15. Ceza Dairesi 2013/20903 E. , 2015/1223 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş aç
**15. Ceza Dairesi 2013/20903 E. , 2015/1223 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK'nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır. Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır. Sanıklar ... ve ...'un mağdurların ikametgahına gelerek “Biz...'ye yardım topluyoruz" demek suretiyle bir süre kapı önünde sohbet ettikleri, daha sonra mağdur...’ye "sizde büyü var Allah tarafından biz büyüleri çözeriz" dedikleri, mağdur...’nin sanıkları içeri almasından sonra sanıkların...’ye suya bakıp... okumasını söyledikleri, mağdur...’nin evden çıktığı, bu kez sanıkların mağdur ...’dan evde bulunan herkesten bir parça elbise getirmesini, ayrıca evde bulunan altın, bilezik ve paraların besmelesiz koyulduğundan onları da getirip okuyacaklarını söylemeleri üzerine ...’ın 2 adet bilezik ve 5 TL parayı elbiselerle birlikte getirdiği, sanık ...'nun eşyaları katladığı ve üzerine yastık koyduğu ve bunları tülbent ile bağladığı, altın ve parayı da tülbent ile bağlayıp yastığın içine koyduğu, her iki sanığın bir şeyler okuyarak tamam bunları götürün dedikleri, sanıkların "biz gidiyoruz, siz namaz kılın, geri döneceğiz" diyerek ikametten ayrıldıkları, mağdurların ikamete girip namaz kıldıktan sonra yaptıkları kontrolde altınların ve 5 TL paranın olmadığını anladıkları, hemen o sırada evde bulunan ve tanık sıfatıyla beyanı alınan ...'ı kaldırdıkları, ...'ın çevrede yaptığı araştırmada sanıkları bulamaması üzerine karakola gittikleri olayda; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.04.2013 tarih 2012/15-1398 E, 2013/112 sayılı kararında açıklandığı üzere sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen "dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın gözetilmesine, 26/01/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.