11. Hukuk Dairesi 2022/6591 E. , 2023/6181 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi HÜKÜM : Davanın reddine Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi taraf
**11. Hukuk Dairesi 2022/6591 E. , 2023/6181 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi HÜKÜM : Davanın reddine Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'un davalı bankadan kullandığı kredilerin teminatı olmak için üzerine ipotek tesis ettirdiği taşınmazını, müvekkilinin ipotekli olarak satın aldığını, müvekkilinin kredilerin tamamını ödediğini, keşide ettiği ihtarname ile ipoteğin fekkini talep ettiği halde davalının gayrimenkul üzerindeki ipoteği kaldırmadığını ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığını, bunun üzerine müvekkilinin takip borcunun tamamını ödediğini, ancak kötüniyetli davalının ipoteği halen kaldırmayıp, takibe devam ettiğini iddia ederek dava konusu taşınmaz üstündeki davalı lehine konulan ipoteklerin kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yaptığı ödeme ile teminat altına alınmış borçların tamamının ödenmediğini bankanın ödenmemiş toplam 634.888,02 TL alacağı olup, dava konusu taşınmazın ipotek limiti ile sınırlı olarak teminat oluşturduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI 1.Mersin 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03.05.2016 tarih, 2012/326 E., 2015/24 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.10.2019 tarih, 2015/16959 E., 2016/8182 K. sayılı kararıyla; davanın genel kredi sözleşmesine teminat olarak tesis edilen ipoteğin kaldırılması istemine ilişkin olduğu, genel kredi sözleşmelerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen işlemlerden olduğundan bu sözleşmeleri teminen tesis edilen ipotek işlemlerinin de anılan hüküm kapsamında ticari dava olduğunun kabulü gerektiği, aynı Kanun'un 6335 sayılı Kanun ile değişik 5 inci maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin, görev ilişkisi olarak düzenlendiğinden ve görevin dava şartlarından olup, Mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğinden somut olayda dava tarihi de dikkate alındığında davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi dahilinde olduğu ve dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği gözetilmeden işin esası yönünden karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mersin 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak görevsizlik kararı verilmiştir. 2.Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile; dava konusu Mersin İli, Mezitli İlçesi, 3096 no'lu parsel, A blok, zemin kat 37 nolu bağımsız bölümün davacı adına tapuda kayıtlı bulunduğu, davacının taşınmazı ipotekli olarak 02.03.2012 tarihinde satın aldığı, taşınmaz üzerinde davalı banka lehine 600.000,00 TL tutarlı, borçlusu Ergin Kurt olan, 23.12.2008 tarihinde tesis edilmiş ipotek bulunduğu, birbirini teyit eden her iki bilirkişi raporu dikkate alınarak takibe konu olan borçların tümünün ipotekli taşınmazın davacı ... tarafından iktisap edildiği tarih olan 02.03.2012 tarihinden önce muaccel hale geldiği, davacı ...'ın 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 888 inci maddesinin ikinci fıkrası da dikkate alınarak ipotekli taşınmazı aynı şartlar dahilinde devraldığı, bu nedenlerle taşınmazı ipotekli satın alan ve bunun karşılığında mevcut kredi borcuna karşılık kısmi ödemede bulunan davacının taşınmazı devir aldığı tarih itibari ile muaccel hale gelmiş ve 4721 sayılı Kanun'un 881 inci maddesine göre henüz doğmamış olan alacakların dahi ipotekle temin edilebilmesi mümkün olduğundan sözleşme gereğince doğmamış olan alacaklardan da sorumlu bulunduğu, ayrıca dava dışı şirketin yedinde bulunan 20 adet çekten dolayı 5941 sayılı Çek Kanunu gereğince bankanın toplam 20.000,00 TL ödemekle yükümlü olduğu miktarın, yasa gereğince faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesinin de gerektiği, ipotekli taşınmazın tapu müdürlüğü tarafından düzenlenen resmi senedin koşullar başlığı taşıyan hükümlerinin de hukuka aykırılık taşımadığı, zira dava konusu taşınmazı ipotekli olarak satın alan davacı malikin sözleşmenin yapılması sırasında bu koşulların varlığını ve içeriğini görerek, sonuçlarının da farkında olarak resmi senedi imzaladığı kanaatine varılmış olup, ipotekli taşınmazın davacı tarafından iktisap edildiği tarihten önce muaccel hale gelmiş olan borçların ödenmemesi nedeni ile ipoteğin kaldırılması şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; görevsiz Mahkemece alınan bilirkişi raporlarına itiraz ettiklerini ancak yeni bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, Kanun hükmü gereği kullandırılacak kredinin hüküm doğurabilmesi için rehnedilecek gayrimenkulün maliki ile alacaklı arasında bir sözleşme bulunmasının şart olduğunu, her ne kadar ipotek limit ipoteği olsa dahi ipotekli gayrimenkulün 3. kişiye devri halinde devir tarihi itibari ile yeniden tahsis edilen kredilerde gayrimenkul sahibi 3. kişinin onayı alınması gerektiğini, aksi halde devralan 3.kişinin sorumluluğunun devir tarihi itibari ile muaccel olmuş borç kadar olduğunu, gayrimenkulün ilk devir tarihi olan 08.10.2009 tarihinin tapu sicil müdürlüğünce davalı bankaya bildirildiğini, bu tarih itibari ile var olan tüm borçtan devralan 3.kişinin ipotek yükü ile sorumlu olduğunu, bu itibarla dosyaya sunulan her iki bilirkişi raporunda da bilirkişinin takip konusu borcu, işbu devir tarihi itibari ile hesaplaması gerekirken ilk devir tarihinden sonra kullandırılan ve Ergin Kurt’un kefil sıfatı ile imzaladığı kredi borçlarını da hesap konusu yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 08.10.2009 tarihinden sonra da müteaddit kereler kredi kullandırıldığını, ancak işbu kullandırılan kredilerin hiçbirinde yeni maliklerin onayı alınmadığını ve kendilerine bu hususta bildirim yapılmadığını, müvekkilinin işbu gayrimenkulü 02.03.2012 tarihinde devraldığını, devir sonrasında davalı bankaya müracaat ederek ilk devir tarihi olan 08.10.2009 tarihine kadar muaccel olmuş 115.286,29 TL borcu ödediğini ve gayrimenkul üzerindeki ipotek yükünün bittiğini, davalı bankanın ilk devir tarihi olan 08.10.2009 tarihinden sonra kullandırdığı kredilerde devralan 3. kişilerin onayını almadığından işbu kredilerin teminatı olmak üzere ipotek yükünden faydalanamayacağını, takip konusu ipoteğin limit ipoteği olmasına karşın takip ile kredi kullanan şirketin ve gayrimenkulün ilk maliki Ergin Kurt’un kullandığı bireysel kredilerin de tahsili yoluna gidildiğini, limit ipoteğinin bireysel kredilerin teminatı olamayacağını, bu itibarla da kararın yasaya aykırı olduğunu, gerekçede davalı bankaya halen borcun mevcut olduğunun belirtildiğini ancak taşınmazın ilk devir tarihi olan 08.10.2009 tarihi itibariyle borcun olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, resmi senet akit tablosunun 5 inci maddesinde ipotekli taşınmazın devrine ilişkin esasların düzenlendiğini, ‘‘yeni malik borcun tamamını veya kendi parçasına düşen payı’’ ifadesine yer verildiğini, işbu ifade de dahi muaccel bir borç ilişkisi esas alındığını, doğacak borçlar için devre ilişkin esasların düzenlenmediğini, bu hususun dahi devirden sonra doğan borçların yeni maliki bağlamayacağının göstergesi olduğunu, dosyada mevcut son bilirkişi raporunun sonuç kısmında açıkça Adana 3. İcra Müdürlüğü 2012/7425 E. sayılı takip dosyasına konu borcun müvekkilinin iktisap tarihi olan 02.03.2012 tarihinden evvel doğduğunun belirtildiğini, daha önce gerçekleştirilen satışların göz ardı edildiğini, bu ibarenin dahi daha önce gerçekleştirilen 08.10.2009 tarihli satış değerlendirme konusu edilseydi ipoteğin bu tarih ve öncesini kapsayacağının kanıtı olduğunu, ayrıca her iki bilirkişi raporunda da ipotek yükünün ne kadar bedel ödendiği takdirde kalkacağının hesap edilmediğini, gerekçeli kararda da bu hususun belirtilmediğini, tek başına dosya da mevcut bir hesabın olmayışı ve gerekçeli kararda belirtilmeyişinin dahi bozma sebebi olduğunu, gerek ipotek yükünün halen devam ediyor olması gerekse de dosya içinde 60.000,00 TL teminat bulunması hususları da değerlendirilerek teminatsız olarak dava konusu gayrimenkule ilişkin tüm satışların durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ederek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ipoteğin fekki talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 881 inci maddesi, 888 inci maddesi. 3. Değerlendirme Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.