4. Hukuk Dairesi 2022/33 E. , 2023/2200 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2418 Esas - 2021/2345 Karar HÜKÜM/KARAR : Red-Vekalet Ücreti Yönünden Yeniden Hüküm Kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/77 Esas 2021/230 Karar Taraflar arasındaki kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş…
**4. Hukuk Dairesi 2022/33 E. , 2023/2200 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2418 Esas - 2021/2345 Karar HÜKÜM/KARAR : Red-Vekalet Ücreti Yönünden Yeniden Hüküm Kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/77 Esas 2021/230 Karar Taraflar arasındaki kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf itirazlarının vekalet ücreti yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Davacı ve davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 21.02.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkilinin evlilik dışı ilişkisi sonucu müşterek çocuk ... 'ın dünyaya geldiğini, davalının aile hukukundan doğan sorumluluklarını yerine getirmediğini, davalının yasal eşi müşterek çocuk ... 'ı 6 aylıkken öğrenmesine rağmen müvekkiline ve çocuğuna adeta hapis hayatı yaşattığını, davalının tanıma senedi ile müşterek çocuğu tanıdığını, ancak hamilelik sürecinde davalının müvekkilinden sürekli çocuğu aldırmasını istediğini, davacının çocuğu aldırmayacağını söylemesi üzerine taraflar arasındaki ilişkinin sona erdiğini, davacının toplum baskısı nedeniyle hamileliğini gizli saklı geçirdiğini ve manevi olarak yıprandığını, müşterek çocuğun doğum ve hastane masraflarını davacının babasının karşıladığını, davalının müşterek çocuğu tanıma işlemini "oğlum ... 'ın biyolojik babasından bir şey talep etmeyeceğim." şeklinde bir yazı yazıp imzalaması koşuluyla kabul ettiğini, davalının bir süre sonra davacıyla tekrar görüşmeye başladığını, rahatça görüşebilmek için davacının İzmir'e taşınmasını sağladığını, davacının davalının isteği üzerine bir süre sonra İstanbul'a taşındığını, davalının davacıya ve kendisine yüzük alarak aile ve eş olduklarını söylediğini, davacı ve müşterek çocuğun davalı ile kapalı kapılar ardında görüştüklerini, davalının çalıştığını çalıştığı takımın şampiyonluk kutlamalarında davalının eşi ve çocukları ile poz verdiğini, ... 'ın babasını çocukları ile görünce çocukların kim olduğunu sorduğunu, davacının çocuklarına bu durumu açıklayamadığını, tarafların bu yüzden kavga ettiklerini, çocuğun hiç arkadaşı olmadığını, davacının davalıyla yaptığı bir tartışma sırasında davalının eşinin ... 'dan çocuk 6 aylıkken haberdar olduğunu öğrendiğini, taraflar arasında yaşanan sorunlar nedeniyle davalının çocuğunu arayıp sormadığını, davacının Denizli'ye baba evine döndüğünü, bu aşamada taraflar ve evlilik dışı çocuk hakkında haberler yapıldığını, davacının Denizli'de sokağa çıkamaz hale gelmesi üzerine davalı tarafından yardım vaadiyle Kuşadası'na taşındığını, davalının yardım vaadini yerine getirmediğini, davacının yıllarca duygusal ve cinsel anlamda sömürüldüğünü, davalının doğum ve hastane masraflarını ödemediğini, davacının çalışmaktayken çocuğu olması nedeniyle işten ayrıldığını, birliktelik yaşanmaya başladığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında başlayan evlilik dışı ilişkinin davalının o dönem işi nedeniyle içinde bulunduğu sıkıntılı süreçte yaşanan geçici bir birliktelik olduğunu, ilk olarak davacının davalıya duygusal bir mesaj gönderdiğini, davalının işinde sıkıntı yaşadığı bir dönemde yanlışlıkla davacıya mesaj gönderdiğini, ilerleyen süreçte taraflar arasında yakınlaşma olduğunu, ilişki öncesinde davacının davalıya çocuğu olamayacağı için korunmalarına gerek olmadığını söylediğini, taraflar görüştüklerinde davalının davacıya ileriye dönük bir ilişki düşüncesi yaşamadığını söylediğini, eşinden, ailesinden ayrılmayacağını bildirdiğini, davacının hamile olduğunu kürtaj için yasal süre dolmadan öğrendiğini, davacının bir daha çocuk sahibi olamayabileceğini belirterek çocuğu doğurmak istediğini, davalının evlilik dışı doğan çocuğun ne gibi sıkıntılara yol açabileceğini davacıya anlattığını, davacının bir süre sonra davalıya çocuğu aldırdığını söylediğini, 3 ay sonra ise davacının davalıya çocuğu aldırmadığını bildirdiğini, davacının davalı ile hiç bir zorlama olmadan ilişkisini sürdürdüğünü söylediğini, davalının çocuğu doğduktan sonra hiçbir zorlama olmadan çocuğu tanıdığını, ailesinin dağılmaması için davalının bu durumun saklı kalmasını istediğini, davalının eşine evlilik dışı çocuğu olduğunu açıkladığını, davalının davacı ile çocuğu dışında herhangi bir amaçla buluşmadığını, müşterek çocuk 1,5 yaşına girdiğinde tarafların tekrar ilişki yaşamaya başladıklarını, bu durumun davacının gösterdiği yakınlık ve davalının iş ve ekonomik nedenlerle yaşadığı sıkıntılardan kaynaklandığını, davacının İzmir'e kendi isteği ile taşındığını, cinsel birliktelik için davalının davacıyı kandırdığı iddiasının doğru olmadığını, davacının işi nedeniyle İstanbul'da yaşaması üzerine davalıdan çocuğunu görebilmesi için İstanbul'a taşınıp taşınmayacağını sorduğunu, davalının bu soruyu olumlu karşılayarak İstanbul'a taşındığını, davalının davacıya nezaketen yüzük hediye ettiğini, davalının ilişkinin hiçbir aşamasında davacıya vaatte bulunmadığını, müvekkilinin çocuğuyla görüşmelerini sürdürdüğünü, çocuğun maddi manevi ihtiyaçlarını karşıladığını, talep olunan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... reşit ve mümeyyiz olan kadın ve erkek kendi rızaları ile sonuçlarını bilerek ve düşünerek arkadaşlık kurmuşlar, daha sonra da gayri resmi olarak karı-koca hayatı yaşamışlardır. Taraflar arasında imam nikahı olması, birlikteliklerini gayri resmi olmaktan çıkartmaz. Bu nedenle taraflar arasında evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sonuçlarını doğurmaz. Davacı taraf, davalı ile bu ilişkiye başlarken reşit ve mümeyyizdir. Resmi olarak evlenmeden önce bu şekilde hayat sürmeleri kişisel tercihidir. Bu nedenle davalının TBK kapsamında haksız fiilinden söz edilemeyeceğinden TMK madde 2 gereğince herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürstlük kurallarına uymak zorunda olduğundan, davacının kendi tercihlerinin sonuçlarını 3. kişilere yüklemek dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; manevi tazminat taleplerinin dayanağının Türkiye’nin de taraf olduğu CEDAW sözleşmesi hükümleri olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin bu durumu hiçbir suretle değerlendirmediğini, davalı lehine verilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, iş bu davada manevi tazminatın koşullarının oluştuğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu olayda davacının kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilebilecek bir eylemin dolayısıyla ortada kanunun aradığı niteliklere uygun haksız bir fiilin mevcut olmamasına, yerleşik yargı içtihatlarının da bu doğrultuda bulunmasına, ayrıca ortada kadınlara yönelik bir ayrımcılığın da bulunmamasına, Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmamasına göre manevi tazminatın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak davanın tümden reddedilmesine rağmen davalı lehine maktu yerine nisbi vekalet ücreti takdir edilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin davalı yararına hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf itirazının kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine ve kararın davalı vekalet ücreti yönünden düzeltilmesiyle yeniden hüküm tesisine ve davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; manevi tazminat taleplerinin dayanağının Türkiye’nin de taraf olduğu CEDAW sözleşmesi hükümleri olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin bu durumu hiçbir suretle değerlendirmediğini, iş bu davada manevi tazminatın koşullarının oluştuğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu, 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davacının kişilik haklarının ihlal edilmesine yönelik haksız bir eylemin bulunmamasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.