1. Hukuk Dairesi 2021/9548 E. , 2021/7753 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu ipta…
**1. Hukuk Dairesi 2021/9548 E. , 2021/7753 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Davacı, davaya konu taşınmazların mirasbırakan tarafından mirastan mal kaçırmak amacıyla davalılara temlik edildiğini ileri sürerek, tapularının iptaliyle mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu′nun (HMK) 119/1. maddesinin (e) ve (f) bentleri uyarınca davada dayanılan vakıa ve delillerin davacı tarafa tanınan kesin süre içerisinde bildirilmediğinden bahisle HMK′nın 119/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş, ancak gerekçeli kararda, davacı tarafın delillerini süresinde bildirdiği halde süre hesabında düşülen yanılgı nedeniyle kararda hata yapıldığı vurgulanmış; kararın davalılar tarafından vekalet ücretine yönelik temyizi üzerine de, karar Dairece sadece vekalet ücreti yönünden bozulmuş; Mahkemece, bozmaya uyularak davanın usulden reddine ve davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmiş; hüküm bu kez davacı tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere, duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, HMK'nın 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte tam olarak yazması ve 297/2. maddesinde öngörülen biçimde hüküm sonucunu tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HMK'nın 294. maddesinin getirdiği imkândan faydalanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunması yargılamanın aleniyetine ve kararların gerekçeli olmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK’nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargının, hakimin ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.