işletme alanlarının çakışıp çakışmadığı, her iki projenin birlikte yapılmasında sakınca olup olmadığı, devlet katkı payında kayıpların meydana gelip gelmeyeceği gibi konular ile bunlara bağlı olarak alternatif alanın bulunup bulunmadığı konusunun ağırlıklı olarak maden mevzuatı kapsamında değerlendirilmesi gereken hususlar olduğundan, ÇED Yönetmeliği uyarınca tesis edilen dava konusu işlemin yargısal denetiminde belirleyici değildir. Olayda; (çoğunlukla) gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda, gerekse İdare Mahkemesince yapılan yargılamada, uyuşmazlık, davacının maden mevzuatı kapsamında ileri sürdüğü iddiaları çerçevesinde ele alınmış ise de, davacının yapılması planlanan projenin çevresel etkileri yönünden de itirazları olduğu gibi, dava konusu işlemin konusunun; 18 türbin için verilen ÇED Olumlu kararına konu proje kapsamından sonradan çıkarılan T6 türbinin 127 m deplase edilmesi suretiyle T13 türbini olarak yeniden projeye eklenmesine ilişkin revize projeyle ilgili ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmamasına, söz konusu ÇED Olumlu kararının revize proje için de geçerli olmasına ilişkin olduğu dikkate alındığında, yargılamanın, ÇED Yönetmeliğinin 24. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenleme gereği, T13 türbini ilave edilmesinin, teknoloji değişikliği uygulanmak suretiyle verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik yapılmak istenilen değişiklikler kapsamında olup olmadığı, bir başka ifadeyle, dava konusu işlemde belirtildiği gibi, ilave edilmesi planlanan T13 türbin yerinin ÇED Olumlu kararına konu inceleme alanında olup olmadığı ve planlanan revizenin söz konusu kararın dayanağı ÇED raporunda belirtilen çevresel önlemlere (hafriyat, toz emisyonu, gürültü, ulaşım yolu gibi hususlar yönünden) ilave yük getirip getirmediği çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Bu durumda, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, tarafların iddiaları ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının aralarında üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek çevre mühendisi, orman mühendisi, elektrik mühendisi, maden mühendisi, biyologtan oluşan uzmanlar başta olmak üzere, gerekirse başka dallarda da uzmanlar seçilerek (dava dosyası ile Dairemizin E:... sayılı dosyasında ortak veya benzer hususlar olması nedeniyle aynı bilirkişi heyeti olmak üzere) oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen dava konusu "ÇED Olumlu" kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının gerekçe yönünden Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 03/03/2025 tarihinde karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde davalı yanında müdahillerden ... Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "... Rüzgar Enerji Santrali" projesine T13 nolu türbin ilavesinin ÇED Yönetmeliğinin uygun bulunması ile "18 adet türbin - 54 MWm/52,5 MWe ... Rüzgar Enerji Santrali" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen 10/09/2020 tarih ve 6000 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının,“13 türbin ve 68,8 MWm/52,5 MWe" şeklindeki revize proje için de geçerli olduğuna ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlıkta; "18 adet türbin - 54 MWm/52,5 MWe ... Rüzgar Enerji Santrali" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce 10/09/2020 tarih ve 6000 sayılı "ÇED Olumlu" kararı verildiği ve bu işleme karşı dava açılmadığı, dolayısıyle davalı yanında müdahillerden ... Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 18 adet türbin için kazanılmış hakkının bulunduğu ve ÇED Olumlu kararının da hukuken geçerliliğini koruduğu anlaşıldığından, 13 türbinden oluşan revize projeyle ilgili tesis edilen dava konusu işlemle ilgili yargılamanın ÇED Yönetmeliğinin 24. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi çerçevesinde yapılması gerektiği Mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.