(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9866 E. , 2009/11058 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.03.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında düzeltim istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar …
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9866 E. , 2009/11058 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.03.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında düzeltim istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava,dava konusu parsellerin tapu kaydında yanlış yazıldığı belirtilen davacıların kök murisi ... oğlu İbrahim'in ve diğer tapu malikleri Hürmüs, ..., ..., ..., ...'in kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Dava konusu taşınmazların tapulama tutanakları getirtilmemiştir. Bu nedenle taşınmazların kayıt maliklerine ne şekilde intikal ettiği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Ayrıca tapu kaydında kimlik bilgileri yanlış yazıldığı iddia edilen kişilerin nüfus kayıtları da mevcut değildir. Oysa düzeltmelerin nüfus kayıtlarındaki kimlik bilgilerine göre yapılması gerekir. O halde mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazların tesciline esas olan Tapulama tutanakları tüm dayanakları ile birlikte ilgili yerlerden getirtilmeli, tutanağın edinme sütunundaki bilgilere göre taşınmazların tapu kayıt maliki olan kişilere ne şekilde geçtiği belirlenmeli, tutanak bilirkişilerinin hayatta olup olmadıkları araştırılmalı hayatta olanlar varsa tanık sıfatıyla dinlenmeli, tapu kaydı ve dayanakları ile nüfus kayıtları arasında bağlantı oluşturacak şekilde inceleme yapılmalıdır.Nüfus müdürlüğünden kayıtta ismi geçen kişiler ile aynı kimlik bilgilerine sahip başka kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Tüm araştırmalara rağmen kesin kanaat oluşmamışsa taşımazların bulunduğu mahalde keşif yapılarak tanıklar ve varsa tutanak bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir. Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar incelenmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,15.10.2009 günü oybirliği ile karar verildi.